türükbil
12-12-2005, 01:09
"Bize artık adres göster Arslan Bey!"................Aslan Blut
Bugün okuyucu mektuplarına devam ediyorum.
"Sayın Arslan Bulut
Tarihteki Türk Devletleri konusunda bilgi sahibi olmak amacı ile kitap araştırmasında bulundum. Ancak tarihte kurulmuş olan Türk devletleri ile ilgili geniş kapsamlı, somut bir yayın bulamadım..
Cumhurbaşkanlığının forsundaki 16 devlete karşılık, Türkiye Cumhuriyeti dahil 39 devlet çıkarabildim. Bu konuda yapmış olduğum çizelgeyi size gönderiyorum.
Bu konuda bana yardımcı olabilecek kitaplar tavsiye edebilir misiniz?
Necip Dalkılıç
***
CEVAP:
Sayın Necip Dalkılıç
Tarihteki bütün Türk devletlerini kapsayan ve araştırmaya esas olabilecek tek bir tarih kitabı yok! Ayrı ayrı kitaplar var. Mesela, Anadolu Selçuklu Türk Devletleri tarihini Prof. Dr. Osman Turan yazmış. Bahattin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları''nı yazmış. Reşit Rahmeti Arat''ın, Hüseyin Namık Orkun''un eski Türk tarihi ile ilgili araştırmaları var. Yerli-yabancı Osmanlı tarihçileri var. Gumilev''in kitapları var ama ihtiyatla okunmalı.
Bütün Türk tarihini kapsayan mükemmel bir eser olsaydı, zaten Türk Milleti bugünkü duruma düşmezdi!
Bırakın böyle tarihi, bir Türk medeniyet tarihi kitabı da yoktur. Tabii bir tarihçinin, tek başına hepsini birden yazması mümkün değildir, araştırmaya ömrü yetmez; fakat, milli bir devlet, büyük bir tarihçiler heyeti kurdurur ve her dönemi ayrı bir heyete yazdırır, hepsini aynı seriden bastırır ve ülkenin bütün kütüphanelerine, okullarına gönderir, bununla da yetinmez İnternet''te de tamamını yayınlar!
Atatürk, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi''ni, Türkiyat Enstitüsünü bunun için kurmuştu ve sağlığında Türk Tarihinin Ana Hatları''nı yaz-dır-mış ve liselerde ders kitabı olarak okutmuştu. Halen bu eser dışında derli toplu bir tarih kitabımız yoktur! Eseri son olarak Kaynak Yayınları basmıştır. Ama son yıllarda Rockefeller Vakfı''nın parasıyla, Tarih Vakfı "yerel tarih" çerçevesini kullanarak Türkiye''de eskiden yaşamış Rum ve Ermenilerin tarihini yazdırıyor! Devlet üniversitelerimiz bile çoğunlukla Türk tarihini değil, etnik grupların tarihini araştıranlara destek veriyor! Tabii onlar da araştırılmalı ama Türk tarihi olmazsa, insanlık tarihinden geriye ne kalır? Başarılar diliyorum.
Selam ve sevgilerimle
***
"Arslan Bey ben Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. Yazılarınızı feyz alarak okumakta ve sizi devamlı surette takip etmekteyim.
Ben bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumu Osmanlı''nın son günlerine; rahmetli Attila İlhan''ı da vatan şairi Namık Kemal''e benzetiyorum .
Makalelerinizle topluma ışık tuttuğunuz bir vakıadır; fakat biz sizden artık adres göstermenizi bekliyoruz. Bir dip dalgası olduğu doğrudur fakat bu dalganın hedefi nedir?
Zamanın uygun olmadığını düşünüyorsanız, en azından bana yol göstermenizi sizden istirham ediyorum. Memleket uğruna hiçbir görevden kaçmayacağıma emin olabilirsiniz. Siyasi bilgim, tarih bilincim yeterli derecededir. Fakat bu karmaşa içinde kendime bir yol çizememekteyim. Bu hususta bir tartışma başlatırsanız kendisinden feyz aldığımız insanların, yani Kuvayı Milliye Hareketinin partileşmesini sağlayabilirsiniz. Başarılarınızın devamını diliyorum.
R.C."
***
CEVAP:
Sayın R.C.
Son yıllarda sizin mektubunuza benzer çok sayıda mektup aldım.
