atoybil
11-06-2005, 23:02
İsteyen tepe tepe kullansın
Türk-Ortodoks Kilisesi Basın Sorumlusu Sevgi Erenerol Bartholomeos’un Yunanistan’a gitmesinin şart olduğunu
belirtiyor
“Patrİkhane Yunanistan’a gitsin” imza kampanyasını destekleyenler arasında yer alan Türk-Ortodoks Kilisesi Basın Sorumlusu Sevgi Erenerol, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un 10 Kasım’da toplantı yapmasındaki amacının Atatürk’ten ve Türkiye Cumhuriyeti’nden intikam almak olduğunu belirtti.
Türk-Ortodoks Patrikhanesi BasIn Sorumlusu Erenerol, KİN TOHUMLARI EKEN FENER
RUM PATRİKHANESİ’NE VE YASA TANIMAZ PAPAZ BARTHOLOMEOS’A BÜYÜK TEPKİ GÖSTERDİ
Fener Rum Patrikhanesi kökleriyle sökülüp atılmalı
Röportaj: Yüksel MUTLU
‘Fener Patriği Bartholomeos’un, 10 Kasım’da sözde Kıbrıs Patriği’nin durumunu görüşme bahanesiyle toplantı yapmasının altında, ‘Ekümeniklik’ iddiasını güçlendirmek, Atatürk ve Cumhuriyet’ten intikam alma hırsı yatmaktadır.’
‘Papaz Efendi, ABD’nin himayesine girdi. Yaptığı meydan okumalarının ardında Amerika’dan aldığı destek vardır. Geçmişten bu topraklarla derin bağı olduğunu iddia eden Patrikhane kökleriyle birlikte sökülüp Yunanistan’a gönderilmelidir.’
Patrikhane Yunanistan’a gitsin imza kampanyasını destekleyenler arasında yer alan Türk-Ortodoks Patrikhanesi Basın Sorumlusu Sevgi Erenerol, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un 10 Kasım’da toplantı yapacağını açıklamasının altında Atatürk’ten ve Türkiye Cumhuriyeti’nden intikam almak olduğunu belirtti. Bartholomeos’un sergilediği tavır ve konuşmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verdiği gibi, Türkiye’de yaşayan 1400 Rum vatandaşı da tedirgin ettiğini kaydeden Erenerol,patrikhaneni bir an önce layık olduğu yere, Yunanistan’a gitmesi gerektiğini vurguladı. Sevgi Erenerol, başlatılan imza kampanyası ile ilgiil olarak sorularımız cevaplandırdı.
Bartholomeos’un Kudüs Patriğini yargılamasının ardından şimdi de Kıbrıs Patriği tayini ile toplantı kararı alması Ortodoks cemaati açısından olağan bir durum mudur?
Kıbrıs Rum Kilisesi’nin kendi patriğini seçim olayı tamamiyle kilisenin iç işleriyle ilgili. Bağımsız bir kilise olarak kendi iç bünyelerinde halletmeleri gerekirken burada, Fener Rum Patrikhanesi’nde karara bağlanması “Ekümenik’lik” safsatası ile bir şekilde gündeme getiriliyor. Bu toplantıyla Bartholomeos’un yapmak istediği şudur: “Ben ekümenik patriğim. Dolayısıyla her konu bana danışılıyor.Benim kararımla alınıyor.” Bu konu bugüne kadar zaten Kıbrıs Rum kesiminde çözülmekteydi. Oradaki kilise zaten bağımsız bir kiliseydi. Ulusal bir devletin ulusal kilisesiydi. Dolayısıyla kendi aralarında toplanıp kendi seçimini yaparlardı.Bu nedenle burayla hiç bir bağlantıları yoktur. Buradaki amaç Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini “İşte bakın ben ekümenikim, mahkeme kuruyor, ben azlediyor, seçimi ve kararları da ben veriyorum” şeklinde uyarmaktır. Ama, bundan daha tehlikelisi ise şu an Kıbrıs Rum kesiminin “Annan planına”, “Hayır” demesi kilisenin öncülüğündedir. Ortodoks mezhebinde kiliseler son derece milliyetçidir. Katoliklik gibi evrensel değildirler.
Bu tezgahlanan toplantı ile Kıbrıs Rum kesimi de mi kontrol altına alınmak isteniyor?
Evet. Kıbrıs Rum kesimi kilisesini pasifize ederek Kıbrıs Rum’una Annan planına “Evet” dedirtip dünya hakimiyetine soyunan gücün denetimine sokmak olayıdır. Bilindiği gibi Türk kesimine de “Evet” dedirtilerek kontrol altına alındı. Şimdi aynı oyun da Kıbrıs Rum kesimi üzerinde oynanmaktadır. Ada ne Yunanlılara ne de Türklere bırakılmak istenmiyor.
