maturidi
02-28-2006, 17:16
Diyanet İşleri Başkanı daha açık konuşmalıydı: Tevrat ve İncil'e atıf yapmak ne derece doğdu?...................Aslan Blut
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, tam benim düşündüğüm gibi konuşmuş. Kur'ân mellerinde Tevrat ve İncil'e atıf yapılmasını doğru bulmadığını söylüyor:
''İlk asırdan beri yazılan tefsirlerde Kur'ân-ı Kerîm'in ayetleri açıklanırken, yorumlanırken, diğer kutsal metinlerde ve geleneklerde neler olduğu yazılır ve mukayese yapılır. Ama Kur'ân-ı Kerîm mealinin hemen arkasında diğer kutsal metinlerden, İncil ve Tevrat'tan benzeri ayetlerin verilmesi alışık olmadığımız, bana göre de fazla doğru olmayan bir usûldür. İkisinin ortası bir yolu tartışarak bulmalıyız. O konuda insanları itham edici olmak yerine uyarıcı olmalıyız.''
Ali Bardakoğlu muhtemelen hocası da olan ve 600 sayfalık malinde 498 atıf yapan zata yüklenmek istememiş.
Yazdığım gibi "halktan biri" olarak merakımı mucip oldu. Her eve giren bir mealde Tevrat ve İncil'e atıf yapmakla, Kur'ân'ı, tahrif edilmiş, insan elinden çıktığı sabitleşmiş önceki kitaplarla doğrulatmaya kalkışmak manasını çıkarmaz mısınız?!
Denilmek isteniyor ki, Kur'an o kadar doğru ki, Tevrat ve İncil'de bile geçen 498 ayeti de içine almaktadır!...
Bırakın siz Yahudiler ve Hristiyanlar kendilerini Kur'ân'la doğrulatsınlar!
"Dinler arası diyolog" illeti böyle neticeye vardırıyor anlaşılan.
(Diyaloğu savunan Hocalarımız "illet" tabirime alınmasınlar hakikaten bir hastalık görüyorum böyle diyalog çağrılarını… En mütekâmil dinin, tamamlayıcı dinin Müslümanlık olduğunu öğretenlerin, şimdi bizi Musevîlik ve Hristiyanlıkla eşit noktaya, hata daha ötesi onlara mecbur etmeye kalkışmaları ağrıma gidiyor… Bir cemaatin lideri olarak gösterilen Hocamızın Papanın ayağına kadar gidip "ihtiramlarını" bildirmesi beni çok üzmüştür. Bu Hocamızın bir tırnağını bile Papaya değişmem!)
İnsanî ilişkilerle, dinî ilişkileri karıştırmayalım! Musevîler kendi yoluna, Hristiyanlar kendi yoluna…
Sünnet-i seniyyeyi uygulamak isteyenler Hz. Peygamber'in mektup yazdığı krallarla görüşmeyi, konuşmayı mı istediğini, yoksa de dine mi davet ettiğini bir düşünsünler!
"Kur'ân'ın İncilleştirilmesi" diye bir şeyi kabul etmek mümkün değildir… Meali hazırlayanın da ve bu meali gazeteleri vasıtasıyla binlerce eve sokan gazetenin yönetiminin de elbette böyle bir niyeti olamaz. Ama "diyalog" dedikleri irtibatın kimin lehine olduğunu da düşünmek gerekir.
Bu meseleler benim dışımda… Bir Müslüman olarak benim de şüphelerim var ve dinim adına konuşanların benim şüphelerimi izale etmeleri gerekir.
Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, meseleyi daha açmalıydı. Diyanet İşleri Başkanıdır ve bu başkanlığının fonksiyonu "Türkiye Cumhuriyeti"nde son derece mühimdir. Ve bütün tarikatların, bütün cemaatlerin önündedir.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, tam benim düşündüğüm gibi konuşmuş. Kur'ân mellerinde Tevrat ve İncil'e atıf yapılmasını doğru bulmadığını söylüyor:
''İlk asırdan beri yazılan tefsirlerde Kur'ân-ı Kerîm'in ayetleri açıklanırken, yorumlanırken, diğer kutsal metinlerde ve geleneklerde neler olduğu yazılır ve mukayese yapılır. Ama Kur'ân-ı Kerîm mealinin hemen arkasında diğer kutsal metinlerden, İncil ve Tevrat'tan benzeri ayetlerin verilmesi alışık olmadığımız, bana göre de fazla doğru olmayan bir usûldür. İkisinin ortası bir yolu tartışarak bulmalıyız. O konuda insanları itham edici olmak yerine uyarıcı olmalıyız.''
Ali Bardakoğlu muhtemelen hocası da olan ve 600 sayfalık malinde 498 atıf yapan zata yüklenmek istememiş.
Yazdığım gibi "halktan biri" olarak merakımı mucip oldu. Her eve giren bir mealde Tevrat ve İncil'e atıf yapmakla, Kur'ân'ı, tahrif edilmiş, insan elinden çıktığı sabitleşmiş önceki kitaplarla doğrulatmaya kalkışmak manasını çıkarmaz mısınız?!
Denilmek isteniyor ki, Kur'an o kadar doğru ki, Tevrat ve İncil'de bile geçen 498 ayeti de içine almaktadır!...
Bırakın siz Yahudiler ve Hristiyanlar kendilerini Kur'ân'la doğrulatsınlar!
"Dinler arası diyolog" illeti böyle neticeye vardırıyor anlaşılan.
(Diyaloğu savunan Hocalarımız "illet" tabirime alınmasınlar hakikaten bir hastalık görüyorum böyle diyalog çağrılarını… En mütekâmil dinin, tamamlayıcı dinin Müslümanlık olduğunu öğretenlerin, şimdi bizi Musevîlik ve Hristiyanlıkla eşit noktaya, hata daha ötesi onlara mecbur etmeye kalkışmaları ağrıma gidiyor… Bir cemaatin lideri olarak gösterilen Hocamızın Papanın ayağına kadar gidip "ihtiramlarını" bildirmesi beni çok üzmüştür. Bu Hocamızın bir tırnağını bile Papaya değişmem!)
İnsanî ilişkilerle, dinî ilişkileri karıştırmayalım! Musevîler kendi yoluna, Hristiyanlar kendi yoluna…
Sünnet-i seniyyeyi uygulamak isteyenler Hz. Peygamber'in mektup yazdığı krallarla görüşmeyi, konuşmayı mı istediğini, yoksa de dine mi davet ettiğini bir düşünsünler!
"Kur'ân'ın İncilleştirilmesi" diye bir şeyi kabul etmek mümkün değildir… Meali hazırlayanın da ve bu meali gazeteleri vasıtasıyla binlerce eve sokan gazetenin yönetiminin de elbette böyle bir niyeti olamaz. Ama "diyalog" dedikleri irtibatın kimin lehine olduğunu da düşünmek gerekir.
Bu meseleler benim dışımda… Bir Müslüman olarak benim de şüphelerim var ve dinim adına konuşanların benim şüphelerimi izale etmeleri gerekir.
Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, meseleyi daha açmalıydı. Diyanet İşleri Başkanıdır ve bu başkanlığının fonksiyonu "Türkiye Cumhuriyeti"nde son derece mühimdir. Ve bütün tarikatların, bütün cemaatlerin önündedir.