PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : AKP ve TÜSİAD' ın her daim



türükbil
12-23-2005, 21:07
AKP ve TÜSİAD' ın her daim görüş birliğinde oldukları husus : Türkiye'nin sömürgecilere pazarlanması !

AKP ve TÜSİAD şimdi anlaşmazlığa düşmüş izlenimi verseler de aslında Kıbrıs'tan, Irak'a , PKK sorunundan Ermeni Konferansları düzenlemeye, Büyük Ortadoğu Projesinden AB'ye kadar pek çok konuda aynı görüşteler . Bu ortak noktalardan birisi de Türkiye'nin pazarlanması. Tasfiye edilip kapatılan bir bankanın reklamında " Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız" denilmekteydi. Hepimizin bildiği ve bugünlerde çok anlam kazanan bir Nasreddin Hoca fıkrası ise şöyle biter : "Yorgan gitti, kavga bitti.."

Unakıtan: Karlı karsız ne varsa satacağız

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım : Galataport'a müspet bakıyoruz

Garanti Bankası ile General Elektrik arasındaki hisse satış süreci tamamlandı

Rahmi Koç : Telekomünikasyonun stratejik değil, satılabilir .

Anayasa Mahkemesi, Türk Telekom'un özelleştirilmesine yönelik itirazları reddetti.
--------------------------------------------------------------------------------
http://www.milliyet.com.tr/2005/12/23/son/soneko30.html

Unakıtan: Karlı karsız ne varsa satacağız

Maliye Bakanı Kemal Unatıkan, istihdamın üzerindeki vergi yükünü azaltacaklarını, bunun da işsizliğin çözümüne önemli katkı sağlayacağını bildirdi.
Unatıkan, Adana Ticaret Odası (ATO) tarafından kurumlar ve gelir vergisiyle ihracatta başarılı 500 kişi ve kuruluşa ödüllerinin verilmesi nedeniyle Seyhan Oteli'nde düzenlenen törene katıldı.
Unatıkan, Türkiye'de artık her şeyin değiştiğini, ülkenin iyi idare edildiğini belirterek, faizlerin düşürüldüğünü, geçen yıl 65 milyar dolar olan yatırımların bu yıl 100 milyar dolara çıkarıldığını anlattı.
Yabancı yatırımcıyı da Türkiye'ye çekmek için çaba harcadıklarını vurgulayan Unakıtan, ''Çin yılda 60 milyar dolar yabancı yatırım alıyor. Türkiye de artık istikrarlı bir ülke olarak yabancıların ilgi odağı oldu. Yarınlarda her şey daha güzel olacak'' dedi.
Unatıkan, Türkiye'nin daha önce bir büyüyüp bir küçüldüğünü şimdi ise istikrarlı bir büyümeye geçtiğini, Almanya'da bile vergi oranları yükseltilirken, Türkiye'de aşağıya çekildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
''İstihdamın üzerindeki vergi yükünü de hafifleteceğiz, ancak vergi konusunda bana yamuk yapmayın. İşadamlarımızdan da beklentilerimiz var, herkes açık ve net olsun. İşadamlarımız; artık tehlikeli işlere kalkışmayın, 5 kazanın bir ödeyin paşa paşa yaşayalım. Aksi takdirde her yere radarlarımızı yerleştirdik. Vergi kaçağını önlemek için çok etkin önlemler alıyoruz. 2006'dan itibaren kimlik numarasıyla herkesin vergiyle ilgili tüm bilgilerine anında ulaşabileceğiz. Her yere radarlarımızı yerleştirdik haberiniz olsun. Hata yapan bedelini öder.'' Unakıtan, kendisine iletilen bir konuya da dikkat çekerek, şunları kaydetti:
''Bir oda başkanımız bana (Sayın bakanım vergi memurları geldi, defterlerimizi inceledi) diye söze başladı. Ben de (ne oldu memurumuz yanlış mı yaptı?) dedim. (Hayır da bizim biliyorsunuz eski alışkanlıklarımız var, bu kez idare edin, bir daha yapmayız) talebinde bulundu. Ben de bu kişiye (önce şu eski alışkanlıklarınızdan vazgeçin ama, daha önceki hatalarınızın vebalini de ödeyin ki bir daha unutmayın) cevabını verdim.''

