türükbil
09-24-2005, 20:22
Yalan Dolan Konferansında Kuvvayı Milliye Güçleri ile Satılmış Kuvvayı İnzibatiye’nin ön çatışmaları başladı ! .....Açıkistihbarat
Küresel faşistlerin beslemeleri, AB sürecini , demokrasi ve insan haklarını kalkan yaparak, Türk Milletine çamur atma, efendilerinin Türkiye’yi yok etmelerine zemin hazırlama görevlerini ifa etmek için kanunsuz olarak düzenledikleri Yalan Dolan Konferanslarına başladılar. Zamanında kovduğumuz küresel faşistler , tekrar vatanımızı ele geçirmek için yeni Ali Kemalleri- Damat Feritleri- Vahdettinleri- Ali Galipleri– Kuvvayı İnzibatiyeleri ile saldırılarına başladı ve yeni Kuvvacıları karşılarında buldu:
Küresel Faşizme Geçit YOK ! Geldikleri Gibi Gidecekler ! Ya İSTİKLAL YA ÖLÜM TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE !
Konferansta içeride, dışarıda tartışma var
İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'nde süren ''İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları'' başlıklı konferansın ''Sorunlara Toplu Bakış'' başlıklı birinci oturumunda, konuşmacılar ile bazı dinleyiciler arasında sözlü tartışma yaşandı.
Konferansın ilk oturumunun ''soru-cevap'' bölümüne geçildiği sırada, açılış konuşmalarına da sık sık müdahalede bulunan ve ABD'de lobi faaliyetlerinde bulunan ''Turkish Forum'' üyesi olduğunu ifade eden Fatma Sarıkaya söz aldı.
Sarıkaya, ''Ermenilerin kaybı inkar edilmiyor. Ölülerimize hep birlikte ağlamamamız gerginlik çıkarıyor. Türk Devleti ile kavgası olanlara Ermeni vatandaşların ihtiyacı yok. Onlar mı tercih etti bunu? Bugün gördüğüm, araştırmacılar ile iddialarını ispat etme gereği görmeden politikacıları alet ederek oldubittiye getirmek isteyenler arasındaki gerginlik'' dedi.
Fatma Sarıkaya, ayrıca Fransız üniformasıyla talim yapan Ermenilerin yer aldığı fotoğrafın bulunduğu belgeyi de gösterdi.
Oturumu yöneten Prof. Dr. Ahmet İnsel ise Sarıkaya'ya müdahale ederek, ''Hanımefendi kendinizi küçük düşürmeyin'' dedi.
''MÜSLÜMAN KAYIPLARLA İLGİLİ DE SÖZ EDECEK MİSİNİZ?''
Dinleyiciler arasındaki Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Budak da, konuşmacılara, ''Türkiye'de resmi söylem ölümleri inkar etmiyor. Siz Müslüman kayıplarla ilgili de söz edecek misiniz?'' sorusunu yöneltti.
Bu soru üzerine oturum konuşmacılarından Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Berktay, Türk ve Müslüman kayıplara da değinileceğini söyledi.
Doç. Dr. Berktay, ''1915 tehcirine gelinceye kadar Ermeni ve Türk çeteleri arasında yerel ölçekli düşük yoğunluklu etnik savaş olduğunun bir gerçek olduğunu'' kaydederek, ''sadece Ermeni çetelerinin Türk köylerine saldırmadığını, Türk çetelerinin de Ermeni köylerine saldırdığını'' savundu.
Doç. Dr. Berktay, 1915'te devletin emriyle yapılan tehcirde başka bir şey bulunduğunu belirterek, ''Devletin korumakla yükümlü olduğu tebasının bir bölümü üzerinde hükümlü olduğu kanuni himayeyi kaldırması ve 'bunlar meşru avdır' demesi olayıdır. 'Av sezonu açılmıştır' demesi olayıdır'' şeklinde konuştu.
Mustafa Budak ise böyle bir şeyin olmadığını vurguladı. Bunun üzerine Berktay, ''Böyle bir şey var. Öyle evraklar var ki, bunların Teşkilat-ı Mahsusa aracılığıyla icra edilen gizli katliam emirlerinden söz ettiği son derecek açıktır'' dedi.