Kuvayı Milliye Hareketi, milletin savunma mekanizması olarak, 1997 yılından itibaren İstanbul''da Türk aydınlarının girişimi ve bütün yurtta benzer oluşumlarla doğmuştur. Bizim başlattığımız hareket, bir örgüt değildir, fikir hareketidir. Fakat, yurt çapında, bu hareketi örnek alanların kurduğu sayısız örgütlenmeler ve İnternet siteleri vardır. Biz bunların hangisinin bağımsız, hangisinin kontrollü olarak kurulduğunu bilemeyiz ama sağolsunlar, hemen hepsi bizim çizgimizdeki yazarlara yer veriyor. Fakat bizim yaptığımız iş, ilkeleri ortaya koymaktır.
Bu mekanizmayı iç ve dış güçler kontrol etmek istedi ve buna yönelik yapılanmalar oluşturmak istedi, fakat başaramadı! Çünkü hareketin bir merkezi yoktu! Kimi kontrol edeceklerdi? Milyonlarca insanı mı?
Bugün her Kuvayı Milliyeci, kendi bulunduğu yerde bir merkez durumundadır. Bu da iç ve dış güçleri korkutuyor. Zaten hareketin gücü de şimdilik dağınık gibi görünen bu yapılanmalardan kaynaklanıyor.
Hareketi kontrol edemeyince; Okyanus ötesinden bir iftira kampanyası bile başlattılar!
Bence, hareketin şu anda siyasi partiye dönüşmesi zararlı olur. O zaman kolaylıkla kontrol edilir!
Ben bu görüşte olduğumu, yılda bir defa yazıyorum; son olarak Attila İlhan''ı kaybettiğimiz günlerde de yazdım.
Benim gördüğüm kadarıyla siyasi partilerin tamamı farklı ölçülerde de olsa, iç veya dış merkezlerin kontrolü altındadır. İç merkezler de büyük ölçüde uzaktan kumandalıdır. Bu bakımdan, size gönül rahatlığı ile gösterebileceğim bir adres yok! Yapısına güvenemediğim adreslere sizi nasıl yönlendirebilirim? Adres sizsiniz, hepimiziz! Ve her zaman, her yerde olacağız!
Ve hep birlikte bir çözüm bulacağız. Ben endişe etmiyorum; çünkü siz varsınız. Yüzbinlerce değil, milyonlarca Mustafa Kemal var artık!
Selam ve sevgilerimle.
Bugün okuyucu mektuplarına devam ediyorum.
"Sayın Arslan Bulut
Tarihteki Türk Devletleri konusunda bilgi sahibi olmak amacı ile kitap araştırmasında bulundum. Ancak tarihte kurulmuş olan Türk devletleri ile ilgili geniş kapsamlı, somut bir yayın bulamadım..
Cumhurbaşkanlığının forsundaki 16 devlete karşılık, Türkiye Cumhuriyeti dahil 39 devlet çıkarabildim. Bu konuda yapmış olduğum çizelgeyi size gönderiyorum.
Bu konuda bana yardımcı olabilecek kitaplar tavsiye edebilir misiniz?
Necip Dalkılıç
***
CEVAP:
Sayın Necip Dalkılıç
Tarihteki bütün Türk devletlerini kapsayan ve araştırmaya esas olabilecek tek bir tarih kitabı yok! Ayrı ayrı kitaplar var. Mesela, Anadolu Selçuklu Türk Devletleri tarihini Prof. Dr. Osman Turan yazmış. Bahattin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları''nı yazmış. Reşit Rahmeti Arat''ın, Hüseyin Namık Orkun''un eski Türk tarihi ile ilgili araştırmaları var. Yerli-yabancı Osmanlı tarihçileri var. Gumilev''in kitapları var ama ihtiyatla okunmalı.
Bütün Türk tarihini kapsayan mükemmel bir eser olsaydı, zaten Türk Milleti bugünkü duruma düşmezdi!
Bırakın böyle tarihi, bir Türk medeniyet tarihi kitabı da yoktur. Tabii bir tarihçinin, tek başına hepsini birden yazması mümkün değildir, araştırmaya ömrü yetmez; fakat, milli bir devlet, büyük bir tarihçiler heyeti kurdurur ve her dönemi ayrı bir heyete yazdırır, hepsini aynı seriden bastırır ve ülkenin bütün kütüphanelerine, okullarına gönderir, bununla da yetinmez İnternet''te de tamamını yayınlar!
