atoybil
08-27-2005, 23:19
Hamdi Mert
Kur´an medeniyeti´
Fecr Yayınevi, geleneksel hale getirdiği “Kur’an Sempozyumları”ndan VIII’incisini Yozgat’ta gerçekleştirdi. “Bozok Yaylasında Kur’an İklimi” başlıklı önceki yazımda ifade ettiğim gibi 14-15 Mayıs’ta yapılan sempozyumla ilgili izlenimlerimi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
Öncelikle organizasyonu gerçekleştiren “Fecr Yayınevi” editörü Tuncer NAMLI’ya, sempozyumu himayelerine alan Prof. Dr. Mehmet BAYRAKTAR’a ve katılan bilim adamı ve uzmanlara himmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.
4 ayrı celsede 8 tebliğ sunuldu. Her tebliği, konunun uzmanı bir bilim adamı değerlendirdi. Dinleyicilerin sorularıyla da zenginleşen tebliğlerin, müzakerecilerin değerlendirmeleriyle birlikte biran önce kitap haline getirilmesi acil dileğimiz.
´Kur´an ile dirileceğiz´
Tuncer NAMLI, sempozyumun açılışında iki gün sürecek toplantıların çerçevesini çizerken, bir yandan da “Kur’an” üzerine yoğunlaşmalarındaki amacı belirtti:
Öncelikli amaçlarının “Bilim adamlarını halkla buluşturmak” olduğunu ifade eden Tuncer Bey, “Kur’an’ı kaybettik, düştük; onunla buluştuğumuzda, yeniden dirileceğiz” vurgusunu yaptı.
“Kur’an bir vadide, biz bir başka vadideyiz” diyen Namlı, “Toplumsal dirilişimiz, duygu ve zihin dirilişimizle başlayacak” diye ilâve etti.
Tuncer Bey’in adeta bütün bildiri(tebliğ)leri özetleyen bir değerlendirmesi de şu idi:
“İslam dünyası, sorunlarını çözmek durumunda olanların sorunları yüzünden tıkanmıştır”.
Bu değerlendirme, gerçekten de Türkiye’nin ve İslam dünyasının özeti idi.
Öncelikle Türkiye:
“Yönetim” sorunlarına bakınız. “Ekonomik” problemleri masaya yatırınız.. “Din”î meseleleri -lütfedip- akıl süzgecinden geçiriniz.. “Eğitim”, “Sağlık”, “Sosyal doku”daki çözülmeler.. Nereye baksak, sorumluların “sorunlu” kişilikleri ve zaafları karşımıza çıkmıyor mu?
´Kur´an ile yüzleşmek´
“Çağdaş Dinî-Toplumsal Hareketler”; “Tarihî Perspektifte Müslüman Kimliği”; “İslam’ın Dünya Tasavvuru”; “İslam’ın Hayat Tasavvuru” ana başlıklı oturumlarda ilâhiyatçı bilim adamları (UTAH/ABD, Selçuk Fen Edebiyat ve Ankara Dil-Tarih’ten üç hoca dışında hepsi ilahiyatçı idi) İslam dünyasının güncel problemlerine Kur’an-ı Kerim’den cevap/çare aradılar ve bizleri Kur’an ile yüzleşmeye davet ettiler.
Sempozyumdaki konuşma sırasına göre Çanakkale/18 Mart, Kayseri/Erciyes, İstanbul, Marmara, Konya/Selçuk, Gazi/Çorum, Samsun/19 Mayıs üniversiteleri İlâhiyat fakültelerinden katılan bütün öğretim üyelerini ve konuşma özetlerini burada saymak isterdim. Bu konuda fcr@fcr.com.tr adresinden bilgi alınabilir.
Ancak Ankara İlâhiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Murtaza KORLAELÇİ’nin “Fiziki vatan”, “Metafizik/manevi vatan” ayırımı ile “Fizik vatanı korumanın yolu, metafizik vatana düşman ayağı bastırmamaktır” tembihini okuyucularıma hatırlatmadan geçemeyeceğim.