Peki bu toplantı her şeye rağmen yapılabilir mi?
Hayır, bu toplantı yapılamayacak. Çünkü Türk insanı bu papazın yasa tanımaz, tavırlarından artık illallah dedi. Dolayısıyla bir imza kampanyası başlatılarak “Patrikhane Yunanistan’a”, yurt dışına, yani layık olduğu Yunanistan’ın topraklarına, hatta Yunanistan’ın Aynaroz adasına gitmelidir. Çünkü bu kurum yüzünden Türkiye yabancı ülkeler tarafından devamlı aşağılanmakta, hakaretlere uğramakta ve baskılara maruz kalmaktadır. Dolayısıyla bugünden sonra yurt dışına gitmesi gerekir.
Atatürk hilafeti kaldırırırken, hahamhanelerin, patrikhanelerin de bu topraklarda yeri yoktur dedi. Çünkü Atatürk bunun Osmanlı döneminde ne kadar zararlı olduğunu görmüştü. Papaz, yapmak istediğini gidip Yunanistan’da yapsın. Kim “Ekümenik’lik” sıfatını layık gördüyse alsın tepe tepe kullansın.
Gerek Ermeni Konferansı, gerekse papazın bu çıkışları egemen gücün bir planı mı?
“Yeni Dünya Düzeni” adı altında bir avuç insan dünya hakimiyetine soyunmuş durumdadır. Kendilerini diğer insanlardan üstün görerek dünya idaresinin de kendilerine ait olduğunu ifade etmektedirlerlar. Bu güce karşı gelene tabi ki siyasi, ekenomi, kültürel olmak üzere her türlü imkanlar zorlanarak amaçlarını gereçekleştirmek üzereler. Türkiye direnen son kaledir. Türk milleti vatansever bir millet olduğu için ve bağımsızlığını da asla bırakmaya niyetli olmadığı için direnmektedir. Ve bu gücün bütün oyununu bozmaktadır. Dolayısıyla Türk milletine o büyük millet olma vasfını, onun gururunu zedelemekle yapıyorlar. Bu şekilde Türk milletine diz çöktüreceklerini düşünüyorlar. Ermeni meselesi de Rumlarla aramızda yaşanan bazı olaylar da, bu papazların bu şekilde davranmaları da hepsi de Türk milletinin onurunu, gururunu ayaklar altına almak içindir.
Papaz, ABD güdümünde
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un son zamanlarda meydan okurcasına çıkışları var. Papaz bu gücü ve desteği nereden alıyor? Kime güvenerek bu açıklamaları yapıyor?
O’nun arkasında dünya hakimiyetini kurmuş olan ABD’nin tepesindeki güç bulunmaktadır. Yoksa onun ekümeniklik oyunlarının gücü, şayet o güçlerin isteği doğrultusunda olmasaydı o hiç bir şey yapamazdı. Şu an bütün dünyadaki Katolikler ve Protestanlar bu güçler tarafından kontrol altına alınmışlardır. Alınamayan bir tek Ortodoks cemaatidir. Ortodoks cematininin de kontrol altına alınamamasının nedeni büyük bir bölümünün eski Sovyetler Birliği’nde bulunması, bugün de Rusya’nın denetiminde bulunmasıdır. Bugün Rusya Ortodoks Patrikliği kilisesine bağlı 250 milyon cemaat var. Bu cemaati ele geçirmek için işte bu “Ekümenik”lik meselesi tezgahlandı. Bartholomeos’u “Ekümenik” yaparak Moskova’yı buraya tabi kılmak istiyorlar. Moskova patrikliği buraya tabi kılındığı andan itibaren 250 milyonluk Ortodoks cemaati de bu sayede denetim altına alınmış olacak. Oyun budur. Yoksa Bartholomeos’un “Ekümenik” olmadığını herkes biliyor. Ama arkadaki siyasi oyun çok büyük olduğu için bunu kullanarak hem Rusya denetim altına alınacak hem de 250 milyon Ortodoks cemaati.
Bütün bunları Türkiye Cumhuriyeti’ni ve yasalarını hiçe sayarak yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arkasında o güç olmasa elbette ki hiç bir şey yapamaz.