ÖZELLEŞTİRME ÇALIŞMALARI
Unatıkan, devletin artık ticaretten çekildiğini, devleti küçülttüklerini, ancak etkinliğini artırdıklarını belirterek, ''Kalkınmanın en önemli hedefi özel sektördür. Özelleştirmeyi de bunun için yapıyoruz. Ancak, bizi (karlıyı da satıyorsunuz) diye eleştiriyorlar. Eleştirsinler, biz karlı-karsız ne varsa satacağız'' dedi.
Özelleştirme sayesinde devletin kasasına 33 milyar dolar girdiğini ifade eden Unatıkan, ''Daha önce yılda 30-35 milyon dolar zarar eden tesisler vardı. Böyle bir tesisimizi satın alıp, teknolojik iyileştirme yapan bir girişimci bana (Bu işletme 100 sene daha kalsa kar edemezdi. Çünkü, sizin memurunuz daha dünya piyasalarını takip etmekten aciz) dedi. O memur nasıl olsa kurum kar etse de etmese de maaşını alıyor. Bu zihniyet yüzünden ülke bugüne kadar hep zarar gördü'' diye konuştu.
Unakıtan, özelleştirme sayesinde devletin sırtında yük olmaktan kurtarılan tesislerden artık vergi de toplanmaya başlandığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Özelleştirmeden kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Eskiden üreticisi damın üzerinde ektiği tütünü bile devlete satıyordu. O dönemlerde birkaç oy uğruna (sen yetiştir biz üç kuruş fazla verir alırız) deniyordu. O üç kuruş ödeniyor, ürün alınıyor, satılamayınca kibrit atılıp yakılıyordu. Kimin parasını yakıyordunuz? Elbette bu milletin parası yanıyordu. Şimdi biz bunu yapıyor muyuz? 70 milyonun hakkını başkalarına yedirmeyiz. Bu ülkenin imkanları da parası da bu ülkede yaşayanlara eşit paylaştırılmak zorunda. Hiç kimseye kimsenin hakkını yetirtmeyiz.'' Bakan Unatıkan, daha sonra kurumlar ve gelir vergisi ile ihracatta başarılı kişi ve kuruluşlar arasında ilk 3 dereceye girenlere plaketlerini verdi.

ADANA VALİSİ KIRAÇ
Adana Valisi Cahit Kıraç ise nüfusu 2 milyona yaklaşan kentte, 82 bin vergi mükellefi bulunduğunu, vergi gelirlerinin de arzu edilen seviyede olmadığını bildirdi.
Kıraç, ''Adana her yıl devletten 1 katrilyon lira alıyor, ancak bunun daha fazlasını harcıyor. Yani geliri giderini karşılamıyor. Burada bir yanlışlık var. Dileğimiz, önümüzdeki dönemlerde bu tablonun değişmesidir'' dedi.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak da 1960-70'li yıllarda Türk filmlerine zengin ağalarıyla konu olan Adana'nın eski günlerine dönmesini arzu ettiklerini belirtti.
Elektrik faturalarını da su faturaları gibi belediyelerin toplamasını öneren Durak, ''Bu sayede kaçak kullanımın da tahsilattaki zorluğun da aşılacağını düşünüyorum'' dedi.
Adana Ticaret Odası (ATO) Başkanı Şaban Baş da vergisini ödeyerek görevini yerine getiren kurumların vergi denetimleriyle baskı altında tutulmamasını isteyerek, ''Vergi sıralamasında ilk 500 arasına giren mükellefler inceleme dışı kalmalı'' diye konuştu.
Baş, istihdamın üzerindeki vergi yükünün de bir an önce giderilmesi gerektiğini kaydetti.
Törene, Hatay Valisi Abdulkadir Sarı, 29 ilin vergi dairesi başkanları, vergi sıralamasında ilk 500'e giren mükellefler ile diğer davetliler katıldı.