Budak'ın tekrar yanıt vermesi üzerine Doç. Dr. Berktay, şunları kaydetti:
''Soruyu sordunuz, cevap verdim. Burada konuşmacı benim. Cevabı hazmedemiyorsunuz. 'Türk ve Müslüman kayıplarından ne haber' halet-i ruhiyesi öyle bir noktaya geldi ki; Yahudi soykırımında 6 milyon Avrupalı Yahudi öldü. Almanya 2. Dünya Savaşı sırasında 7.5 milyon kayıp verdi. Yahudi soykırımı tartışmaları sırasında Alman tarihçilerin 'Alman kayıplarından ne haber' dediğini duydunuz mu?''
GAZETECİ-YAZAR CENGİZ ÇANDAR'A YUMURTALI SALDIRI
Bu arada gazeteci-yazar Cengiz Çandar, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'ne girişinden önce basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Çandar, ''toplantının yapılmasının yapılmamasından daha iyi olduğunu'' vurgulayarak, ''konferansın engellenmiş olması halinde Avrupa Birliği (AB) görüşmelerinde Türkiye'nin önüne sorun olarak çıkarılacağını'' söyledi.
''Akademik içerikli olan toplantının daha sonra yapılan tartışmalarla farklı algılandığını ve siyasi bir şekle büründüğünü'' kaydeden Çandar, toplantıya katılan isimlerin de tarihçi kimliklerinin tartışılmaz ve ''Bu konuyu tarihçiler tartışsın'' yaklaşımına uygun olduğunu bildirdi.
Konuşmasının ardından yerleşkeye girmekte olan Çandar'a, dışarıda bekleyen protestoculardan bazıları yumurta ve domates attılar. Atılan yumurtalardan ikisi Çandar'ın sırtına isabet etti.
DIŞARIDA DA GÖSTERİLER VAR
"İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" başlığı altındaki konferansın yapıldığı İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi’nin önünde toplanan çeşitli grupların, konferans ve katılımcılara yönelik protesto gösterileri sürüyor.
Dolapdere Yerleşkesi yakınında biraraya gelen bazı siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşları üyesi yaklaşık 300 kişi, ellerindeki Türk Bayrakları, çeşitli afiş ve dövizlerle sloganlar atarak konferansı protesto etti.
Burada basın açıklaması yapan İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, "toplantının bir ’tarih toplantısı’ görüntüsüyle düzenlendiğini, ancak yapılanın tarihle bir ilgisi olmadığını" kaydederek, konferansın siyasi amaçlarla yapıldığını öne sürdü.
Önsel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Açıkça ilan ediyorlar... Amaç Türkiye’nin 1915-1922 tarihlerini kapsayan milli kurtuluş savaşını mahkum etmek, Türkiye’yi soykırım suçlusu ilan etmek ve milli devleti yıkmak amacıyla müdahale zemini yaratmaktır. Söz konusu konferans, sipariş ve parayla yapılan ısmarlama bir toplantıdır. Düzenleyen 3 üniversitenin ABD, AB ve Soros ile olan bağlantıları, amacın bilimsel tartışma olmadığını açıkça göstermektedir. Tarih yeniden emperyalist ülkelerin paralarıyla yazılmak istenmektedir."
AVUKAT KERİNÇSİZ’İN AÇIKLAMASI
Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Kemal Kerinçsiz de, "konferansın, İstanbul 4. İdari Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına rağmen mekan değiştirilerek, kanuna karşı hile yapılarak düzenlendiğini" iddia etti.
"Mahkemenin kararının herhangi bir üniversite ile ilgili olmadığını, toplantının yapılmamasına yönelik olduğunu" savunan Kerinçsiz, "ortada bir yasa ihlali bulunduğunu ve buna bazı hukukçuların da dahil olduğunu" öne sürdü.
Kerinçsiz, "mahkeme kararının bir ara karar olduğunu, davanın devam ettiğini, süren bir davaya ilişkin telkin ve yönlendirmede bulunmanın da Anayasal suç olduğunu" ileri sürdü.