Tamamen siyasi. Kilisede mahkemeyi kurup Kudüs patriğini yargıladığında ,”Efendim o kendi iç sorunları. Kendi aralarında dinsel bir olaydır. O’nun için karışmıyoruz.” denilip olay geçiştirildi. Peki geçtiğimiz günlerde Hilton’da AP’nin parlamenterleriyle yaptığı da dinsel bir iş miydi? Hayır. Demek ki tamamıyla siyasi yönleriyle papaz çalışmalar yapmaktadır. Yetkililer buna sessiz kaldıkları süre içerisinde o hep bir adım ötesini dayatmaktadır. Dün mahkemeyi kurup yargılayan, AP parlamenterlerin toplantısında da yine kendisini “Ekümenik” ilan eden ve şimdi de Türk milletinin değer verdiği üzerinde titrediği toplantıyı 10 Kasım’da yapacağını ilan ediyor. Birileri kendisine destek ve güç vermese buna cesaret edebilir miydi?”
‘Kin besleyeceğine
şükran duysun’
Bu arada Bartholomeos ısrarla bu topraklardan kendisini kimsenin çıkaramayacağını ve köklerinin çok derinlere kadar uzandığını belirtti. Bunu neye dayanarak söyledi.?
Papaz efendi biraz tarihi kurcalasa hiç fena olmayacak. Bir kere o kurumu kendi devleti olan Bizans devleti zamanında neredeyse ortadan kalkar hale gelmişti. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden sonra bu kurumu ayağa kaldırmasaydı bu kurum zaten bitmişti. Onu ayağa kaldıran Rum azınlığa yine Ortodoks mezhebinde devam etmesini sağlayan Fatih Sultan Mehmet ve O’nun Türk devletidir. Onlar kalkıp Türk milletine ‘medyunu şükran’ olacaklarına devamlı Türk milletinin kuyusunu kazmakla meşguller. Bu köklerinin bu kadar derin olduğuna şayet inanıyorsa o zaman, laik bir kurum olarak kendisine belirlenen sınırlar dahilinde dini görevini sürdürür, siyasetle uğraşmaz. Eğer ki, kendisine verilen statüyü aşıyorsa o zaman kökleriyle beraber sökülüp layık olduğu yere Yunanistan’a gönderilmesi gerekir. Türk milleti çok sabırlıdır. Ancak sabrında bir sınırı vardır. Bu sabır zorlandığında kökler dallarıyla birlikte sökülüp atılır bu topraklardan.
Amaçları intikam almak
Yapılacak olan toplantının tarihi kasıtlı olarak mı 10 Kasım olarak belirlendi?
Kıbrıs Patriği’nin durumunun görüşülmesi bahanesiyle tertiplenen ve 10 Kasım’a denk getirilmek istenen toplantı tamamıyla Atatürk’ten ve kurduğu Cumhuriyeti’nden intikam alınmak istenmesidir.
Biliyorsunuz, Atatürk İstiklal Harbi’nden sonra Lozan görüşmeleri sırasında özellikle Fener Rum Patrikhanesi için “Bu fesat ve hıyanet ocağının artık bu topraklarda barınması mümkün değildir. Bu yüzden de sınır dışı edilmesi şart.” demiştir. Şimdi bu sözlerin intikamı alınıyor.
Bartholomeos, bir şekilde şunu söylüyor: “Beni o gün buradan atmak istiyordu. Halbuki ben, bugün O’nun kurmuş olduğu Cumhuriyeti’ni ele geçireceğim ve bir gün gelecek burası benim olacak.” Verilmek istenen mesaj budur. Bu tamamiyle içindeki kinin dışa vurulmasıdır. Bu bir intikam duygusudur. 10 Kasım bu nedenle özellikle seçildi.
Yunanistan hükümet sözcüsü Türkiye’de başlatılan imza kampanyasının bazı güçler tarafından bilerek kışkırtıldığını açıkladı. Kim kimi kışkırtıyor?
Bugün kadar yaptıklarını kışkırtma olarak görmüyorlarsa en azından 10 Kasım meselesi tamamıyla Türk milletini kışkırtmak , sınırlarını zorlamak anlamına gelmektedir. Yunan sözcüsünün bu olayı belli bir kesimin bu şekilde davrandığını ima etmesi yanlıştır.