... Ve İstanbul İSAM’dan Doç. Dr. Tahsin GÖRGÜN’ün “Dünyayı imar edecek insanı yeniden inşa etmek durumundayız” tespitini..
Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet PAÇACI’nın “Müslümanların Gelecek Tasavvuru”nu Enbiya Suresi’nin 105. ayetindeki “Salih kullar” imajına bağlaması bu yeni “inşa” gereğinin Kur’anî dayanağı idi.
´Kur´an´ı sana vahyedilmiş gibi oku´!
Çorum İlâhiyat’tan Doç. Dr. Mesut OKUMUŞ, büyük mütefekkir İkbal’in babası Şeyh Nur Muhammed’in küçük İkbal’e nasihatini hatırlattı:
“Evlâdım, Kur’an’ı okurken C. Hak bu kitabı, sanki sana vahyetmiş gibi oku”!.
Şüphesiz bu tavsiye hepimize… Tam da Müslümanların düşünce dünyasının emperyal bir işgalin cenderesinde bulunduğu bu dönemde!.
Millet oluşumumuzun, milli kültürümüzün, hayat felsefemizin, kısaca medeniyetimizin temeli Kur’an’dır. Tıpkı Batı Medeniyeti’nin Hıristiyanlık ve İncil temeline oturduğu gibi.. Batı bizi değerlendirirken bu gerçeği görüyor. Batı’ya yönelirken, biz de bunu gözardı etmemeliyiz. Kur’an Sempozyumunda bunlar ve daha başkaları konuşuldu.
Sempozyumun sonunda ayrıca izleyicilere Türkçe mealli Kur’an dağıtıldı. Bu duyguları ve iklimi bize yaşatan, Tuncer NAMLI’nın şahsında Fecr Yayınevi sahiplerine, yönetici ve çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.
Yol arkadaşım değerli işadamı Celal MUTLUER’le birlikte Yozgat’tan-Ankara’ya, Kur’an ile buluşacağımız; Kur’an ile yüzleşeceğimiz; Kur’an ile dirileceğimiz günlerin hasreti ile döndük.
Kur´an medeniyeti´
Fecr Yayınevi, geleneksel hale getirdiği “Kur’an Sempozyumları”ndan VIII’incisini Yozgat’ta gerçekleştirdi. “Bozok Yaylasında Kur’an İklimi” başlıklı önceki yazımda ifade ettiğim gibi 14-15 Mayıs’ta yapılan sempozyumla ilgili izlenimlerimi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
Öncelikle organizasyonu gerçekleştiren “Fecr Yayınevi” editörü Tuncer NAMLI’ya, sempozyumu himayelerine alan Prof. Dr. Mehmet BAYRAKTAR’a ve katılan bilim adamı ve uzmanlara himmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.
4 ayrı celsede 8 tebliğ sunuldu. Her tebliği, konunun uzmanı bir bilim adamı değerlendirdi. Dinleyicilerin sorularıyla da zenginleşen tebliğlerin, müzakerecilerin değerlendirmeleriyle birlikte biran önce kitap haline getirilmesi acil dileğimiz.
´Kur´an ile dirileceğiz´
Tuncer NAMLI, sempozyumun açılışında iki gün sürecek toplantıların çerçevesini çizerken, bir yandan da “Kur’an” üzerine yoğunlaşmalarındaki amacı belirtti:
Öncelikli amaçlarının “Bilim adamlarını halkla buluşturmak” olduğunu ifade eden Tuncer Bey, “Kur’an’ı kaybettik, düştük; onunla buluştuğumuzda, yeniden dirileceğiz” vurgusunu yaptı.
“Kur’an bir vadide, biz bir başka vadideyiz” diyen Namlı, “Toplumsal dirilişimiz, duygu ve zihin dirilişimizle başlayacak” diye ilâve etti.
Tuncer Bey’in adeta bütün bildiri(tebliğ)leri özetleyen bir değerlendirmesi de şu idi:
“İslam dünyası, sorunlarını çözmek durumunda olanların sorunları yüzünden tıkanmıştır”.
