türükbil
12-13-2005, 18:53
Fethullah Gülen'in Bir Dönem Yakında Yeralan Veren'den Yeni İddialar
Sağlık sorunları sebebiyle ABD'de bulunduğu savlanan ve "Nur cemaatinin lideri" diye bilinen din adamı Fethullah Gülen'in bir dönem çok yakınında yer alan Nurettin Veren, "Peçeyi Türkiye'ye Gülen'in getirdiğini" söyledi.
Veren, Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya imzasını taşıyan 'Fethullahçılarda İç Hesaplaşma' başlıklı dizi yazında, "Fethullahçılar'ın Emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlenme çabası içinde olduğu" iddiasını yineliyor ve hareketin ilk yıllarından bugüne geçirdiği süreci ve stratejisini anlatıyor.
Yazı dizisinin bugünkü ikinci bölümünde, Nurettin Veren, "Ben aile yapısına ters olmasına karşın, 30 sene evimde hasır yer yatağında yattım, Fethullah Gülen yüzünden. İzmir'de doğmuş büyümüş benim annemin başı açıktı, 70 yaşında Hacca gidinceye kadar.. ama benim evlendiğim kadın, 17 yaşındaki hanımım, Fethullah Gülen burnunun ucu bile görünmeyecek dediği için, aynen Afganistan'daki burka gibi yüzünü örttü. Yüze peçe takma Türkiye'de yoktur. Mahmutefendi cemaatinde de yoktur.. çarşaf giyer onlar ama yüzlerini örtmez, onlar da bizden sonra yüzlerini örttü. Durdu dedi ki, ''Bu örtü meselesini bir laubalilik olarak görüyorum, tesettür odur ki, burnunun ucu, ayağının topuğunun ucu bile görünmeyecek.'' Şimdi bu açmazlar, bugünkü söylemler ile o günküler 30 yıllık bir süreç. Ya o gün Kuran doğruydu ya da bugün Kuran'ı tersinden okuyoruz." diyor.
Ölüm fermanının imzalandığını öne sürerek Gülen hakkında aleyhte açıklamalarda bulunan Nurettin Veren, bir süredir bir dizi iddiayla gündemde yeralan bir isim.
Yazı dizisinin bugünkü bölümünde bir yerde Veren şunları iddia ediyor:
Bakan Aksu beni ikna etmeye çalıştı
Ben hiçbir yerden çare bulamayınca, olabilecek herhangi tehlikeli bir durumu önlemesi için eskiden beri hem Fethullah Gülen'i hem de beni yakından tanıyan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu' nun makam odasına giderek yazılı dilekçemi suç duyurusu olarak verdim. 2-3 saat orada konuyu görüşmemize rağmen konuyu örtbas etmek ve bu işi duyurmamak için Aksu beni iknaya uğraştı. Ben, ondan sonra Cemil Çiçek Bey'e (O da beni eskiden tanır ve Hocaefendi'nin yanına sık sık gelir) faks çekerek aynı müracaatta bulundum. Fakat hiçbir cevap alamadım.
'İnternet sitem hack'lendi'
Bütün bu sansürler, baskılar ve susturulmalar karşısında internet sayfasından bu durumu duyurmaya karar verdim. Ve bir yıldır beni durdurmak için, susturmak için görevlendirilmiş olan Zaman gazetesinin eski kurucusu ve gazeteyi bize satan Alaaddin Kaya , ilahiyatçı Prof. Suat Yıldırım , Fethullah Hoca'nın akrabası ve gizli işlerinin yöneticisi Ali Bayram , Gazeteci Yazarlar Vakfı'nın şimdiki başkanı Harun Tokak ve görevli Prof. Şerif Ali Tekalan, arkadaşlara, beni oyalamak ve uyutmak için her türlü riyakârlığı yapan bu insanlara telefonla Fethullah Gülen ile görüşmek istediğimi söyledim. Eğer yüz yüze görüşüp konuşarak meselelerimizi üç beş yıl aradan sonra hâlâ halledemezsek ben internet sayfasından bunları söylemek mecburiyetinde kalacağımı kendilerine mertçe söyledim. Ve ondan sonra 'İstediğini yapabilirsin, yazsan ne olur, söylesen ne olur, seni hain ilan ederiz' deyip oralı olmadılar ve umursamadılar. Ve olaylar bundan sonra bu şekle geldi.
Bu arada Ali Bayram cep telefonumdan arayarak beni en ağır hakaretlerle iki defa arayıp tehditlerde bulundu.