“Patrikhane Yunanistan’a”
imza kampanyası yayılıyor
Hedef iki milyon imza
Hukukçular Birliği ve Noel Baba Vakfı tarafından İstanbul’da başlatılan “Patrikhane Yunanistan’a” imza kampanyası büyük ilgi görüyor. Kampanya, Türkiye ile sınırlı kalmayıp yurt dışından da destek görmeye başladı. Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı avukat Kemal Kerinçsiz başlatılan kampanya ile ilgili olarak YENİÇAĞ’a yaptığı açıklamada, hedeflerinin iki milyon imza olduğunu belirtti. Kerinçsiz, kampanya sonunda toplanan imzaların, oluşturulacak bir konvoyla Cumhurbaşkanlığı’na teslim edileceğini kaydederek, “ ATATÜRK’ ün vasiyeti üzerine oluşturulan kamuoyu desteği ile Patrikhane’yi Yunanistan’a göndereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
PLANLARI BOZULACAK
İstanbul’da Fener Rum Patrikhanesi üzerinden ‘Vatikan’ tipi bir devlet kurmak isteyenlerin planlarının bozulacağını vurgulayan Kemal Kerinçsiz, açıklamasında şunları söyledi: “Patriğin bugünkü faaliyetlerini gözlemlediğimizde, patrikhanenin yurt dışına çıkarılması için büyük mücadele veren, ancak o günün şartlarında daha fazla direnemeyen Atatürk’ün ne kadar ileri görüşlü bir devlet adamı olduğu ortaya çıkmıştır.
Bugün patrikhane dini görevlerini, yapısı ve oluşumundaki gayesi gereği tamamen bir kenara iterek, Vatikan tipi bir devlet kurmanın gayretine girmiş, ilk aşamada Hilton toplantılarında ekümenik olduğunu dünya kamuoyuna duyurmuştur.
Dış desteği de yanına alan patrik, ABD ve AB’nin baskısıyla maalesef AB müzakere şartları içerisine ekümenikliğin tanınması, Ruhban Okulu’nun açılması şartlarını da koydurmuştur. En son olarak 10 Kasım’da Rum metropolitanlarını İstanbul’da toplayarak aralarındaki ihtilafa güya hakemlik yapmaya kalkması, gerçekte Lozan’a, Atatürk’e ve Türk Milleti’ne meydan okumak anlamına gelmektedir.
MUTLAKA GİDECEK
Hükümet maalesef bu meydan okuma karşısında her milli meselede olduğu gibi suskunluğunu korumaktadır. Türk topraklarında ayrı bir egemenlik sevdasında koşan, siyasallaşmış patrikhanenin, maksatlı faaliyetlerine son vermek, Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda, yıllardır kin ve nifak tohumları eken, bu köhneleşmiş Ortaçağ kilisesini bir an önce yurt topraklarını terk edip Yunanistan’a gitmesi için kampanyasını başlatmış bulunmaktayız.”
İşte dilekçe örneği
Patrikhane Yunanistan’a
Yıl:1821:Onbinlerce Türk’ün soykırıma tabi tutulduğu MORA İSYANI’nın hazırlayıcısı PATRİKHANE...!
Yıl :1918-1922: Milli Mücadele yıllarında kapısına Yunan bayrakları asan, Yunan ordusunu İstanbul’u ve Anadolu’yu işgale teşvik eden, Trabzon’da Pontus Devleti kurmaya çabalayan PATRİKHANE...!
Yıl : 1997: PONTUS hayalini canlandırmak için Trabzon’a papazlar çıkarmaya yeltenen PATRİKHANE...!
Ve nihayet BUGÜN
ABD, AB ve Yunanistan işbirlikçiliği ile EKÜMENİK’liğe soyunan PATRİKHANE...!
ATATÜRK’ÜN “Bu fesat ve hıyanet ocağının hakiki yeri Yunanistan’dır” dediği ve LOZAN’da Türkiye’den kapı dışarı edilecek iken Batılı ülkelerin rica ve minnetleri ile sadece RUM VATANDAŞLARIMIZIN dini ihtiyaçları ile ilgili hizmette bulunması şartı ile İstanbul’da kalmasına müsaade edilen ve FATİH KAYMAKAMLIĞI’nın denetimi altına bırakılan PATRİKHANE...!
İŞTE BU PATRİKHANE;
RUHBAN OKULU’nu açtırmak EKÜMENİK’liğini kabul ettirmek, Türkiye’nin egemenlik haklarını parçalamak için Türkiye’ye kabul edilmesi mümkün olmayan baskılar yaptırıyor.
SEVGİLİ VATANDAŞIM
Kampanyamıza katılarak bize DESTEK ver!
PATRİKHANE’ye haddini bildirelim, onu ait olduğu yere,
YUNANİSTAN’a gönderelim.
Dilekçeyi imzaladıktan sonra (0212)523 18 30 numaralı belgeçer veya posta ilelaştırmak isteyenler (Vatan Caddesi Emlak Bankası Blokları H 1 Blok Kat 4 Daire 9 Fatih- İstanbul) adresine gönderebilirler.