Bu değerlendirme, gerçekten de Türkiye’nin ve İslam dünyasının özeti idi.
Öncelikle Türkiye:
“Yönetim” sorunlarına bakınız. “Ekonomik” problemleri masaya yatırınız.. “Din”î meseleleri -lütfedip- akıl süzgecinden geçiriniz.. “Eğitim”, “Sağlık”, “Sosyal doku”daki çözülmeler.. Nereye baksak, sorumluların “sorunlu” kişilikleri ve zaafları karşımıza çıkmıyor mu?
´Kur´an ile yüzleşmek´
“Çağdaş Dinî-Toplumsal Hareketler”; “Tarihî Perspektifte Müslüman Kimliği”; “İslam’ın Dünya Tasavvuru”; “İslam’ın Hayat Tasavvuru” ana başlıklı oturumlarda ilâhiyatçı bilim adamları (UTAH/ABD, Selçuk Fen Edebiyat ve Ankara Dil-Tarih’ten üç hoca dışında hepsi ilahiyatçı idi) İslam dünyasının güncel problemlerine Kur’an-ı Kerim’den cevap/çare aradılar ve bizleri Kur’an ile yüzleşmeye davet ettiler.
Sempozyumdaki konuşma sırasına göre Çanakkale/18 Mart, Kayseri/Erciyes, İstanbul, Marmara, Konya/Selçuk, Gazi/Çorum, Samsun/19 Mayıs üniversiteleri İlâhiyat fakültelerinden katılan bütün öğretim üyelerini ve konuşma özetlerini burada saymak isterdim. Bu konuda fcr@fcr.com.tr adresinden bilgi alınabilir.
Ancak Ankara İlâhiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Murtaza KORLAELÇİ’nin “Fiziki vatan”, “Metafizik/manevi vatan” ayırımı ile “Fizik vatanı korumanın yolu, metafizik vatana düşman ayağı bastırmamaktır” tembihini okuyucularıma hatırlatmadan geçemeyeceğim.
... Ve İstanbul İSAM’dan Doç. Dr. Tahsin GÖRGÜN’ün “Dünyayı imar edecek insanı yeniden inşa etmek durumundayız” tespitini..
Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet PAÇACI’nın “Müslümanların Gelecek Tasavvuru”nu Enbiya Suresi’nin 105. ayetindeki “Salih kullar” imajına bağlaması bu yeni “inşa” gereğinin Kur’anî dayanağı idi.
´Kur´an´ı sana vahyedilmiş gibi oku´!
Çorum İlâhiyat’tan Doç. Dr. Mesut OKUMUŞ, büyük mütefekkir İkbal’in babası Şeyh Nur Muhammed’in küçük İkbal’e nasihatini hatırlattı:
“Evlâdım, Kur’an’ı okurken C. Hak bu kitabı, sanki sana vahyetmiş gibi oku”!.
Şüphesiz bu tavsiye hepimize… Tam da Müslümanların düşünce dünyasının emperyal bir işgalin cenderesinde bulunduğu bu dönemde!.
Millet oluşumumuzun, milli kültürümüzün, hayat felsefemizin, kısaca medeniyetimizin temeli Kur’an’dır. Tıpkı Batı Medeniyeti’nin Hıristiyanlık ve İncil temeline oturduğu gibi.. Batı bizi değerlendirirken bu gerçeği görüyor. Batı’ya yönelirken, biz de bunu gözardı etmemeliyiz. Kur’an Sempozyumunda bunlar ve daha başkaları konuşuldu.
Sempozyumun sonunda ayrıca izleyicilere Türkçe mealli Kur’an dağıtıldı. Bu duyguları ve iklimi bize yaşatan, Tuncer NAMLI’nın şahsında Fecr Yayınevi sahiplerine, yönetici ve çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.
Yol arkadaşım değerli işadamı Celal MUTLUER’le birlikte Yozgat’tan-Ankara’ya, Kur’an ile buluşacağımız; Kur’an ile yüzleşeceğimiz; Kur’an ile dirileceğimiz günlerin hasreti ile döndük.