PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yüzyılın en büyük başarısı!



türükbil
11-26-2005, 19:03
"Yüzyılın en büyük başarısı!".................Aslan Blut

Geçenlerde, HSBC''den bir gencin, Yeniçağ''ın yemek salonunda bir masa kurup kredi kartı pazarlaması yaptığını gördüm! Salona girerken bana da kredi kartı pazarlamaya çalıştı! Bir iki soru sordum, ukalaca cevaplar verdi! Durumun ne boyutta olduğunu ise The Wall Street Journal''de Andrew Finkel yazdı.

***
Finkel, ''''Türkiye''de Bankacılık'''' isimli makalesinde Türkiye''de tablonun döndüğünü vurgulayıp ''''Türk finans sektörü geçmişte bir çok kuşkucu uluslararası yatırımcıyı ekonominin kalkışa geçmesinin yakın olduğu konusunda ikna etmeye çalışırken, bugün yabancı bankalar Türkiye''de hisse alıyor. Bu şekilde izlenen ekonomik programın başarısını onaylıyorlar'''' dedi.
Finkel, AB''nin müzakerelerin başlamasına karar verdiği geçen Aralık ayında, Türk finans sektöründe doğrudan yabancı sermaye payının yüzde 3.4 olmasına karşın 3 Ekim tarihi itibarıyla bu oranın yüzde 13.4 olduğunu belirtti.
Finkel, BNP Paribas''ın Türkiye Ekonomi Bankası''nın yüzde 50 hissesini, Belçika/Hollanda sermayeli Fortis Bank''ın Dışbank''ı satın aldığını, Eylül ayında Koçbank ve Unicredito''nun ortak olarak Yapı Kredi Bankası''nın yüzde 57.4''ünü ele geçirdiğini, Temmuz ayında Hollandalı Robobank''ın Şekerbank''ın yüzde 36.5 hissesini almak için anlaştığını yazdı. Eylül ayında İsrail''in en büyük bankası Hapoalim''in Türkiye''de mortgage sistemi ve finans piyasaları projeleri için C Kredi ve Kalkınma Bankası''nın yüzde 57.5''ini satın almak için mutabakat zaptını imzaladığını hatırlatan Finkel, Citibank ve HSBC''nin ise kendi isimleri altında Türkiye''de bankacılık yaptığın ifade etti. .
Finkel, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı''nın, "Yabancıların ilgisinin sele dönüşmesi sürpriz değil" ifadelerine yer verdi!

***
Yabancı ilgisinin sele dönüşmesini, İtalyan Cumhurbaşkanı''nın 600 işadamı ile birlikte, "batan geminin malları bunlar" diye bağıran bir ülkeye; Türkiye''ye gelmesinden çıkarmak mümkün. Bağıran da "Ben ülkemi pazarlıyorum" diyen Tayyip Erdoğan!
Zaten 29 Nisan 2005''te IMF Başkanı Rodrigo de Rato, Türkiye''nin, IMF''nin en başarılı olduğu ülkelerden birisi olduğunu bildirmişti.
''''Teşviklerin adaletsizlik yarattığını" iddia eden Rodrigo de Rato, Türkiye hükümetinin kendi programını uygulamaya devam ettiğini, IMF''nin de bunu desteklediğini öne sürerken, ''''bu durum oldukça önemli ekonomik sonuçları beraberinde getirmiştir. Belki de son yüzyıldaki en önemli başarılar elde edilmiştir'''' demişti.
Rodrigo de Rato, Türkiye''de yabancı yatırımlar açısından ekonomik istikrarın sürdürülmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi, ekonomik reform sürecine bağlı olunması ve bunların geriye döndürülemez olduğunun altının çizilmesinin büyük önem taşıdığını bildirmişti.
Nitekim, Tayyip Erdoğan ve basındaki destekçileri, bu talepten sonra, sık sık sözde reformların geriyle döndürülemez olduğunun altını çizmeye başladı

***
Conrad Oteli''nde, yuvarlak masada, çokuluslu şirketlerin üst düzey yöneticilerinin katıldığı 2.Yatırım Danışma Konseyi Toplantısı''nda, Citigroup Global Bankacılık yöneticisi Michael Klein, uluslararası oyuncuların Türk bankalarına gösterdikleri artan ilginin, sektörün doğru yolda olduğunun bir göstergesi olduğunu kaydetmişti.
Klein, Türk bankacılık sektöründe yapılan ve yapılacak mevzuat değişiklikleri ve yapısal reformların gelecek 10 yılda sektör için daha da uygun bir ortam sağlayacağını belirtmişti.
11 ülkeden, otomotiv, finans, çelik-metal, elektrikli ev aletleri, metal, perakende, muhtelif imalat, madencilik, telekomünikasyon, lastik-kablo, elektronik ve gıda sektörlerini temsil eden şirket yöneticilerinin ağızlarının suyu akıyordu.
Toplantıda, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Shengman Zhang, Türkiye''nin çok etkileyici bir ilerleme kaydettiğini, özellikle ekonomik büyümenin hızlı bir şekilde devam etmesinin, Türkiye ekonomisindeki en önemli gelişme olduğunu söylemişti.
Toplantıda konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, "Attığımız adımlar Avrupa Birliği ülkelerinde ve bütün dünyada sessiz devrimler olarak nitelendirilmiştir. Gerek kamu, gerekse özel sektör bu uyum sürecine hazırlıklarını paralel olarak sürdürmektedir'''' demişti.

***
Toparlarsak, IMF ve Dünya Bankası''nın planlaması ile Türkiye ekonomisinin tamamen ele geçirilmek üzere olduğunu söyleyebiliriz. İşte Endonezya ekonomisini de aynen böyle paylaşmışlardı. Tabii Türkiye''yi ele geçirmek, onlar için gerçekten de son yüzyılın en büyük başarısı oluyor. Milli ekonomi kurmaya çalışan Atatürk''ten intikam alıyorlar!
Yine de, kesin başarı için önlerinde tek engel olarak gördükleri, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin gücünü sınırlamaları gerekiyor. İşte Şemdinli olaylarını kim planlamış olursa olsun, maksat, Türk ordusu ile halkı karşı karşıya getirmek, böylece ordunun etkinliğini yok etmektir. Eş zamanlı olarak, depremde bir subay ile erin suistimalinin gündeme getirilmesinin sebebi de budur.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu oyunları görecek ve bertaraf edecek kadrolara, beyinlere sahiptir. Tabii sahip olmak yetmiyor, kadroları seferber edecek irade gerekiyor.