http://www.milliyet.com.tr/2005/12/23/son/sonsiy04.html

Yıldırım: Galataport'a müspet bakıyoruz

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bu yıl, kamudaki varlıkların özel sektör eliyle işletilmesi bakımında ulaştırma sektörünün oldukça başarılı olduğunu bildirdi. Yıldırım, Galataport ihalesiyle ilgili Yüksek Planlama Kurulu (YPK)
Sekreteryası’na müspet görüş bildirdiklerini, YPK kararının her an çıkabileceğini söyledi.
Bakan Yıldırım, Anadolu Ajansı’nı ziyaretinde, bazı konulara ilişkin soruları da yanıtladı.
Yıldırım, bu yıl Atatürk Havalimanı, Türk Telekom, Galataport, limanlar ve Telsim’in satışıyla ulaştırma sektöründe yaklaşık 15-20 milyar dolara yakın özelleştirme uygulaması yapıldığının anımsatılarak, "Ulaştırma sektörü özelleştirmenin lokomotifi mi?" sorusunu yanıtlarken, "Bu yıl itibariyle sektörel bazda baktığımızda kamudaki varlıkların özel sektör eliyle işletilmesi bakımından ulaştırma sektörü oldukça başarılı gözüküyor" dedi.
Bu yılki sürecin Atatürk Havalimanı’nın işletme sözleşmesinin yenilenmesiyle başladığını ve Türk Telekom, Mersin Limanı, Tüpraş, Erdemir ve Telsim’in satışının bunu izlediğini belirten Yıldırım, bütün bunların ülkedeki istikrar, makro ekonomik dengelerin düzelmesinden kaynaklandığını ifade etti. Küresel yatırımcıların sadece nakit portföy yatırımı değil, aynı zamanda uzun vadeli yatırımlar için de Türkiye’de yatırıma geldiğini vurgulayan Yıldırım, bunun son örneğini Vodafone’ın Telsim ihalesini kazanarak Türkiye’ye gelmesini gösterdi.

YILDIRIM, VODAFONE YÖNETİCİLERİ İLE GÖRÜŞTÜ
Vodafone yöneticileriyle önceki gün görüşme yaptığını, kendisine bir rapor sunulduğunu belirten Yıldırım, Vodafone yöneticilerinin, Telsim’i "değerinin çok üzerinde para vererek aldıkları" yönünde İngiltere’de ve çeşitli ülkelerde yayınlar çıktığını aktardıklarını kaydetti. Yıldırım, Vodafone yöneticilerinin, "Biz onların doğruyu söylemediğini Türkiye’de ispat edeceğiz. Türkiye dinamik ülke, güvenimiz tam. Biz bilerek bu parayı verdik" dediklerini aktaran Yıldırım, Vodafone gibi güçlü bir oyuncunun Türkiye’ye gelmesi ve kalıcı bir yatırıma girmesinin ülke açısından güzel bir şey olduğunu vurguladı.
Yıldırım, "Daha önce yatırım yapanların, yaptıkları işin ne kadar doğru olduğunu bir anlamda teyit eder bir yatırım. Çünkü Türkiye’ye zaman zaman o taraftan, bu taraftan sermaye girişi bile konu ediliyordu. Şimdi artık kuzeyden de, batıdan da, doğudan da geliyor.
Turkcell’e kuzeyden, Türk Telekom’a doğudan, Telsim’e de batıdan geldi. Afrika’dan da beklemiyoruz kısa vadede, çünkü biz oraya gideceğiz" diye konuştu.

"ÖZELLEŞTİRME LAFINI SEVMİYORUM"
Yıldırım, "özelleştirme" lafını sevmediğini, özelleştirmenin "sanki ülke kaynaklarını birilerine verme gibi algılandığını" ifade etti.
Türk Telekom’da hisse devri yapıldığını, kamu ortaklığının devam ettiğini, Türk Hava Yolları, Atatürk Havalimanı ve Mersin Limanı’nda da kiralama yapıldığını anlatan Yıldırım, şöyle devam etti :
"Yaptığımız kamunun, özel sektörün dinamizmini kullanarak elindeki işletmeleri daha verimli hale getirmesi ve onlardan daha fazla katma değer üreterek daha fazla vergi, kar payı veya işletme kullanım hakkı gibi kaynaklar sağlamasıdır. Biz özelleştirme yapınca tamamen işin içinden çıkmıyoruz. Ya mal sahibi olarak, kiramızı takip ediyoruz ya da hissedar olarak işleri takip ediyoruz. Bütün operasyonlarda böyle bir boyut var. İnsanlar bunu gözden kaçırıyor.
Bunlar ticari kuruluşlar, aynı zamanda hizmet sektörü. Vatandaşa hizmet ediyorlar ve kararlarını çok hızlı almaları lazım. Siyasi etkilerden kamu mevzuatından etkilenmemeleri lazım, hizmet kalitesini daha iyi tutturmaları lazım, rekabet şartlarına karşı daha bağışıklıkları olması lazım. Bütün bunları özel sektör dinamizmi ile sağlıyoruz. Kamuda anlı şanlı kuruluşlarımızın zaman içinde sadece ismi kaldı maalesef. Halbuki çok daha önce hızlı hareket ederek, çok daha verimli bir şekilde devam ettirilebilirdi."

