PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Arap oğlu, İsrail oğlu,



maturidi
02-03-2006, 17:50
Arap oğlu, İsrail oğlu, Rum oğlu; ya Türk oğlu? ..................Aslan Blut


Hacı Bektaş-ı Veli, "İman bir hazinedir. Allah'ın lanetlediği İblis, bir hırsızdır. Akıl ise hazinedardır. Hazinedar olmasa, hırsız hazineyi ne yapar?" diye sorar...
İman ancak akıl ile mümkündür. Aklı olmayanın imanı olmaz. Bu yüzden "Hayatta en hakiki mürşit ilim"dir...
Akıl dediğimiz şey, insanda "bütün isimler"in yeniden öğrenilmesi veya hatırlanması ile gerçek yerini buluyorsa, yine Kuran ayetlerine göre, insanların farklı dillerde ve renklerde yaradılışları Allah'ın varlık delilleriyse, aklı korumak için dili korumak gerekir...

***
Diğer taraftan sayıları 100'den fazla olan aktif tarikat şeyhinin veya mürşidinin, yaptıkları işten çıkar sağlamadığını söyleyemeyiz. Bu tarikatların büyük kısmı, birer çıkar grubu şeklinde yapılanmıştır. Üstelik, diğer tarikatları yok sayarlar.
Tarikatların hemen tamamı, yetiştirdikleri gençlerde milliyet bilincini yok etmektedir. Müslüman kavramı, bir kavim adıymış gibi milliyet kavramının yerine yerleştirilmek istenmektedir. Din ve milliyet idealleri, birbirinin karşısına çıkarılmaktadır.
Oysa, Kurânda Arap kavmi, İsrailoğulları kavmi, Rumlar ve pek yakında Müslüman olacak bir kavimden bilgiler verilir. Bu son kavmin Türkler olduğu, din bilginlerince kabul edilir.
Arap, İsrailoğlu ve Rum kavimlerinin varlığı kabul edilirken Türk kavmi niçin kabul edilmiyor? Bizim tespit ettiğimiz kadarıyla, bunun sebebi, söz konusu tarikatların, milli kimliği ortadan kaldırmaya yönelik olarak, İslam'ı kalkan olarak kullanıp etnik ırkçılığa dayanan gerçek hedeflerini toplumun genelinden gizleyebilmek düşüncesidir. Milli kimliğinden vazgeçirdikleri insanları, kendi devletleri aleyhine kullanılabilir duruma getirmek için...
Tarikat veya cemaat içinde yetiştirilen gençler, milli kimliklerini inkâr noktasına kadar gidebilmektedir.

***
Bazı tarikatlarda yetişen genç erkekler, içine kapanık, psikolojik sıkıntıları olan bir ruha bürünmekte, kadınlardan bucak bucak kaçmakta ve hatta bir kısmı evlenmemekte veya evlenememektedir.
Gençlerin bir kısmı, tamamen sünepeleşmekte, pasifleşmektedir. Oysa Hz. Ömer'in iman ettikten sonra da sert davranışlarını devam ettirdiği, hatta onunla 40 kişi olan müslümanların ilk defa Kâbe'de ibadet etme cesaretini bulduğu, önlerinde tertemiz bir örnek olarak durmaktadır. Hz. Ali de İslâm'ın kılıcı değil miydi?
Masonluk, rotaryenlik, lionsluk gibi yahudi kökenli tarikatlar da Türk halkından taraftar bulabilmekte, bu şekilde sosyal bir sınıfın diğer sosyal bir sınıfı, yahut milletin tamamını ekonomik tahakküm altına almak teşebbüslerine yol açmaktadır. Ekonomiyi belirleyenler, siyaseti de yönlendirdiği için devlet içinde devlet olmaktadır.
Bizce, şimdiki nesillerin, Yesevi ocağının asırlarca önce yaptığı gibi, sadece alperen değil, bilge-erenler yetiştirecek bir ocağa ihtiyacı vardır. Bilge-erenler, "Allah'ın gökyüzünde, yeryüzünde ve insan vücudundaki ayetlerini" araştırarak gerçek bilgiyi bulmalı ve Türk Milleti'nin yeniden dünyaya düzen veren millet haline gelmesini sağlamalıdır.
Şimdiki tekke, bütün evrendir. Mürşit, "Allah'ın sonsuz ve kuşatıcı ilmi"dir. Müritler ise bu bilgiyi öğrenmeye çabalayan bütün bilim adamlarıdır.

***
Prof. Dr. Erol Güngör'e göre, "Milliyet farklarını hesaba almayan bir islâm düşüncesi kaynağını başka sebeplerden almış demektir. Böyle bir islâmcılık tasarlayanlar, milliyetçilere, karşı dolaylı bir etnik hareket içindedirler. Bunların maksadı islâm birliği sağlamaktan ziyade, yaşadıkları, ülkedeki milliyetçi politikayı nötralize etmektir. Bu azınlıklar, ayrılıkçı bir politikayı takip gücünü buldukları takdirde kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açmaktan geri kalmayacaklardır. Böyle bir güce erişemedikleri müddetçe islâm davasının şampiyonu olarak görünürler. Panislâmizmin kuvvetli bir siyasi hareket uyandırmayışının sebebi, bu konuda doktrinden bir dayanak bulunamayışıdır. İslâm doktrininde hiçbir zaman tek devlet fikri işlenmemiştir."
Gerçekten de Hz. Muhammed ve 4 halife, müslüman olduktan sonra Arap olduklarını inkâr mı etmiştir ki, bunlar, Türk çocuklarının beyinlerini yıkamaya kalkıyorlar ve bir islâm milleti oluşturmaktan söz ediyor? Kurân, "Allah dileseydi bütün insanları tek bir millet yapardı, tek bir ümmet yapardı" diyor. Kuran'da, insanların dilleri ve renklerinin ayrı ayrı oluşu, Allah'ın varlık delili olarak gösterildiği halde, Türk'ü ve Türk dilini ortadan kaldırmaya çalışanların, İslâm'ı temsil etmek iddiası olabilir mi?
Bunlar, islami açıdan, "Allah'ın varlık delillerini ortadan kaldırmaya çalışan" ve dinden ziyade etnik ırkçılıkla ilgili gruplardır.