türükbil
11-20-2005, 16:14
Pazarlama sohbeti - ERGUN GÖZE
ELLİ sene önce Eminönü Meydanı'nda, Yeni Cami önünde seyyar satıcılar vardı. Bağırırlardı... Vatandaş gel, vatandaş gel, pire tozu burada, yirmi dört saatte pirelerin işi tamam veya Vatandaş her lekeyi anında çıkarır sabun burada, vatandaş gel. Bitmedi, Diş ağrısından mayasıla kadar çaresi bu ilaçta Bunların çoğu hemen orada herkesin gözü önünde tecrübesini yaptıktan sonra satış faslına geçerlerdi.
Bu iş vapurda da devam ederdi. Vapur iskeleleri, Galata Köprüsü'nde iken mevsimine göre incir, şeftali, üzüm, kayısı gibi meyvelerin en nefisleri, yapraklar arasında sunulur, kollu teraziyle vapura yanaşmış çırpınan kayıkta tartılır, vapurdaki yolcuya aktarılırdı. Bu konuda kimin olduğunu hatırlamadığım ve o günkü vapurların kalabalıklığını hicveden bir karikatürü unutamam.
Kaptan, tıklım tıklım dolu vapurunun kaptan köşkünden kolunu uzatarak, kayıkçıya Ver evladım yarım kilo şeftali der ve alır, ama vapur batar. Gazeteler de en çok vapurlarda satılırdı. Girişte gazetelerin Meyhane baskısı denilen öğle sonrası baskısı satılırdı. Sabahleyin de, bugün olduğu gibi bütün gazeteler.
Demokrat Kemal
KADIKÖY vapurunun gazete satıcıları arasında en tipik olanı Demokrat Kemal idi. Demokrat Kemal muhafazakar Türk halkının temiz, mütevazi ve samimi bir temsilcisiydi. Milliyetçi dergileri satardı. O zaman zaten milliyetçi gazete pek yoktu. CHP'ye ve İsmet paşaya da şiddetle muhalifti, Yazıyor Hür Adam yazıyor. İsmet Paşanın kardeşi Kambur Rıza nasıl milyoner oldu yazıyor diye vapura dalardı. Sinan Onur'un çıkardığı Hür Adam dergisinin veya tabloid dört sayfalık dergisinin sanırım tek satıcısı da oydu. Müşterilerini tanırdı, çünkü 27 Mayıs'tan sonra onlarla dert ortağı olmuştu. Acaba şimdi olsa ne yapardı, nasıl bağırırdı?
Sonra vapurlarda şöhretli satıcılar türedi. Bunların çok kazandıklarından aldıkları apartımanlardan falan bahsedilirdi. Tayyar Kaptan'ın vapurunda deniz tükeninciye kadar satışa devam edeceğim, İsveç çelik madenlerinden! getirilmiş bu ustura... diye başlayan birisi vardı, Denizyolları İdaresi onunla başa çıkamamıştı. İnsan herkesten bir şey öğrenebilir. Bu çocuğun -o zamanlar çocuktu- bir gün, vapurdan çıkarken, bir arkadaşına Arkadaş ben bir şey öğrendim, bu millet fantaziyeye-öyle söylüyordu- düşkün olduğu kadar hiçbir şeye düşkün değil. Ona göre iş tutacaksın, fantaziyeyi ver gerisine karışma... Boş bir müşahade, gözlem değil.
Burhan pazarlama
ŞİMDİ de Kadıköy-Eminönü vapurunun müdavimi birkaç satıcı var. Arap sabunu, ıhlamur, bıçak seti, kalem, çakmak vs her gün bir şey satarlar. Bunları hicveden bir parodi seyretmiştim. Bir satıcı karşısındakini üst üste değişik malları çıkarıp o kadar tedirgin eder ki bir şey almak istemeyen adam İstemiyorum kardeşim almayacağım üzerime varma İntihar edeceğim senin elinden der. Ama satıcı hemen torbasından birkaç tabanca çıkarır ve aynı soğukkanılıkla, Nasıl bir tabanca istiyorsunuz bende o da var' der.
Bu sıralarda yağmur mevsimi olduğu için daha çok şemsiye satılmakta. Burhan Pazarlama da geçen gün şemsiye satıyordu Paşabahçe vapurunda. Kendine has tumturaklı ve biraz komik üslubuyla malını ve kendisini methedince müşterilerinden birisi demiş ki Evladım Burhan Pazarlama, pazarlamacılıkta hükumet seni geçti. Senin pabucun dama atıldı. Ne haber? Burhan Pazarlama? Sen böyle pazarlama gördün mü? O da, Abi haklısın öyle oldu diye cevap vermiş. Ne yapsın Burhan Pazarlama. İmkanları kısıtlı. Hükümet kadar imkanı olsa belki daha aktif bir pazarlama yapabilir. Hatta daha başarılı ve faydalı da olabilirdi. Denesek mi?