Atatürk, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi''ni, Türkiyat Enstitüsünü bunun için kurmuştu ve sağlığında Türk Tarihinin Ana Hatları''nı yaz-dır-mış ve liselerde ders kitabı olarak okutmuştu. Halen bu eser dışında derli toplu bir tarih kitabımız yoktur! Eseri son olarak Kaynak Yayınları basmıştır. Ama son yıllarda Rockefeller Vakfı''nın parasıyla, Tarih Vakfı "yerel tarih" çerçevesini kullanarak Türkiye''de eskiden yaşamış Rum ve Ermenilerin tarihini yazdırıyor! Devlet üniversitelerimiz bile çoğunlukla Türk tarihini değil, etnik grupların tarihini araştıranlara destek veriyor! Tabii onlar da araştırılmalı ama Türk tarihi olmazsa, insanlık tarihinden geriye ne kalır? Başarılar diliyorum.
Selam ve sevgilerimle
***
"Arslan Bey ben Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. Yazılarınızı feyz alarak okumakta ve sizi devamlı surette takip etmekteyim.
Ben bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumu Osmanlı''nın son günlerine; rahmetli Attila İlhan''ı da vatan şairi Namık Kemal''e benzetiyorum .
Makalelerinizle topluma ışık tuttuğunuz bir vakıadır; fakat biz sizden artık adres göstermenizi bekliyoruz. Bir dip dalgası olduğu doğrudur fakat bu dalganın hedefi nedir?
Zamanın uygun olmadığını düşünüyorsanız, en azından bana yol göstermenizi sizden istirham ediyorum. Memleket uğruna hiçbir görevden kaçmayacağıma emin olabilirsiniz. Siyasi bilgim, tarih bilincim yeterli derecededir. Fakat bu karmaşa içinde kendime bir yol çizememekteyim. Bu hususta bir tartışma başlatırsanız kendisinden feyz aldığımız insanların, yani Kuvayı Milliye Hareketinin partileşmesini sağlayabilirsiniz. Başarılarınızın devamını diliyorum.
R.C."
***
CEVAP:
Sayın R.C.
Son yıllarda sizin mektubunuza benzer çok sayıda mektup aldım.
Kuvayı Milliye Hareketi, milletin savunma mekanizması olarak, 1997 yılından itibaren İstanbul''da Türk aydınlarının girişimi ve bütün yurtta benzer oluşumlarla doğmuştur. Bizim başlattığımız hareket, bir örgüt değildir, fikir hareketidir. Fakat, yurt çapında, bu hareketi örnek alanların kurduğu sayısız örgütlenmeler ve İnternet siteleri vardır. Biz bunların hangisinin bağımsız, hangisinin kontrollü olarak kurulduğunu bilemeyiz ama sağolsunlar, hemen hepsi bizim çizgimizdeki yazarlara yer veriyor. Fakat bizim yaptığımız iş, ilkeleri ortaya koymaktır.
Bu mekanizmayı iç ve dış güçler kontrol etmek istedi ve buna yönelik yapılanmalar oluşturmak istedi, fakat başaramadı! Çünkü hareketin bir merkezi yoktu! Kimi kontrol edeceklerdi? Milyonlarca insanı mı?
Bugün her Kuvayı Milliyeci, kendi bulunduğu yerde bir merkez durumundadır. Bu da iç ve dış güçleri korkutuyor. Zaten hareketin gücü de şimdilik dağınık gibi görünen bu yapılanmalardan kaynaklanıyor.
Hareketi kontrol edemeyince; Okyanus ötesinden bir iftira kampanyası bile başlattılar!
Bence, hareketin şu anda siyasi partiye dönüşmesi zararlı olur. O zaman kolaylıkla kontrol edilir!
Ben bu görüşte olduğumu, yılda bir defa yazıyorum; son olarak Attila İlhan''ı kaybettiğimiz günlerde de yazdım.
Benim gördüğüm kadarıyla siyasi partilerin tamamı farklı ölçülerde de olsa, iç veya dış merkezlerin kontrolü altındadır. İç merkezler de büyük ölçüde uzaktan kumandalıdır. Bu bakımdan, size gönül rahatlığı ile gösterebileceğim bir adres yok! Yapısına güvenemediğim adreslere sizi nasıl yönlendirebilirim? Adres sizsiniz, hepimiziz! Ve her zaman, her yerde olacağız!
Ve hep birlikte bir çözüm bulacağız. Ben endişe etmiyorum; çünkü siz varsınız. Yüzbinlerce değil, milyonlarca Mustafa Kemal var artık!
Selam ve sevgilerimle.