"Konferansın yapılmamasına yönelik düşüncelerinin devam ettiğini ve bu amaçla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduklarını, ancak kendilerinin haklı olmasına rağmen gereğinin yapılmadığını" iddia eden Kemal Kerinçsiz, "Bu olay artık hukuki olmaktan çıkmış siyasi bir olaydır. Bu toplantının arkasında olan herkesle ilgili yasal başvurularımızı yapacağız" dedi.
-"TÜRKLER TARİHİN HİÇBİR DÖNEMİNDE SOYKIRIM YAPMADI"
Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol da, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözde Ermeni soykırımı iddialarını protesto etmek amacıyla geldiğini belirterek, Türklerin tarihin hiçbir döneminde soykırım yapmadıklarını, tam aksine dünyanın çeşitli bölgelerinde soykırıma uğradıklarını söyledi.
Öte yandan konferansa dinleyici olarak katılmak üzere Dolapdere’ye gelen Prof. Dr. Erdal İnönü’nün yerleşkeye girişi, protestocular tarafından yolu kapatılarak engellenmek istendi.
Yerleşkeye zorlukla giren Prof. Dr. İnönü’ye, bir grup protestocu tepki gösterirken, başka bir grup "Sayın İnönü, o vatan hainlerinin arasına girmeyin" diye seslendi.
Tarih Kurumu'ndan tepki
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, her türlü tartışmaya açık olan toplantıların bilimsel olacağını, aynı düşünceden insanların biraraya gelip aynı şeyleri tekrar etmelerinin, herhangi bir muhalif düşünce olmadan yapılan konuşmaların bilimsel olamayacağını söyledi.
Konferansın siyasi nitelikli olduğunu söyleyen Halaçoğlu, "diaspora savunucuları, soykırım konusunun tartışmayı bile kabul etmeyecek ölçüde gerçek olduğu iddiasındalar. Önyargı ile yaklaşırlar. Bu toplantıda da, 'resmi söylemi kabul etmiyoruz, onların zaten ne söylediğini biliyoruz' diyorlar. Diaspora da aynı şeyleri söylüyor. Demek ki buradaki toplantı, diaspora Ermenileri'nin toplantılarının Türkiye'deki bir uzantısı'' dedi.
Küresel faşistlerin beslemeleri, AB sürecini , demokrasi ve insan haklarını kalkan yaparak, Türk Milletine çamur atma, efendilerinin Türkiye’yi yok etmelerine zemin hazırlama görevlerini ifa etmek için kanunsuz olarak düzenledikleri Yalan Dolan Konferanslarına başladılar. Zamanında kovduğumuz küresel faşistler , tekrar vatanımızı ele geçirmek için yeni Ali Kemalleri- Damat Feritleri- Vahdettinleri- Ali Galipleri– Kuvvayı İnzibatiyeleri ile saldırılarına başladı ve yeni Kuvvacıları karşılarında buldu:
Küresel Faşizme Geçit YOK ! Geldikleri Gibi Gidecekler ! Ya İSTİKLAL YA ÖLÜM TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE !
Konferansta içeride, dışarıda tartışma var
İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'nde süren ''İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları'' başlıklı konferansın ''Sorunlara Toplu Bakış'' başlıklı birinci oturumunda, konuşmacılar ile bazı dinleyiciler arasında sözlü tartışma yaşandı.
Konferansın ilk oturumunun ''soru-cevap'' bölümüne geçildiği sırada, açılış konuşmalarına da sık sık müdahalede bulunan ve ABD'de lobi faaliyetlerinde bulunan ''Turkish Forum'' üyesi olduğunu ifade eden Fatma Sarıkaya söz aldı.
Sarıkaya, ''Ermenilerin kaybı inkar edilmiyor. Ölülerimize hep birlikte ağlamamamız gerginlik çıkarıyor. Türk Devleti ile kavgası olanlara Ermeni vatandaşların ihtiyacı yok. Onlar mı tercih etti bunu? Bugün gördüğüm, araştırmacılar ile iddialarını ispat etme gereği görmeden politikacıları alet ederek oldubittiye getirmek isteyenler arasındaki gerginlik'' dedi.