ELLİ sene önce Eminönü Meydanı'nda, Yeni Cami önünde seyyar satıcılar vardı. Bağırırlardı... Vatandaş gel, vatandaş gel, pire tozu burada, yirmi dört saatte pirelerin işi tamam veya Vatandaş her lekeyi anında çıkarır sabun burada, vatandaş gel. Bitmedi, Diş ağrısından mayasıla kadar çaresi bu ilaçta Bunların çoğu hemen orada herkesin gözü önünde tecrübesini yaptıktan sonra satış faslına geçerlerdi.
Bu iş vapurda da devam ederdi. Vapur iskeleleri, Galata Köprüsü'nde iken mevsimine göre incir, şeftali, üzüm, kayısı gibi meyvelerin en nefisleri, yapraklar arasında sunulur, kollu teraziyle vapura yanaşmış çırpınan kayıkta tartılır, vapurdaki yolcuya aktarılırdı. Bu konuda kimin olduğunu hatırlamadığım ve o günkü vapurların kalabalıklığını hicveden bir karikatürü unutamam.
Kaptan, tıklım tıklım dolu vapurunun kaptan köşkünden kolunu uzatarak, kayıkçıya Ver evladım yarım kilo şeftali der ve alır, ama vapur batar. Gazeteler de en çok vapurlarda satılırdı. Girişte gazetelerin Meyhane baskısı denilen öğle sonrası baskısı satılırdı. Sabahleyin de, bugün olduğu gibi bütün gazeteler.
Demokrat Kemal
KADIKÖY vapurunun gazete satıcıları arasında en tipik olanı Demokrat Kemal idi. Demokrat Kemal muhafazakar Türk halkının temiz, mütevazi ve samimi bir temsilcisiydi. Milliyetçi dergileri satardı. O zaman zaten milliyetçi gazete pek yoktu. CHP'ye ve İsmet paşaya da şiddetle muhalifti, Yazıyor Hür Adam yazıyor. İsmet Paşanın kardeşi Kambur Rıza nasıl milyoner oldu yazıyor diye vapura dalardı. Sinan Onur'un çıkardığı Hür Adam dergisinin veya tabloid dört sayfalık dergisinin sanırım tek satıcısı da oydu. Müşterilerini tanırdı, çünkü 27 Mayıs'tan sonra onlarla dert ortağı olmuştu. Acaba şimdi olsa ne yapardı, nasıl bağırırdı?
Sonra vapurlarda şöhretli satıcılar türedi. Bunların çok kazandıklarından aldıkları apartımanlardan falan bahsedilirdi. Tayyar Kaptan'ın vapurunda deniz tükeninciye kadar satışa devam edeceğim, İsveç çelik madenlerinden! getirilmiş bu ustura... diye başlayan birisi vardı, Denizyolları İdaresi onunla başa çıkamamıştı. İnsan herkesten bir şey öğrenebilir. Bu çocuğun -o zamanlar çocuktu- bir gün, vapurdan çıkarken, bir arkadaşına Arkadaş ben bir şey öğrendim, bu millet fantaziyeye-öyle söylüyordu- düşkün olduğu kadar hiçbir şeye düşkün değil. Ona göre iş tutacaksın, fantaziyeyi ver gerisine karışma... Boş bir müşahade, gözlem değil.
Burhan pazarlama
ŞİMDİ de Kadıköy-Eminönü vapurunun müdavimi birkaç satıcı var. Arap sabunu, ıhlamur, bıçak seti, kalem, çakmak vs her gün bir şey satarlar. Bunları hicveden bir parodi seyretmiştim. Bir satıcı karşısındakini üst üste değişik malları çıkarıp o kadar tedirgin eder ki bir şey almak istemeyen adam İstemiyorum kardeşim almayacağım üzerime varma İntihar edeceğim senin elinden der. Ama satıcı hemen torbasından birkaç tabanca çıkarır ve aynı soğukkanılıkla, Nasıl bir tabanca istiyorsunuz bende o da var' der.
Bu sıralarda yağmur mevsimi olduğu için daha çok şemsiye satılmakta. Burhan Pazarlama da geçen gün şemsiye satıyordu Paşabahçe vapurunda. Kendine has tumturaklı ve biraz komik üslubuyla malını ve kendisini methedince müşterilerinden birisi demiş ki Evladım Burhan Pazarlama, pazarlamacılıkta hükumet seni geçti. Senin pabucun dama atıldı. Ne haber? Burhan Pazarlama? Sen böyle pazarlama gördün mü? O da, Abi haklısın öyle oldu diye cevap vermiş. Ne yapsın Burhan Pazarlama. İmkanları kısıtlı. Hükümet kadar imkanı olsa belki daha aktif bir pazarlama yapabilir. Hatta daha başarılı ve faydalı da olabilirdi. Denesek mi?