GALATAPORT’TA ONAY SÜRECİ
Bakan Yıldırım, Galataport ihalesinde onay sürecinin neden uzadığına ilişkin soruyu yanıtlarken, "Temiz iş 6 ayda olur derler ama bizimki 6 ay sürmez" dedi.
"Galataport’ta bir sorun olduğunu düşünmüyorum" diye devam eden Yıldırım, YPK kararının her an çıkabileceğini belirtti. Yıldırım, "Ben bir sorun görmüyorum, yakında çıkar. Bize intikal eden bir olumsuzluk yok" diye konuştu.
YPK’nın, kurulun sekreteryası Devlet Planlama Teşkilatı vasıtasıyla konunun özelliğine göre ilgili kurumlar ve bakanlıklardan görüş aldıktan sonra kararını oluşturarak, imzaya açtığını anımsatan Yıldırım, şöyle konuştu:
"Bu süreç işledi YPK sekreteryasında. Bu konuyu, kamuoyuna işler tamamlanmadan malolduğu için biraz daha hassas inceliyorlar. Bize de görüş sordular, diğer bakanlıklara da... Biz de görüşümüzü bildirdik.
Biz Galataport’a müspet bakıyoruz. Çünkü bu projeyle ilgili İstanbul’un çok şey kaybettiğini düşünüyorum."

"NELERİN KAYBEDİLDİĞİNİN HESABI YAPILMALI"
Projenin 1985 yılında başladığını, aradan geçen zamanda hiçbir şey yapılamadığını ifade eden Yıldırım, bugün gelen tekliflere bakıldığında 400 milyon avronun üzerinde 3 yılda yatırım teklifi ile 49 yıllığına 3 milyar 550 milyon avro kira öngörüldüğünü söyledi.
Aradan geçen 20 yılda bu projenin hayata geçirilmemesi nedeniyle nelerin kaybedildiğinin hesabının yapılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Devletin aldığı kirayı da çok düşünmemek lazım. Oraya ticaret ve eğlence merkezi ve otel yapılacak, kruvazör gemileri gelecek, insanlar alışveriş yapacak. İstanbul önemli cazibe merkezi haline gelecek.
Deniz turizmi 30 kat katma değer üreten bir alan. Üst gelir gruplarının katıldığı bir turizm. Bu boyutlarıyla düşündüğünüz zaman bu para işin teferruatı oluyor. Limanda 1980-90’lı yıllarda ortalama yılda 10-15 milyon dolar gelir oluyordu. Bu rakam yatırımsız ve bakımsızlıktan yıllık 5 milyon dolara düştü. Yani hiç bir şey yapmasanız 5 milyon dolar alırsınız. Bu, 50 yılda 250 milyon dolar eder. Öyle mi bekletmek lazım? Bu iş tamamen siyasetin kullanılan bir iş oldu ama çok da tutmadı."

cnnturk.com:

Garanti'nin yüzde 25'i General Elektrik'in

23 Aralık

Garanti Bankası ile General Elektrik arasındaki hisse satış süreci tamamlandı ve Garanti'nin yüzde 25.5'inin devri gerçekleştirildi.

Doğuş Holding, Garanti Bankası ile ilgili olarak İMKB'ye bir açıklama gönderdi.

Buna göre, Garanti Bankası'nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 25.5'ine tekabül eden toplam 535.5 milyon YTL nominal değerli hisse senetleri ile banka tarafından çıkarılmış kurucu paylardan 182 adedinin General Elektrik Capital Corporation'ın Türkiye'de kurulan iştiraki GE Araştırma ve Müşavirlik'e devri için Bankacılık Düzenleme ve Denetlem Kurulu'ndan gerekli onay alındı. Hisselerin devir ve teslim işlemleri de dün itibariyle tamamlandı.