Fatma Sarıkaya, ayrıca Fransız üniformasıyla talim yapan Ermenilerin yer aldığı fotoğrafın bulunduğu belgeyi de gösterdi.
Oturumu yöneten Prof. Dr. Ahmet İnsel ise Sarıkaya'ya müdahale ederek, ''Hanımefendi kendinizi küçük düşürmeyin'' dedi.
''MÜSLÜMAN KAYIPLARLA İLGİLİ DE SÖZ EDECEK MİSİNİZ?''
Dinleyiciler arasındaki Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Budak da, konuşmacılara, ''Türkiye'de resmi söylem ölümleri inkar etmiyor. Siz Müslüman kayıplarla ilgili de söz edecek misiniz?'' sorusunu yöneltti.
Bu soru üzerine oturum konuşmacılarından Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Berktay, Türk ve Müslüman kayıplara da değinileceğini söyledi.
Doç. Dr. Berktay, ''1915 tehcirine gelinceye kadar Ermeni ve Türk çeteleri arasında yerel ölçekli düşük yoğunluklu etnik savaş olduğunun bir gerçek olduğunu'' kaydederek, ''sadece Ermeni çetelerinin Türk köylerine saldırmadığını, Türk çetelerinin de Ermeni köylerine saldırdığını'' savundu.
Doç. Dr. Berktay, 1915'te devletin emriyle yapılan tehcirde başka bir şey bulunduğunu belirterek, ''Devletin korumakla yükümlü olduğu tebasının bir bölümü üzerinde hükümlü olduğu kanuni himayeyi kaldırması ve 'bunlar meşru avdır' demesi olayıdır. 'Av sezonu açılmıştır' demesi olayıdır'' şeklinde konuştu.
Mustafa Budak ise böyle bir şeyin olmadığını vurguladı. Bunun üzerine Berktay, ''Böyle bir şey var. Öyle evraklar var ki, bunların Teşkilat-ı Mahsusa aracılığıyla icra edilen gizli katliam emirlerinden söz ettiği son derecek açıktır'' dedi.
Budak'ın tekrar yanıt vermesi üzerine Doç. Dr. Berktay, şunları kaydetti:
''Soruyu sordunuz, cevap verdim. Burada konuşmacı benim. Cevabı hazmedemiyorsunuz. 'Türk ve Müslüman kayıplarından ne haber' halet-i ruhiyesi öyle bir noktaya geldi ki; Yahudi soykırımında 6 milyon Avrupalı Yahudi öldü. Almanya 2. Dünya Savaşı sırasında 7.5 milyon kayıp verdi. Yahudi soykırımı tartışmaları sırasında Alman tarihçilerin 'Alman kayıplarından ne haber' dediğini duydunuz mu?''
GAZETECİ-YAZAR CENGİZ ÇANDAR'A YUMURTALI SALDIRI
Bu arada gazeteci-yazar Cengiz Çandar, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'ne girişinden önce basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Çandar, ''toplantının yapılmasının yapılmamasından daha iyi olduğunu'' vurgulayarak, ''konferansın engellenmiş olması halinde Avrupa Birliği (AB) görüşmelerinde Türkiye'nin önüne sorun olarak çıkarılacağını'' söyledi.
''Akademik içerikli olan toplantının daha sonra yapılan tartışmalarla farklı algılandığını ve siyasi bir şekle büründüğünü'' kaydeden Çandar, toplantıya katılan isimlerin de tarihçi kimliklerinin tartışılmaz ve ''Bu konuyu tarihçiler tartışsın'' yaklaşımına uygun olduğunu bildirdi.
Konuşmasının ardından yerleşkeye girmekte olan Çandar'a, dışarıda bekleyen protestoculardan bazıları yumurta ve domates attılar. Atılan yumurtalardan ikisi Çandar'ın sırtına isabet etti.
DIŞARIDA DA GÖSTERİLER VAR
"İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" başlığı altındaki konferansın yapıldığı İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi’nin önünde toplanan çeşitli grupların, konferans ve katılımcılara yönelik protesto gösterileri sürüyor.
Dolapdere Yerleşkesi yakınında biraraya gelen bazı siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşları üyesi yaklaşık 300 kişi, ellerindeki Türk Bayrakları, çeşitli afiş ve dövizlerle sloganlar atarak konferansı protesto etti.
