maturidi
01-16-2006, 14:52
Hesap ortada ama....................Vedat Yenerer
Her kurban bayramı sonrasında Suudi Arabistan’ın yoksul ülkelere gönderdiği et yardımı konusunda tartışmalar çıkar. Ben 2001 yılında Hacı oldum ve araştırmalarım sonunda bu yardım işinin aslında büyük bir kandırmaca olduğunu gördüm. Pakistan’da açlık ve yoksulluk çeken Müslümanlar yardım bekliyor. Peki İslam âlemi ne yapıyor. Mekke’de 3 milyon hacı yüz dolar ödeyip sabah saat 11.00 gibi kurbanlarının kesildiği haberini alıp hacı oluyorlar. 3 milyon hacı en az 2 milyon hayvan kesim işlemi en az 4 gün sürer. Çünkü Suudi makamlarının verdiği broşürde günde 700 bin baş hayvan kesme kapasitesinin olduğu yazılı. Kesilen hayvanlar nereye gidiyor diye de not düşmüşler. İşte en büyük rezalet burada yatıyor.Afganistan ve Sudan’a 10-20 bin baş hayvan yollanırken, Suudi Arabistan’daki fakirlere (Haram Fakiri diye yazmışlar) 300 bin den fazla hayvan dağıtılıyormuş. Dağıtılan hayvanları topladığınızda komik bir rakam çıkıyor. Çoğu zaman 1 milyonu bile bulmuyor. Her şey göstermelik 3-5 frigofrik araçla reklam yapılıyor. Dünyanın bütün bu yoksul ülkelerine en çok giden insanlardan biriyim ve bugüne kadar bu yardımın alındığı ve halka dağıtıldığı yönünde tek bir kelime bile duymadım. Nerede ve kime dağıtıldığı nı zaten bilen yok.
Dünyanın en zengin ülkesi Suudi Arabistan’da bu kadar fakir var mı? Bir hayvan en az 5 kişiye pay edilse 1,5 milyon fakir eder. Bu miktar Pakistan’a gönderilmediğine göre, Suudi Arabistan’da o kadar fakir insan var demektir. Buna kim inanır. Kesilen hayvanların tamamı Avustralya, Kanada, Yeni Zellanda vs gibi Hıristiyan ülkelerden alınıyor. Sanki Müslüman ülkelerde hayvan yetiştirilmiyor. Kutsal topraklarda satılan hediyelik eşyaların tamamı Tayvan, Çin ve Hindistan gibi yine Müslüman olmayan ülkelerden gelen mallar. Başörtüsünün üzerinde bile “Made in İndia” ya da “China” yazıyor.
Bu arada kutsal demişken; dünyanın hiçbir kutsal mabedinde insanlar coplanmaz.. Diyeceksiniz ki nasıl. Sayfada yerim yok, etrafınızdaki hacılara sorun, onlar iyi bilir. Tavaf yaptıkları sırada Kabe’nin köşesindeki taşı “Hacer ül esved” i öpmek isteyenlerin Suudi jandarmalar tarafından ölesiye coplandığını da kimse anlatmaz. Oradaki gerçek yaşam özellikle saklanıyor. Bunların başını da Suudi yalakasıTürk gazeteleri ve televizyonları çekiyor. Türk medyası Mekke ve Cidde’deki alışveriş merkezlerini ve dükkanların raflarını 20 dakika boyunca haber yapıyor. Ama, alışveriş merkezinin 100 metre yanında 24 saat ışıl ışıl aydınlatılan ünlü Türk Düşmanı, Suudiler için kahraman, İngiliz Arabistanlı Lawrance’ın ihtişamlı bir müze haline getirilmiş evinden söz etmiyor.
Mekke’nin 10km. dışına çöle giderseniz yüzbinlerce baş koyun, keçi ve deve leşi görürsünüz. Ben fotoğraf makinemle çöle gidip rezaleti görüntüledim. Sayfada yer işgal etmesin diye yayınlamıyorum. Bir Allahın kulu çıkıp sadece boğazı kesilip kanı akıtılan ve daha sonra çöle kamyonlarla götürülen kurbanlıklar konusunda konuşmuyor. Tam tersine bayramın ikinci gününden itibaren Türk hacılar aralarında para toplayıp dili için deve kestiriyorlar. Şekere vs iyi geliyor diye hayvan kestiriliyor ve gerisi aynen çöle kamyonlarla dökülüyor. Çok şaşıracaksınız ama deve dili Suudi Arabistan’da karaborsada satılıyor. Fiyatı yükselten de Türklerin ta kendileri..
Şimdi bunları yazdım diye bu tipler işlerine gelmeyenleri yazanları suçladıkları gibi beni de “din düşmanı “ilan edebilirler. Gerçekleri saklarsam hacı sayılırım ve “Allah kabul etsin” derler. Ama saklanan gerçekleri yazarsan “din düşmanı” yapıverirler.
