PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kırcı''dan Mektup Var



maturidi
01-08-2006, 20:33
Kırcı''dan Mektup Var…...............Yavuz Selim DEMİRAĞ

Devletin güvenlik görevlilerini, öğretmenlerini, memurlarını katleden bölücü teröristler elini - kolunu sallayarak gezerken Ülkücü olduğu için Haluk Kırcı halen hapishanede. İşkence altında alınan ifadeler dışında delilin olmadığı mahkeme safhalarına uzun uzun girmeye gerek duymuyorum. Yargıya müdahale, bir başka deyişle Anayasa suçu işlemek bizim işimiz değil. Bunu en iyi AKP''liler ile büyük sermaye sahipleri yapıyor zaten.

Haluk Kırcı, Kartala H Tipi Cezaevinden "Görülmüştür" damgalı bir mektup göndermiş. 57''inci hükümetteki "Rahşan Affı" ile hırlı - hırsız, ırz düşmanı, terörist affedilirken Kırcı 15 yılın üzerine üç yıl daha yatacak.

Cezaevinde bile okumayı, yazmayı ihtiyaç ötesi hayat tarzı haline getiren Kırcı''nın kitaplarından da bahsetmeyeceğim. Bir süre önce yazıp daha sonrasını ihmal ettiğim "24 kişi mi" başlıklı yazımı hatırlatan Kırcı, vefa''nın İstanbul''da bozası ile ünlü bir semt adı olmaktan öte anlamlar taşıdığı bir defa daha hatırlattı.

Rahmetli Metin Tokdemir''in vefatının onuncu yılında Mevlit-i Şerif okutacak cemaati bulamayanlar, O''nun şerefle görev yaptığı Ülkü Ocaklarındaki anma toplantısına da kimsenin gelmemesi yüzünden iptal ettiler. Metin Başkan''ın sevgili kardeşi Çetin Tokdemir ile yaptığım duygu yüklü görüşmeyi yazamadım.

"Vefası olmayanın imanı olmaz" konulu anma toplantısı öncesi Tokdemir''in yakın çalışma arkadaşı Servet Avcı''nın: "Metin Tokdemir bunu hak etmedi" sözleri üzerine yorumda yapmadım.

Tokdemir''i anmaya gelmeyenlerin duyarsızlığına söylenecek söz yok. Dışarıdakilerin düşünceleri neyse de içeriden gelen tepkinin birilerine örnek olması temennisi ile Kırcı''nın 12 Aralık 2005 tarihli mektubunu okuyucularımızla paylaşalım:

Yavuz Selim Bey;

11 Aralık 2005 tarihli köşe yazınızın "24 Kişi mi…" başlıklı bölümünü üzülerek, gönlüm burkularak okudum. Gazeteyi bir kenara bırakıp, rahmetli gönüldaşım Metin Tokdemir''in ruhuna bir Fatiha gönderdim ve yılar öncesine Metin''i tanıdığım günlere dalıp gittim.

1988 yılıydı. Değişik sıkıyönetim mahkemelerinden ceza alan 39 arkadaş Eskişehir Özel Tip Cezaevi''ne sevk edilmiştik. Cezaevinde çoğu PKK''lı, 300''e yakın solcu mahkumun arasında kalıyorduk. Hemen her açıdan durumumuz pek iç açıcı değildi! İşte o günlerde Eşkişehir Ülkü Ocağı başkanlığı yapan Metin, Hızır gibi imdadımıza yetişmişti. Genç bir üniversite talebesi olmasına rağmen, büyük vefa örneği göstererek, dertlerimize, sıkıntılarımıza, çaresizliklerimize ortak olmuştu. Sık sık yaptığı ziyaretleriyle moral kaynağımız olmakla yetinmemiş, bir anne şefkatiyle, aş, ekmek bulup cezaevine taşımıştı. Bahsini ettiğim yıl, rahmetlinin organizasyonu ve çabalarıyla bereketli geçen Ramazan ayını hiç unutmadım. Cezaevine tepsi tepsi yemek taşımış, huzurlu ve rahat bir ramazan geçinmemize vesile olmuştu.

1991 yılında cezaevinden tahliye oldum. Bu tarihken sonra rahmeti Metin''le birkaç defa karşılaştık, kısa ama verimli sohbetler yaptık. Rahmetli yaşının çok üstünde bilgi birikimine ve olgunluğa sahipti. Gani gönlüyle, yiğit duruşuyla , tabii vefasıyla onu çok sevmiştim. Sonra, o meş''um trafik kazasında vefat ettiğini öğrendim ve çok üzüldüm.

İşte, yazınızı okuduktan sonra, o güzel insanın, bana ve arkadaşlarıma göstermiş olduğu vefa dolu fedakarlıklarını hatırladım ve bunu sizinle paylaşmak istedim.

Yazınızda vurgu yaptığınız vefasızlıklara gelince… Dilimin ucuna hep o şarkının sözleri gelip takılıyor; "Açmam, açamam, söyleyemem…" diye başlayan şarkının sözleri!..

İçinde bulunduğum özel durum sebebiyle başka bir şey söyleyemiyorum. Ama, Metin''in, "Vefası olmayanın imanı olmaz" sözüne bütün yüreğimle katılıyorum.

Bu vesileyle, vefakar, yiğit gönüldaşım Metin Tokdemir''e bir kez daha Allah''tan rahmet ve mağfiret dilerken, size selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Haluk KIRCI