1.8 milyar dolarlık peşin ödeme

Bu çercevede, satısa konu 535.5 milyon YTL nominal değerlı Garanti Bankası hissesi için 1 milyar 555 milyon 500 bin dolar, 182 adet kurucu hisse için ise 250 milyon dolar olmak uzere toplam 1 milyar 805 milyon 500 bin dolar GE Araştırma ve Müşavirlik tarafından Doğuş Holding'e peşin olarak ödendi.

Hisse devrini takiben Garanti Bankası Yönetim Kurulu'ndan Ferit Şahenk, Süleyman Sözen, Ahmet Kamil Esirtgen, Cüneyt Sezgin, Ergun Özen, Charles Edward Alexander, Richard Alan Laxer, Dmitri Lysander Stockton ve Daniel Noel O'connor'un yer almasına karar verildi.

Bankanın Yönetim Kurulu Baskanlığı'nı Ferit Şahenk ve Genel Müdürlüğü'nü de Ergun Özen sürdürecek.

http://www.milliyet.com.tr/2005/12/22/son/soneko36.html

Rahmi Koç: Şirket portföylerimizde bazı azaltmalar yapacağız
Şah Tanyeri / AA

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Tüpraş'ı devraldıktan sonra şirket portföylerinde bazı azaltmalar yapacaklarını bildirdi.
St. Petersburg ve Moskova'da Ramstore alışveriş merkezleri ile Moskova'da Edwards mağazasının açılışlarını gerçekleştiren Rahmi Koç, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Koç, özelleştirme ihalesini kazandıkları Tüpraş'la ilgili bir soru üzerine, varil başına 5.5 dolar rafinaj ücreti hesabıyla verdikleri paranın doğru değer olduğunu söyledi.
Tüpraş'ı parasını ödeyip devraldıktan sonra, bankacılık tabiriyle, portföylerinde bazı azaltmalar yapacaklarını belirten Koç, ''Onun çalışmasını yapıyoruz. Arkadaşlar bize bir liste getirecekler. Bazı sektörlerde odaklaşmaya karar verdik'' dedi.
Koç, Tüpraş için ortaklıklar teklif edildiğini, düşüneceklerini belirtti.
Tüpraş'ta ihale bittiği zaman telefonların kilitlendiğini, tanıyan tanımayanın kendilerini tebrik ettiğini kaydeden Koç, Petrol Ofisi'nin rafineri kurmayı planladığına ilişkin haberler konusundaki bir soru üzerine, rafineri kurmanın 5 yıl sürdüğünü belirterek, ''Rafineri öyle Migros açar gibi değil. Bence 'kuruyorum' demek başka, kurmak başka. Kurabilir. Kurmak çok uzun sürer. O kadar tahammülü var mı bilmiyorum'' dedi.
Rahmi Koç, bir başka soru üzerine, ülkenin savunmasıyla ilgili konular dışındakileri stratejik görmediğini söyledi.
Telekomünikasyonun da stratejik olmadığı görüşünü dile getiren Koç, Telsim'e en yüksek fiyatı veren dünyanın en büyüğü Vodafone'un dünyanın her yerinde olduğuna dikkat çekerek, ''Stratejik olsa sokarlar mı?'' dedi.
GSM sektöründeki fırsatları daha kurulurken kaçırdıklarını, günümüzde de GSM'in büyük yatırım gerektirdiğini kaydeden Koç, ''O kadar büyük rekabet olacak ki kar marjı ya var ya yok. O da size, bize, tüketiciye yarayacak'' dedi.
Rahmi Koç, 3 büyük satın alma gerçekleştiren Koç Holding'in yeni fırsatlar çıkarsa ne zaman tekrar satın alma noktasına geleceğine ilişkin bir soru üzerine, tüm şirketlerin ayakta durması için yılda 1 milyar avroya yakın yatırım yaptıklarını, yeni bir satın alma için zaman gerekeceğini ifade etti.