Sonra ben internet sitesinden bildiklerimi açıklamaya çalıştım. Ancak bu sefer de internet sitem hack'lendi. Benim www.nurettinveren.org adlı adresim üçüncü defa sabote edildi. Benim başka domain sitesinden satın alıp net ve com sitesi yapmak için müracaat ettiğimde nveren ve nurettinveren.com, net, gibi bütün isimlerin net ve com'dan satın alındığını öğrendim. Ve satın alanları araştırdığım zaman bunun Aksiyon dergisindeki Yasin isminde çalışan birisi tarafından satın alındığı bilgisini aldım. Daha öncesi nveren.org sitesinin de şifrelerinin yine aynı şahıs tarafından çalındığını öğrendim. Web sayfası satıcılığı görevini üstlenen bu şahsın, sattığı şirketlerin şifreleri elinde olduğu için aldığı talimatlar doğrultusunda sitemi kapattığını tespit ettim.
'Medyada sansür ablukası'
İnternet sitemin saldırıya uğraması sadece küçük bir örnek. Basında da benim anlattıklarımın yayımlanmaması için yoğun bir rüşvet ve baskı kampanyası sürüyor.
Medya tekellerinden birçok kişi benimle görüştü, ama hiçbirisi tek satır haber yapmadı. İlk olarak Hürriyet gazetesinden Oktay Ekşi benimle görüştü. Oktay Ekşi, Doğan Kitap yöneticilerinden Mehmet Yaşin' in bu konu ile ilgili bir kitap hazırlayacağını söyledi. Ona her şeyi anlattım, belgeleri verdim. Ama daha sonra Ekşi beni aradı ve 'Bana soru sorma. Anlattıklarını yayımlayamayız' dedi.
Basında güvenilir kalemler olarak adlandırılan bazı gazeteciler de benimle görüştü, bütün bilgi ve belgeleri aldılar, ama aylardır tek kelime yazmadılar. Son olarak Kanal D, 2.5 saatlik bir çekim yaptı, bu program da yayından kaldırıldı.
Bu 'sansür ablukası' Fethullah Gülen'in marifetiyle olmaktadır. Bu medya kuruluşları Gülen cemaatiyle sıkı ilişkilere sahip. Hiçbirisi Gülen karşıtı haber yapmaya cesaret edemiyor.''
Sağlık sorunları sebebiyle ABD'de bulunduğu savlanan ve "Nur cemaatinin lideri" diye bilinen din adamı Fethullah Gülen'in bir dönem çok yakınında yer alan Nurettin Veren, "Peçeyi Türkiye'ye Gülen'in getirdiğini" söyledi.
Veren, Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya imzasını taşıyan 'Fethullahçılarda İç Hesaplaşma' başlıklı dizi yazında, "Fethullahçılar'ın Emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlenme çabası içinde olduğu" iddiasını yineliyor ve hareketin ilk yıllarından bugüne geçirdiği süreci ve stratejisini anlatıyor.
Yazı dizisinin bugünkü ikinci bölümünde, Nurettin Veren, "Ben aile yapısına ters olmasına karşın, 30 sene evimde hasır yer yatağında yattım, Fethullah Gülen yüzünden. İzmir'de doğmuş büyümüş benim annemin başı açıktı, 70 yaşında Hacca gidinceye kadar.. ama benim evlendiğim kadın, 17 yaşındaki hanımım, Fethullah Gülen burnunun ucu bile görünmeyecek dediği için, aynen Afganistan'daki burka gibi yüzünü örttü. Yüze peçe takma Türkiye'de yoktur. Mahmutefendi cemaatinde de yoktur.. çarşaf giyer onlar ama yüzlerini örtmez, onlar da bizden sonra yüzlerini örttü. Durdu dedi ki, ''Bu örtü meselesini bir laubalilik olarak görüyorum, tesettür odur ki, burnunun ucu, ayağının topuğunun ucu bile görünmeyecek.'' Şimdi bu açmazlar, bugünkü söylemler ile o günküler 30 yıllık bir süreç. Ya o gün Kuran doğruydu ya da bugün Kuran'ı tersinden okuyoruz." diyor.
Ölüm fermanının imzalandığını öne sürerek Gülen hakkında aleyhte açıklamalarda bulunan Nurettin Veren, bir süredir bir dizi iddiayla gündemde yeralan bir isim.