Her kurban bayramı sonrasında Suudi Arabistan’ın yoksul ülkelere gönderdiği et yardımı konusunda tartışmalar çıkar. Ben 2001 yılında Hacı oldum ve araştırmalarım sonunda bu yardım işinin aslında büyük bir kandırmaca olduğunu gördüm. Pakistan’da açlık ve yoksulluk çeken Müslümanlar yardım bekliyor. Peki İslam âlemi ne yapıyor. Mekke’de 3 milyon hacı yüz dolar ödeyip sabah saat 11.00 gibi kurbanlarının kesildiği haberini alıp hacı oluyorlar. 3 milyon hacı en az 2 milyon hayvan kesim işlemi en az 4 gün sürer. Çünkü Suudi makamlarının verdiği broşürde günde 700 bin baş hayvan kesme kapasitesinin olduğu yazılı. Kesilen hayvanlar nereye gidiyor diye de not düşmüşler. İşte en büyük rezalet burada yatıyor.Afganistan ve Sudan’a 10-20 bin baş hayvan yollanırken, Suudi Arabistan’daki fakirlere (Haram Fakiri diye yazmışlar) 300 bin den fazla hayvan dağıtılıyormuş. Dağıtılan hayvanları topladığınızda komik bir rakam çıkıyor. Çoğu zaman 1 milyonu bile bulmuyor. Her şey göstermelik 3-5 frigofrik araçla reklam yapılıyor. Dünyanın bütün bu yoksul ülkelerine en çok giden insanlardan biriyim ve bugüne kadar bu yardımın alındığı ve halka dağıtıldığı yönünde tek bir kelime bile duymadım. Nerede ve kime dağıtıldığı nı zaten bilen yok.
Dünyanın en zengin ülkesi Suudi Arabistan’da bu kadar fakir var mı? Bir hayvan en az 5 kişiye pay edilse 1,5 milyon fakir eder. Bu miktar Pakistan’a gönderilmediğine göre, Suudi Arabistan’da o kadar fakir insan var demektir. Buna kim inanır. Kesilen hayvanların tamamı Avustralya, Kanada, Yeni Zellanda vs gibi Hıristiyan ülkelerden alınıyor. Sanki Müslüman ülkelerde hayvan yetiştirilmiyor. Kutsal topraklarda satılan hediyelik eşyaların tamamı Tayvan, Çin ve Hindistan gibi yine Müslüman olmayan ülkelerden gelen mallar. Başörtüsünün üzerinde bile “Made in İndia” ya da “China” yazıyor.
Bu arada kutsal demişken; dünyanın hiçbir kutsal mabedinde insanlar coplanmaz.. Diyeceksiniz ki nasıl. Sayfada yerim yok, etrafınızdaki hacılara sorun, onlar iyi bilir. Tavaf yaptıkları sırada Kabe’nin köşesindeki taşı “Hacer ül esved” i öpmek isteyenlerin Suudi jandarmalar tarafından ölesiye coplandığını da kimse anlatmaz. Oradaki gerçek yaşam özellikle saklanıyor. Bunların başını da Suudi yalakasıTürk gazeteleri ve televizyonları çekiyor. Türk medyası Mekke ve Cidde’deki alışveriş merkezlerini ve dükkanların raflarını 20 dakika boyunca haber yapıyor. Ama, alışveriş merkezinin 100 metre yanında 24 saat ışıl ışıl aydınlatılan ünlü Türk Düşmanı, Suudiler için kahraman, İngiliz Arabistanlı Lawrance’ın ihtişamlı bir müze haline getirilmiş evinden söz etmiyor.
Mekke’nin 10km. dışına çöle giderseniz yüzbinlerce baş koyun, keçi ve deve leşi görürsünüz. Ben fotoğraf makinemle çöle gidip rezaleti görüntüledim. Sayfada yer işgal etmesin diye yayınlamıyorum. Bir Allahın kulu çıkıp sadece boğazı kesilip kanı akıtılan ve daha sonra çöle kamyonlarla götürülen kurbanlıklar konusunda konuşmuyor. Tam tersine bayramın ikinci gününden itibaren Türk hacılar aralarında para toplayıp dili için deve kestiriyorlar. Şekere vs iyi geliyor diye hayvan kestiriliyor ve gerisi aynen çöle kamyonlarla dökülüyor. Çok şaşıracaksınız ama deve dili Suudi Arabistan’da karaborsada satılıyor. Fiyatı yükselten de Türklerin ta kendileri..
Şimdi bunları yazdım diye bu tipler işlerine gelmeyenleri yazanları suçladıkları gibi beni de “din düşmanı “ilan edebilirler. Gerçekleri saklarsam hacı sayılırım ve “Allah kabul etsin” derler. Ama saklanan gerçekleri yazarsan “din düşmanı” yapıverirler.