YeniÇağ
Türk-Ortodoks Kilisesi Basın Sorumlusu Sevgi Erenerol Bartholomeos’un Yunanistan’a gitmesinin şart olduğunu
belirtiyor
“Patrİkhane Yunanistan’a gitsin” imza kampanyasını destekleyenler arasında yer alan Türk-Ortodoks Kilisesi Basın Sorumlusu Sevgi Erenerol, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un 10 Kasım’da toplantı yapmasındaki amacının Atatürk’ten ve Türkiye Cumhuriyeti’nden intikam almak olduğunu belirtti.
Türk-Ortodoks Patrikhanesi BasIn Sorumlusu Erenerol, KİN TOHUMLARI EKEN FENER
RUM PATRİKHANESİ’NE VE YASA TANIMAZ PAPAZ BARTHOLOMEOS’A BÜYÜK TEPKİ GÖSTERDİ
Fener Rum Patrikhanesi kökleriyle sökülüp atılmalı
Röportaj: Yüksel MUTLU
‘Fener Patriği Bartholomeos’un, 10 Kasım’da sözde Kıbrıs Patriği’nin durumunu görüşme bahanesiyle toplantı yapmasının altında, ‘Ekümeniklik’ iddiasını güçlendirmek, Atatürk ve Cumhuriyet’ten intikam alma hırsı yatmaktadır.’
‘Papaz Efendi, ABD’nin himayesine girdi. Yaptığı meydan okumalarının ardında Amerika’dan aldığı destek vardır. Geçmişten bu topraklarla derin bağı olduğunu iddia eden Patrikhane kökleriyle birlikte sökülüp Yunanistan’a gönderilmelidir.’
Patrikhane Yunanistan’a gitsin imza kampanyasını destekleyenler arasında yer alan Türk-Ortodoks Patrikhanesi Basın Sorumlusu Sevgi Erenerol, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un 10 Kasım’da toplantı yapacağını açıklamasının altında Atatürk’ten ve Türkiye Cumhuriyeti’nden intikam almak olduğunu belirtti. Bartholomeos’un sergilediği tavır ve konuşmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verdiği gibi, Türkiye’de yaşayan 1400 Rum vatandaşı da tedirgin ettiğini kaydeden Erenerol,patrikhaneni bir an önce layık olduğu yere, Yunanistan’a gitmesi gerektiğini vurguladı. Sevgi Erenerol, başlatılan imza kampanyası ile ilgiil olarak sorularımız cevaplandırdı.
Bartholomeos’un Kudüs Patriğini yargılamasının ardından şimdi de Kıbrıs Patriği tayini ile toplantı kararı alması Ortodoks cemaati açısından olağan bir durum mudur?
Kıbrıs Rum Kilisesi’nin kendi patriğini seçim olayı tamamiyle kilisenin iç işleriyle ilgili. Bağımsız bir kilise olarak kendi iç bünyelerinde halletmeleri gerekirken burada, Fener Rum Patrikhanesi’nde karara bağlanması “Ekümenik’lik” safsatası ile bir şekilde gündeme getiriliyor. Bu toplantıyla Bartholomeos’un yapmak istediği şudur: “Ben ekümenik patriğim. Dolayısıyla her konu bana danışılıyor.Benim kararımla alınıyor.” Bu konu bugüne kadar zaten Kıbrıs Rum kesiminde çözülmekteydi. Oradaki kilise zaten bağımsız bir kiliseydi. Ulusal bir devletin ulusal kilisesiydi. Dolayısıyla kendi aralarında toplanıp kendi seçimini yaparlardı.Bu nedenle burayla hiç bir bağlantıları yoktur. Buradaki amaç Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini “İşte bakın ben ekümenikim, mahkeme kuruyor, ben azlediyor, seçimi ve kararları da ben veriyorum” şeklinde uyarmaktır. Ama, bundan daha tehlikelisi ise şu an Kıbrıs Rum kesiminin “Annan planına”, “Hayır” demesi kilisenin öncülüğündedir. Ortodoks mezhebinde kiliseler son derece milliyetçidir. Katoliklik gibi evrensel değildirler.
Bu tezgahlanan toplantı ile Kıbrıs Rum kesimi de mi kontrol altına alınmak isteniyor?
Evet. Kıbrıs Rum kesimi kilisesini pasifize ederek Kıbrıs Rum’una Annan planına “Evet” dedirtip dünya hakimiyetine soyunan gücün denetimine sokmak olayıdır. Bilindiği gibi Türk kesimine de “Evet” dedirtilerek kontrol altına alındı. Şimdi aynı oyun da Kıbrıs Rum kesimi üzerinde oynanmaktadır. Ada ne Yunanlılara ne de Türklere bırakılmak istenmiyor.