Burada basın açıklaması yapan İP İstanbul İl Başkanı Erkan Önsel, "toplantının bir ’tarih toplantısı’ görüntüsüyle düzenlendiğini, ancak yapılanın tarihle bir ilgisi olmadığını" kaydederek, konferansın siyasi amaçlarla yapıldığını öne sürdü.
Önsel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Açıkça ilan ediyorlar... Amaç Türkiye’nin 1915-1922 tarihlerini kapsayan milli kurtuluş savaşını mahkum etmek, Türkiye’yi soykırım suçlusu ilan etmek ve milli devleti yıkmak amacıyla müdahale zemini yaratmaktır. Söz konusu konferans, sipariş ve parayla yapılan ısmarlama bir toplantıdır. Düzenleyen 3 üniversitenin ABD, AB ve Soros ile olan bağlantıları, amacın bilimsel tartışma olmadığını açıkça göstermektedir. Tarih yeniden emperyalist ülkelerin paralarıyla yazılmak istenmektedir."
AVUKAT KERİNÇSİZ’İN AÇIKLAMASI
Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Kemal Kerinçsiz de, "konferansın, İstanbul 4. İdari Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına rağmen mekan değiştirilerek, kanuna karşı hile yapılarak düzenlendiğini" iddia etti.
"Mahkemenin kararının herhangi bir üniversite ile ilgili olmadığını, toplantının yapılmamasına yönelik olduğunu" savunan Kerinçsiz, "ortada bir yasa ihlali bulunduğunu ve buna bazı hukukçuların da dahil olduğunu" öne sürdü.
Kerinçsiz, "mahkeme kararının bir ara karar olduğunu, davanın devam ettiğini, süren bir davaya ilişkin telkin ve yönlendirmede bulunmanın da Anayasal suç olduğunu" ileri sürdü.
"Konferansın yapılmamasına yönelik düşüncelerinin devam ettiğini ve bu amaçla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduklarını, ancak kendilerinin haklı olmasına rağmen gereğinin yapılmadığını" iddia eden Kemal Kerinçsiz, "Bu olay artık hukuki olmaktan çıkmış siyasi bir olaydır. Bu toplantının arkasında olan herkesle ilgili yasal başvurularımızı yapacağız" dedi.
-"TÜRKLER TARİHİN HİÇBİR DÖNEMİNDE SOYKIRIM YAPMADI"
Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol da, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözde Ermeni soykırımı iddialarını protesto etmek amacıyla geldiğini belirterek, Türklerin tarihin hiçbir döneminde soykırım yapmadıklarını, tam aksine dünyanın çeşitli bölgelerinde soykırıma uğradıklarını söyledi.
Öte yandan konferansa dinleyici olarak katılmak üzere Dolapdere’ye gelen Prof. Dr. Erdal İnönü’nün yerleşkeye girişi, protestocular tarafından yolu kapatılarak engellenmek istendi.
Yerleşkeye zorlukla giren Prof. Dr. İnönü’ye, bir grup protestocu tepki gösterirken, başka bir grup "Sayın İnönü, o vatan hainlerinin arasına girmeyin" diye seslendi.
Tarih Kurumu'ndan tepki
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, her türlü tartışmaya açık olan toplantıların bilimsel olacağını, aynı düşünceden insanların biraraya gelip aynı şeyleri tekrar etmelerinin, herhangi bir muhalif düşünce olmadan yapılan konuşmaların bilimsel olamayacağını söyledi.
Konferansın siyasi nitelikli olduğunu söyleyen Halaçoğlu, "diaspora savunucuları, soykırım konusunun tartışmayı bile kabul etmeyecek ölçüde gerçek olduğu iddiasındalar. Önyargı ile yaklaşırlar. Bu toplantıda da, 'resmi söylemi kabul etmiyoruz, onların zaten ne söylediğini biliyoruz' diyorlar. Diaspora da aynı şeyleri söylüyor. Demek ki buradaki toplantı, diaspora Ermenileri'nin toplantılarının Türkiye'deki bir uzantısı'' dedi.