''SAKIP BEY ZAMK GİBİ AİLEYİ BİR ARADA TUTMUŞ''
Rahmi Koç, Sabancı'da Sakıp Sabancı'nın vefatından sonraki gelişmelere ilişkin soru üzerine de ''Sakıp bey bu aileyi zamk gibi bir arada tutmuş, onun değeri şimdi anlaşılıyor'' yanıtını verdi.
Koç'un yabancılarla ortaklıklarında Sabancı'dan farklı olarak yönetimi üstlenmeyi tercih ettiğini kaydeden Rahmi Koç, büyükbabasının bakkal dükkanı da katılırsa, 4. jenerasyonun yönetimde olduğuna işaret etti. Rahmi Koç, ''Bizim bu kadar götürebilmemiz, aile geleneği, aile görgüsü ve rahmetlinin (Vehbi Koç) koyduğu prensiplerden'' dedi.
Rahmi Koç, ''alt-üst kimlik'' tartışmaları konusunda ''Ben onu hiç anlayamadım ne olduğunu. Kim alt, kim üst, kim orta, anlamadım'' derken, ''dinin çimento işlevi'' konusundaki soruya da ''Onları hiç sorma, bildiğim işler değil'' ifadesini kullandı.

-TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM
Koç, Türklük konusunda ise ''Ne demiş Atatürk, 'Ne mutlu Türküm diyene'. Çok güzel söylemiş. Başka türlü düşünmek mümkün mü? Türküm doğruyum çalışkanım'' dedi.
Orhan Pamuk'un hakkında dava açılmasına neden olan sözlerine ilişkin olarak da ''Hayret ediyorum bu gelişmelere'' diyen Rahmi Koç, devamla şunları şu görüşleri dile getirdi:
''Arkadaşımızı, Orhan beyi tanımıyorum. Kitabını da okumadım. Ama böyle bir davalı duruma girmiş olması -ben dünya basınından takip ediyorum- fevkalade aleyhimize bir gelişme oldu. Türkiye için hiç iyi bir şey olmadı. Şimdi mahkeme etmekten vazgeçerlerse o zaman daha da beter bir durum. Öyle kendimizi köşeye sıkıştırdık ki! Benim kanaatim, hiç başlamamız lazımdı, yanlış oldu.'' Koç, Pamuk'un iddiasının bu kadar kolay telaffuz edilip edilmeyeceğine ilişkin soru üzerine de ''sormalı 'neye dayanarak bunu söylüyorsun?' diye. Yani o şekilde müzakere etmeli'' derken, New Orleans'ı su bastığında belediye başkanının ABD Başkanı Bush'a televizyonda söylediği sözler nedeniyle hiç kimsenin bir şey yapmadığını kaydetti.

Telekom'un özelleştirilmesine vize

cnnturk.com 23 Aralık, 2005

Anayasa Mahkemesi, Türk Telekom'un özelleştirilmesine yönelik itirazları reddetti.
Anayasa Mahkemesi, CHP'nin 5189 sayılı yasanın bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemini bugünkü toplantısında görüştü.

Toplantının ardından açıklama yapan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, 5189 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un ikinci maddesinde yer alan, 'devamı süresinde tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil' ve 'aynı maddenin üçüncü fıkrası' ibarelerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemini oy çokluğuyla reddettiklerini bildirdi.

Kılıçbir gazetecinin, ''böylelikle Telekom'un satışına vize verilmiş mi oldu?'' sorusuna, ''vize verilmiş oldu. Şu anda Anayasa Mahkemesi açısından bir problem kalmadı'' yanıtını verdi.

CHP, Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda, 5189 sayılı yasa ile 406 sayılı yasadan çıkarılan üçüncü fıkranın iptalini istemişti. Söz konusu üçüncü fıkra, "yabancı, gerçek ve tüzel kişilerin Türk Telekom'daki hisse oranı yüzde 45'i geçemez ve bunlar doğrudan ya da dolaylı olarak şirketin çoğunluk hisselerine sahip olamazlar'' hükmünü içeriyor.

Bu arada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türk Telekom'un özelleştirilmesiyle ilgili olarak açılan davada, Anayasa Mahkemesi'nin
kararını bekliyordu.

Geçtiğimiz temmuz ayında yapılan Telekom ihalesini Oger Telecom kazanmıştı. Oger Telekom, Türk Telekom'da yüzde 55'lik hissenin blok satışına ilişkin ihalede 6 milyar 550 milyon dolar ile en yüksek teklifi vermişti.