Peki bu toplantı her şeye rağmen yapılabilir mi?
Hayır, bu toplantı yapılamayacak. Çünkü Türk insanı bu papazın yasa tanımaz, tavırlarından artık illallah dedi. Dolayısıyla bir imza kampanyası başlatılarak “Patrikhane Yunanistan’a”, yurt dışına, yani layık olduğu Yunanistan’ın topraklarına, hatta Yunanistan’ın Aynaroz adasına gitmelidir. Çünkü bu kurum yüzünden Türkiye yabancı ülkeler tarafından devamlı aşağılanmakta, hakaretlere uğramakta ve baskılara maruz kalmaktadır. Dolayısıyla bugünden sonra yurt dışına gitmesi gerekir.
Atatürk hilafeti kaldırırırken, hahamhanelerin, patrikhanelerin de bu topraklarda yeri yoktur dedi. Çünkü Atatürk bunun Osmanlı döneminde ne kadar zararlı olduğunu görmüştü. Papaz, yapmak istediğini gidip Yunanistan’da yapsın. Kim “Ekümenik’lik” sıfatını layık gördüyse alsın tepe tepe kullansın.
Gerek Ermeni Konferansı, gerekse papazın bu çıkışları egemen gücün bir planı mı?
“Yeni Dünya Düzeni” adı altında bir avuç insan dünya hakimiyetine soyunmuş durumdadır. Kendilerini diğer insanlardan üstün görerek dünya idaresinin de kendilerine ait olduğunu ifade etmektedirlerlar. Bu güce karşı gelene tabi ki siyasi, ekenomi, kültürel olmak üzere her türlü imkanlar zorlanarak amaçlarını gereçekleştirmek üzereler. Türkiye direnen son kaledir. Türk milleti vatansever bir millet olduğu için ve bağımsızlığını da asla bırakmaya niyetli olmadığı için direnmektedir. Ve bu gücün bütün oyununu bozmaktadır. Dolayısıyla Türk milletine o büyük millet olma vasfını, onun gururunu zedelemekle yapıyorlar. Bu şekilde Türk milletine diz çöktüreceklerini düşünüyorlar. Ermeni meselesi de Rumlarla aramızda yaşanan bazı olaylar da, bu papazların bu şekilde davranmaları da hepsi de Türk milletinin onurunu, gururunu ayaklar altına almak içindir.
Papaz, ABD güdümünde
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un son zamanlarda meydan okurcasına çıkışları var. Papaz bu gücü ve desteği nereden alıyor? Kime güvenerek bu açıklamaları yapıyor?
O’nun arkasında dünya hakimiyetini kurmuş olan ABD’nin tepesindeki güç bulunmaktadır. Yoksa onun ekümeniklik oyunlarının gücü, şayet o güçlerin isteği doğrultusunda olmasaydı o hiç bir şey yapamazdı. Şu an bütün dünyadaki Katolikler ve Protestanlar bu güçler tarafından kontrol altına alınmışlardır. Alınamayan bir tek Ortodoks cemaatidir. Ortodoks cematininin de kontrol altına alınamamasının nedeni büyük bir bölümünün eski Sovyetler Birliği’nde bulunması, bugün de Rusya’nın denetiminde bulunmasıdır. Bugün Rusya Ortodoks Patrikliği kilisesine bağlı 250 milyon cemaat var. Bu cemaati ele geçirmek için işte bu “Ekümenik”lik meselesi tezgahlandı. Bartholomeos’u “Ekümenik” yaparak Moskova’yı buraya tabi kılmak istiyorlar. Moskova patrikliği buraya tabi kılındığı andan itibaren 250 milyonluk Ortodoks cemaati de bu sayede denetim altına alınmış olacak. Oyun budur. Yoksa Bartholomeos’un “Ekümenik” olmadığını herkes biliyor. Ama arkadaki siyasi oyun çok büyük olduğu için bunu kullanarak hem Rusya denetim altına alınacak hem de 250 milyon Ortodoks cemaati.
Bütün bunları Türkiye Cumhuriyeti’ni ve yasalarını hiçe sayarak yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arkasında o güç olmasa elbette ki hiç bir şey yapamaz.
