atoybil
09-02-2005, 20:41
Tersinden Bakalım
Başta AKP hükümeti olmak üzere hemen herkes 3 Ekim tarihine kilitlendi. AB propagandası yapan çevrelere göre önemli olan 3 Ekim tarihinde müzakerelerin - daha doğrusu tarama sürecinin - başlaması. Ondan sonrası Allah kerim. Zaten aynı çevrelere göre önemli olan Türkiye''nin AB''ye tam üye olup olmaması veya bu üyeliğin ne derece şartlı olup olmaması değil. Önemli olan bu sürecin kendisi. Yani ''biz Türkiye''yi itip kakmak için ve Türkiye''yi bir etnik cehennem içerisine sokmak, bu arada dış politikada elinden her şeyi almak ve çıkamayacağı bir kapana sokmak için AB bahanesini kullanıyoruz'' demeye getiriyorlar.
Hükümetin de aynı kanaatte olduğu artık açık. Bu yüzden PKK ve ona destek veren yan kuruluşların yaptıklarını görmezden geliyor. Gün geçmiyor ki, bölgeden bir kalkışma haberi gelmesin. Dehap''lı belediye başkanları yasalara en basit manada uyma mecburiyeti hissetmiyorlar. Trabzon''da öldürülen Suriye uyruklu teröristler için Nusaybin''de tören yapılıyor ve belediye başkanı onları ''şehitler'' olarak anıyor ve onların mücadelesinin kendi onurları olduğunu ifade ediyor.
Batman''ın Beşiri kasabasında yapılanlar işin zıvanadan çıktığının açık bir delili. Belediye başkanı ve PKK sempatizanları teröristle çatışma halindeki güvenlik güçlerinin üstüne gitmeye kalkışıyorlar. Bu hadiselere hükümetin neredeyse destek olma anlamına gelen kararsız, basiretsiz tavırları da eklenince vatandaş ülkenin diğer bölgelerinde tam bir infial yaşıyor. En ufak bir tahrik linç eylemleriyle karşılık buluyor.
En büyük sorumlu hükümet hiç bir şey yapmıyor. Sebebi de 3 Ekim. Tarama süreci başlasın, sonrasında ne olursa olsun. Tarama süreci yeter ki başlasın. Peki tarama süreci yeni bir takım şartlarla başlarsa ne olacak. Örneğin Türkiye Ek Protokol''e tek taraflı olarak ilave ettiği deklarasyondan vazgeçse, liman ve hava alanlarını Rumlara açsa, Protokol ve uygulamasının yaratacağı sonuçları Kıbrıs Rumlarını tanımaya yönelik bir süreç olarak değerlendireceğini kabullense ve tarama süreci başlasa ne olacak?
Tarama sürecinin bitiminde her dosyanın açılması ve kapanması sırasında yeni taleplerle karşılaşmayacak mıyız? Dış politikada Kıbrıs, Ege, Ermeni soykırımı iddiaları gibi konuları bir tarafa bırakalım, içerde PKK ve destekçilerinin tahrik ve faaliyetleri duracak mı? Muhtemelen hayır...Hatta tam tersine artabilir. Beşiri ve Nusaybin''deki hadiseler çok daha kapsamlı hale gelebilir ve bölgesel düzeye ulaşabilir.
Şu anda 3 Ekim başlasın diye teröristlere şehit (!) muamelesi yapan cenaze törenlerine bir şey diyemiyorsak, yarın, teröristlerle bir yerde çatışmaya girmiş güvenlik güçlerine karşı yürüyen kalabalıklara ne yapacağız? Ayrıca unutmamak gerekir ki, bu işler adım adım ilerler. Güvenlik güçleriyle çatışmada öldürülen Diyarbakırlı bir teröristin cenazesine belediye ambulans verdiği gün bir infial oluşmuştu. Ardından bölgedeki hemen her Dehap''lı belediye aynı şeyleri yapmaya başladı; ama artık sıradan olaylar gibi cereyan ediyor.
Öldürülen teröristlerin cenazelerini bir şehit merasimine dönüştürme girişimleri de aynı şekilde gelişti. Artık neredeyse alışmış durumdayız. Bunları yapan belediye başkanlarını hükümet 3 Ekim tarihi zora girmesin diye görevden alamıyor. Peki 3 Ekim''den sonra durum ne olur? Üstelik tarama süreci sanki üyeliği garanti eden bir şeymiş gibi gösterileceğine göre, bu süreci zora sokacak her girişimden kaçınacaktır hükümet. Bu da otomatikman PKK''yı azdıracak ve ülkenin diğer bölgelerinde PKK ve Kürt ırkçılığı karşıtı gösteri ve infiali artıracaktır.
Bunun nihai aşaması iç savaştır. Yani Kıbrıs, Ege gibi konularda istenenleri versek, Ermeni soykırımı iddiaları konusundaki talepleri karşılasak bile, sürecin içerdeki kısmı fevkalade sancılı geçecektir. Aklı başında herkesin oturup ciddiyetle düşünmesi gereken bir noktadayız.
Şu anda PKK''yı kullanarak, onlara eylem yapmalarını söyleyen ve böylece Türkiye''nin 3 Ekim sürecini tıkamak isteyen yabancı servisler 3 Ekim''den sonra çok daha etkili çalışmayacaklar mı? PKK yoluyla Türkiye''yi meşgul etmek isteyen ve bu meşguliyeti AB cenderesi yoluyla yapan ABD aynı faaliyet ve örtülü operasyonlarını daha fazla yapmayacak mı? Türkiye''yi üyeliğe götürmeyeceği gün gibi ortada olan bir süreci sırf başlasın diye istemenin ne anlamı vardır, kötü niyetten gayri?