Yazı dizisinin bugünkü bölümünde bir yerde Veren şunları iddia ediyor:
Bakan Aksu beni ikna etmeye çalıştı
Ben hiçbir yerden çare bulamayınca, olabilecek herhangi tehlikeli bir durumu önlemesi için eskiden beri hem Fethullah Gülen'i hem de beni yakından tanıyan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu' nun makam odasına giderek yazılı dilekçemi suç duyurusu olarak verdim. 2-3 saat orada konuyu görüşmemize rağmen konuyu örtbas etmek ve bu işi duyurmamak için Aksu beni iknaya uğraştı. Ben, ondan sonra Cemil Çiçek Bey'e (O da beni eskiden tanır ve Hocaefendi'nin yanına sık sık gelir) faks çekerek aynı müracaatta bulundum. Fakat hiçbir cevap alamadım.
'İnternet sitem hack'lendi'
Bütün bu sansürler, baskılar ve susturulmalar karşısında internet sayfasından bu durumu duyurmaya karar verdim. Ve bir yıldır beni durdurmak için, susturmak için görevlendirilmiş olan Zaman gazetesinin eski kurucusu ve gazeteyi bize satan Alaaddin Kaya , ilahiyatçı Prof. Suat Yıldırım , Fethullah Hoca'nın akrabası ve gizli işlerinin yöneticisi Ali Bayram , Gazeteci Yazarlar Vakfı'nın şimdiki başkanı Harun Tokak ve görevli Prof. Şerif Ali Tekalan, arkadaşlara, beni oyalamak ve uyutmak için her türlü riyakârlığı yapan bu insanlara telefonla Fethullah Gülen ile görüşmek istediğimi söyledim. Eğer yüz yüze görüşüp konuşarak meselelerimizi üç beş yıl aradan sonra hâlâ halledemezsek ben internet sayfasından bunları söylemek mecburiyetinde kalacağımı kendilerine mertçe söyledim. Ve ondan sonra 'İstediğini yapabilirsin, yazsan ne olur, söylesen ne olur, seni hain ilan ederiz' deyip oralı olmadılar ve umursamadılar. Ve olaylar bundan sonra bu şekle geldi.
Bu arada Ali Bayram cep telefonumdan arayarak beni en ağır hakaretlerle iki defa arayıp tehditlerde bulundu.
Sonra ben internet sitesinden bildiklerimi açıklamaya çalıştım. Ancak bu sefer de internet sitem hack'lendi. Benim www.nurettinveren.org adlı adresim üçüncü defa sabote edildi. Benim başka domain sitesinden satın alıp net ve com sitesi yapmak için müracaat ettiğimde nveren ve nurettinveren.com, net, gibi bütün isimlerin net ve com'dan satın alındığını öğrendim. Ve satın alanları araştırdığım zaman bunun Aksiyon dergisindeki Yasin isminde çalışan birisi tarafından satın alındığı bilgisini aldım. Daha öncesi nveren.org sitesinin de şifrelerinin yine aynı şahıs tarafından çalındığını öğrendim. Web sayfası satıcılığı görevini üstlenen bu şahsın, sattığı şirketlerin şifreleri elinde olduğu için aldığı talimatlar doğrultusunda sitemi kapattığını tespit ettim.
'Medyada sansür ablukası'
İnternet sitemin saldırıya uğraması sadece küçük bir örnek. Basında da benim anlattıklarımın yayımlanmaması için yoğun bir rüşvet ve baskı kampanyası sürüyor.
Medya tekellerinden birçok kişi benimle görüştü, ama hiçbirisi tek satır haber yapmadı. İlk olarak Hürriyet gazetesinden Oktay Ekşi benimle görüştü. Oktay Ekşi, Doğan Kitap yöneticilerinden Mehmet Yaşin' in bu konu ile ilgili bir kitap hazırlayacağını söyledi. Ona her şeyi anlattım, belgeleri verdim. Ama daha sonra Ekşi beni aradı ve 'Bana soru sorma. Anlattıklarını yayımlayamayız' dedi.
Basında güvenilir kalemler olarak adlandırılan bazı gazeteciler de benimle görüştü, bütün bilgi ve belgeleri aldılar, ama aylardır tek kelime yazmadılar. Son olarak Kanal D, 2.5 saatlik bir çekim yaptı, bu program da yayından kaldırıldı.
Bu 'sansür ablukası' Fethullah Gülen'in marifetiyle olmaktadır. Bu medya kuruluşları Gülen cemaatiyle sıkı ilişkilere sahip. Hiçbirisi Gülen karşıtı haber yapmaya cesaret edemiyor.''