Tamamen siyasi. Kilisede mahkemeyi kurup Kudüs patriğini yargıladığında ,”Efendim o kendi iç sorunları. Kendi aralarında dinsel bir olaydır. O’nun için karışmıyoruz.” denilip olay geçiştirildi. Peki geçtiğimiz günlerde Hilton’da AP’nin parlamenterleriyle yaptığı da dinsel bir iş miydi? Hayır. Demek ki tamamıyla siyasi yönleriyle papaz çalışmalar yapmaktadır. Yetkililer buna sessiz kaldıkları süre içerisinde o hep bir adım ötesini dayatmaktadır. Dün mahkemeyi kurup yargılayan, AP parlamenterlerin toplantısında da yine kendisini “Ekümenik” ilan eden ve şimdi de Türk milletinin değer verdiği üzerinde titrediği toplantıyı 10 Kasım’da yapacağını ilan ediyor. Birileri kendisine destek ve güç vermese buna cesaret edebilir miydi?”
‘Kin besleyeceğine
şükran duysun’
Bu arada Bartholomeos ısrarla bu topraklardan kendisini kimsenin çıkaramayacağını ve köklerinin çok derinlere kadar uzandığını belirtti. Bunu neye dayanarak söyledi.?
Papaz efendi biraz tarihi kurcalasa hiç fena olmayacak. Bir kere o kurumu kendi devleti olan Bizans devleti zamanında neredeyse ortadan kalkar hale gelmişti. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden sonra bu kurumu ayağa kaldırmasaydı bu kurum zaten bitmişti. Onu ayağa kaldıran Rum azınlığa yine Ortodoks mezhebinde devam etmesini sağlayan Fatih Sultan Mehmet ve O’nun Türk devletidir. Onlar kalkıp Türk milletine ‘medyunu şükran’ olacaklarına devamlı Türk milletinin kuyusunu kazmakla meşguller. Bu köklerinin bu kadar derin olduğuna şayet inanıyorsa o zaman, laik bir kurum olarak kendisine belirlenen sınırlar dahilinde dini görevini sürdürür, siyasetle uğraşmaz. Eğer ki, kendisine verilen statüyü aşıyorsa o zaman kökleriyle beraber sökülüp layık olduğu yere Yunanistan’a gönderilmesi gerekir. Türk milleti çok sabırlıdır. Ancak sabrında bir sınırı vardır. Bu sabır zorlandığında kökler dallarıyla birlikte sökülüp atılır bu topraklardan.
Amaçları intikam almak
Yapılacak olan toplantının tarihi kasıtlı olarak mı 10 Kasım olarak belirlendi?
Kıbrıs Patriği’nin durumunun görüşülmesi bahanesiyle tertiplenen ve 10 Kasım’a denk getirilmek istenen toplantı tamamıyla Atatürk’ten ve kurduğu Cumhuriyeti’nden intikam alınmak istenmesidir.
Biliyorsunuz, Atatürk İstiklal Harbi’nden sonra Lozan görüşmeleri sırasında özellikle Fener Rum Patrikhanesi için “Bu fesat ve hıyanet ocağının artık bu topraklarda barınması mümkün değildir. Bu yüzden de sınır dışı edilmesi şart.” demiştir. Şimdi bu sözlerin intikamı alınıyor.
Bartholomeos, bir şekilde şunu söylüyor: “Beni o gün buradan atmak istiyordu. Halbuki ben, bugün O’nun kurmuş olduğu Cumhuriyeti’ni ele geçireceğim ve bir gün gelecek burası benim olacak.” Verilmek istenen mesaj budur. Bu tamamiyle içindeki kinin dışa vurulmasıdır. Bu bir intikam duygusudur. 10 Kasım bu nedenle özellikle seçildi.
Yunanistan hükümet sözcüsü Türkiye’de başlatılan imza kampanyasının bazı güçler tarafından bilerek kışkırtıldığını açıkladı. Kim kimi kışkırtıyor?
Bugün kadar yaptıklarını kışkırtma olarak görmüyorlarsa en azından 10 Kasım meselesi tamamıyla Türk milletini kışkırtmak , sınırlarını zorlamak anlamına gelmektedir. Yunan sözcüsünün bu olayı belli bir kesimin bu şekilde davrandığını ima etmesi yanlıştır.