Hasan Ünal
Başta AKP hükümeti olmak üzere hemen herkes 3 Ekim tarihine kilitlendi. AB propagandası yapan çevrelere göre önemli olan 3 Ekim tarihinde müzakerelerin - daha doğrusu tarama sürecinin - başlaması. Ondan sonrası Allah kerim. Zaten aynı çevrelere göre önemli olan Türkiye''nin AB''ye tam üye olup olmaması veya bu üyeliğin ne derece şartlı olup olmaması değil. Önemli olan bu sürecin kendisi. Yani ''biz Türkiye''yi itip kakmak için ve Türkiye''yi bir etnik cehennem içerisine sokmak, bu arada dış politikada elinden her şeyi almak ve çıkamayacağı bir kapana sokmak için AB bahanesini kullanıyoruz'' demeye getiriyorlar.
Hükümetin de aynı kanaatte olduğu artık açık. Bu yüzden PKK ve ona destek veren yan kuruluşların yaptıklarını görmezden geliyor. Gün geçmiyor ki, bölgeden bir kalkışma haberi gelmesin. Dehap''lı belediye başkanları yasalara en basit manada uyma mecburiyeti hissetmiyorlar. Trabzon''da öldürülen Suriye uyruklu teröristler için Nusaybin''de tören yapılıyor ve belediye başkanı onları ''şehitler'' olarak anıyor ve onların mücadelesinin kendi onurları olduğunu ifade ediyor.
Batman''ın Beşiri kasabasında yapılanlar işin zıvanadan çıktığının açık bir delili. Belediye başkanı ve PKK sempatizanları teröristle çatışma halindeki güvenlik güçlerinin üstüne gitmeye kalkışıyorlar. Bu hadiselere hükümetin neredeyse destek olma anlamına gelen kararsız, basiretsiz tavırları da eklenince vatandaş ülkenin diğer bölgelerinde tam bir infial yaşıyor. En ufak bir tahrik linç eylemleriyle karşılık buluyor.
En büyük sorumlu hükümet hiç bir şey yapmıyor. Sebebi de 3 Ekim. Tarama süreci başlasın, sonrasında ne olursa olsun. Tarama süreci yeter ki başlasın. Peki tarama süreci yeni bir takım şartlarla başlarsa ne olacak. Örneğin Türkiye Ek Protokol''e tek taraflı olarak ilave ettiği deklarasyondan vazgeçse, liman ve hava alanlarını Rumlara açsa, Protokol ve uygulamasının yaratacağı sonuçları Kıbrıs Rumlarını tanımaya yönelik bir süreç olarak değerlendireceğini kabullense ve tarama süreci başlasa ne olacak?
Tarama sürecinin bitiminde her dosyanın açılması ve kapanması sırasında yeni taleplerle karşılaşmayacak mıyız? Dış politikada Kıbrıs, Ege, Ermeni soykırımı iddiaları gibi konuları bir tarafa bırakalım, içerde PKK ve destekçilerinin tahrik ve faaliyetleri duracak mı? Muhtemelen hayır...Hatta tam tersine artabilir. Beşiri ve Nusaybin''deki hadiseler çok daha kapsamlı hale gelebilir ve bölgesel düzeye ulaşabilir.
Şu anda 3 Ekim başlasın diye teröristlere şehit (!) muamelesi yapan cenaze törenlerine bir şey diyemiyorsak, yarın, teröristlerle bir yerde çatışmaya girmiş güvenlik güçlerine karşı yürüyen kalabalıklara ne yapacağız? Ayrıca unutmamak gerekir ki, bu işler adım adım ilerler. Güvenlik güçleriyle çatışmada öldürülen Diyarbakırlı bir teröristin cenazesine belediye ambulans verdiği gün bir infial oluşmuştu. Ardından bölgedeki hemen her Dehap''lı belediye aynı şeyleri yapmaya başladı; ama artık sıradan olaylar gibi cereyan ediyor.
Öldürülen teröristlerin cenazelerini bir şehit merasimine dönüştürme girişimleri de aynı şekilde gelişti. Artık neredeyse alışmış durumdayız. Bunları yapan belediye başkanlarını hükümet 3 Ekim tarihi zora girmesin diye görevden alamıyor. Peki 3 Ekim''den sonra durum ne olur? Üstelik tarama süreci sanki üyeliği garanti eden bir şeymiş gibi gösterileceğine göre, bu süreci zora sokacak her girişimden kaçınacaktır hükümet. Bu da otomatikman PKK''yı azdıracak ve ülkenin diğer bölgelerinde PKK ve Kürt ırkçılığı karşıtı gösteri ve infiali artıracaktır.
Bunun nihai aşaması iç savaştır. Yani Kıbrıs, Ege gibi konularda istenenleri versek, Ermeni soykırımı iddiaları konusundaki talepleri karşılasak bile, sürecin içerdeki kısmı fevkalade sancılı geçecektir. Aklı başında herkesin oturup ciddiyetle düşünmesi gereken bir noktadayız.
Şu anda PKK''yı kullanarak, onlara eylem yapmalarını söyleyen ve böylece Türkiye''nin 3 Ekim sürecini tıkamak isteyen yabancı servisler 3 Ekim''den sonra çok daha etkili çalışmayacaklar mı? PKK yoluyla Türkiye''yi meşgul etmek isteyen ve bu meşguliyeti AB cenderesi yoluyla yapan ABD aynı faaliyet ve örtülü operasyonlarını daha fazla yapmayacak mı? Türkiye''yi üyeliğe götürmeyeceği gün gibi ortada olan bir süreci sırf başlasın diye istemenin ne anlamı vardır, kötü niyetten gayri?
Hasan Ünal