“Patrikhane Yunanistan’a”
imza kampanyası yayılıyor
Hedef iki milyon imza
Hukukçular Birliği ve Noel Baba Vakfı tarafından İstanbul’da başlatılan “Patrikhane Yunanistan’a” imza kampanyası büyük ilgi görüyor. Kampanya, Türkiye ile sınırlı kalmayıp yurt dışından da destek görmeye başladı. Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı avukat Kemal Kerinçsiz başlatılan kampanya ile ilgili olarak YENİÇAĞ’a yaptığı açıklamada, hedeflerinin iki milyon imza olduğunu belirtti. Kerinçsiz, kampanya sonunda toplanan imzaların, oluşturulacak bir konvoyla Cumhurbaşkanlığı’na teslim edileceğini kaydederek, “ ATATÜRK’ ün vasiyeti üzerine oluşturulan kamuoyu desteği ile Patrikhane’yi Yunanistan’a göndereceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
PLANLARI BOZULACAK
İstanbul’da Fener Rum Patrikhanesi üzerinden ‘Vatikan’ tipi bir devlet kurmak isteyenlerin planlarının bozulacağını vurgulayan Kemal Kerinçsiz, açıklamasında şunları söyledi: “Patriğin bugünkü faaliyetlerini gözlemlediğimizde, patrikhanenin yurt dışına çıkarılması için büyük mücadele veren, ancak o günün şartlarında daha fazla direnemeyen Atatürk’ün ne kadar ileri görüşlü bir devlet adamı olduğu ortaya çıkmıştır.
Bugün patrikhane dini görevlerini, yapısı ve oluşumundaki gayesi gereği tamamen bir kenara iterek, Vatikan tipi bir devlet kurmanın gayretine girmiş, ilk aşamada Hilton toplantılarında ekümenik olduğunu dünya kamuoyuna duyurmuştur.
Dış desteği de yanına alan patrik, ABD ve AB’nin baskısıyla maalesef AB müzakere şartları içerisine ekümenikliğin tanınması, Ruhban Okulu’nun açılması şartlarını da koydurmuştur. En son olarak 10 Kasım’da Rum metropolitanlarını İstanbul’da toplayarak aralarındaki ihtilafa güya hakemlik yapmaya kalkması, gerçekte Lozan’a, Atatürk’e ve Türk Milleti’ne meydan okumak anlamına gelmektedir.
MUTLAKA GİDECEK
Hükümet maalesef bu meydan okuma karşısında her milli meselede olduğu gibi suskunluğunu korumaktadır. Türk topraklarında ayrı bir egemenlik sevdasında koşan, siyasallaşmış patrikhanenin, maksatlı faaliyetlerine son vermek, Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda, yıllardır kin ve nifak tohumları eken, bu köhneleşmiş Ortaçağ kilisesini bir an önce yurt topraklarını terk edip Yunanistan’a gitmesi için kampanyasını başlatmış bulunmaktayız.”
İşte dilekçe örneği
Patrikhane Yunanistan’a
Yıl:1821:Onbinlerce Türk’ün soykırıma tabi tutulduğu MORA İSYANI’nın hazırlayıcısı PATRİKHANE...!
Yıl :1918-1922: Milli Mücadele yıllarında kapısına Yunan bayrakları asan, Yunan ordusunu İstanbul’u ve Anadolu’yu işgale teşvik eden, Trabzon’da Pontus Devleti kurmaya çabalayan PATRİKHANE...!
Yıl : 1997: PONTUS hayalini canlandırmak için Trabzon’a papazlar çıkarmaya yeltenen PATRİKHANE...!
Ve nihayet BUGÜN
ABD, AB ve Yunanistan işbirlikçiliği ile EKÜMENİK’liğe soyunan PATRİKHANE...!
ATATÜRK’ÜN “Bu fesat ve hıyanet ocağının hakiki yeri Yunanistan’dır” dediği ve LOZAN’da Türkiye’den kapı dışarı edilecek iken Batılı ülkelerin rica ve minnetleri ile sadece RUM VATANDAŞLARIMIZIN dini ihtiyaçları ile ilgili hizmette bulunması şartı ile İstanbul’da kalmasına müsaade edilen ve FATİH KAYMAKAMLIĞI’nın denetimi altına bırakılan PATRİKHANE...!
İŞTE BU PATRİKHANE;
RUHBAN OKULU’nu açtırmak EKÜMENİK’liğini kabul ettirmek, Türkiye’nin egemenlik haklarını parçalamak için Türkiye’ye kabul edilmesi mümkün olmayan baskılar yaptırıyor.
SEVGİLİ VATANDAŞIM
Kampanyamıza katılarak bize DESTEK ver!
PATRİKHANE’ye haddini bildirelim, onu ait olduğu yere,
YUNANİSTAN’a gönderelim.
Dilekçeyi imzaladıktan sonra (0212)523 18 30 numaralı belgeçer veya posta ilelaştırmak isteyenler (Vatan Caddesi Emlak Bankası Blokları H 1 Blok Kat 4 Daire 9 Fatih- İstanbul) adresine gönderebilirler.
YeniÇağ