maturidi
04-04-2006, 01:07
Recep T. Erdoğan Yahudilerin Uşağımı?
TÜRK BAŞBAKANIMI? YOKSA YAHUDİLERİN UŞAĞIMI?
MİLYAR DOLARLIK RADİKAL YAHUDİLER’İN BAŞBAKANI YA DA .. SAYIN BAŞBAKAN, ‘ROCKFELLER’IN BAŞBAKANI’ OLMUŞSUNUZ” DİYEN PAŞA,HANGİ PAŞAMIZ ?!
Yüzük taşı konumundaki bir ülkenin “Başbakan”ı ile “Kara Kuvvetleri Komutanı” sohbet halindedirler.
Bir saat 50 dakika süren zirveden, Başbakanlık koridorlarına yansıyan diyalogları mealaen yansıtıyorum:
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan “iddianame” kapsamında elde
ettiğimiz istihbarat, ordumuza karşı hükümetinizin ve partinizin bir komplo içinde olduğunu gösteriyor.... Bana ve ordumuza karşı tavrınızı ve YAŞ’a yönelik dış destekli oluşumu ve tezgahı kabul etmemizi ve sessiz kalmamızı bekleyemezsiniz. Eğer bugüne kadar ordu olarak, sorumlu paşalar birçok tepkiyi Anayasal platformda şahsınıza ve makamınıza iletmişsek ülkemizde bir kaosa malzeme edilmekten çekinmemizdendir... “Ordu konuştu, ekonomi çöktü” dedirtmemek için kamuoyuna karşı açık konuşmadık. Ama hükümetinizin ve partinizin dış destekli ‘ordu’ya yönelik hamlelerine çok fazla seyirci kalamayız.
ROCKFELLER’IN BAŞBAKANI BAŞBAKAN: Sayın Paşam, korkmayınız, “Asker konuştu” diye ülkede ekonomik kriz çıkmaz. Dünyanın önde gelen finans kuruluşlarıyla anlaştık. ‘İddianame’ de size ve ‘Ordu’ya yönelik araştırılması gereken ne varsa araştırılacak. Ülke artık askerin kontrolünde bir ülke değil, millet idaresinin hakim olduğu bir ülke olacaktır. Ülkede bir Paşa da konuşsa, ekonomide bir şey olmaz. Rockfeller gibi dünyanın en zengin, en güçlü grupları ile birlikte hareket ediyoruz.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, bu üslup köklü mazisi olan bir milletin ‘Başbakan’ına ait olamaz. Dünyanın önde gelen finans kuruluşları ile ‘Ordu’nun Anayasal sorumluluklarını yerine getirmesini engellemek için mi anlaştınız? Sayın Başbakan, vatanımıza karşı bir komplonun içindesiniz! Son olarak ‘Ş...’de askerimize karşı girişilen linç hareketinin arkasında partinizi iktidara taşıyan dış güçlerin istihbarat servisleri var. Sayın Başbakan, iddianame araştırılırsa ‘Ordu’muz aklanır, ben aklanırım ama sizler bu işin altında kalırsınız. Sayın Genelkurmay Başkanım, soruşturmaya gerek görmeyerek beni değil, ülkemiz hükümetinin onurunu ve haysiyetini korudu. Şayet, o provokasyon kokan hadise iyice soruşturulursa, o işin ardından siz, sizin müsteşarınızve sizi destekleyen dış güçlerin çıktığı görülecektir. Hükümetinizin, şehidi kanları ile sulanmış, bir milleti temsil ettiğini unutuyorsunuz. Sayın Başbakan, siz bu devletin Başbakanı değil, ‘Rockfeller’in Başbakanı’ olmuşsunuz!.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, istihbaratınız yanlış. ‘Ş…’deki hadisenin arkasında ordunun içindeki “Savaş Lordları” var.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: O “Savaş Lordları”nı, sizin partinizi iktidara taşıyanların içinde aramak gerekir. Asıl, sizin ve partinizin arkasında “Savaş Lordları” var. Bazı müttefiklerimiz, partinizi ve sizi “Truva Atı” olarak kullanıyorlar. Siz ‘T… Cumhuriyeti Hükümeti’nin Başbakanı değilsiniz, “Savaş Lordları”nın Başbakanı’sınız! Çuval olayı’nı da, Silahlı Kuvvetleri’mizi cezalandırmak için sizi iktidara getiren ABD içindeki güçlerle birlikte tezgahladınız. ‘Ş… hadisesi’ni de sizi iktidarda tutmaya çalışan Siyonistler ve İngilizler birlikte kurguladı. Siz bu millete değil, Siyonistere güvenen bir korkaksınız! Merak etmeyin, devletimiz, bu durumu eninde sonunda ortaya çıkaracaktır.
BAŞBAKAN: Ülke, bizim kontrolümüzde. Silahlı Kuvvetler de benim kontrolümde. Kimi istersem onu paşa yaparım. Kimi istersem onu Genelkurmay Başkanı yaparım. Biz ABD ile anlaştık. Irak’a da, İran’a da, Suriye’ye de birlikte operasyon düzenleyeceğiz. BOP’ta ABD bizi de ortak olarak görüyor. Sayın Paşa, ülke artık Silahlı Kuvvetler’in elinde değil.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, bu ifadeleriniz, sizi ve heyetinizi Yüce Divan’a götürür. “İhanet-i vataniye”den yargılanırsınız. Siz, partiniz ve hükümetiniz açık bir ihanet içindesiniz. ABD, İngiltere ve İsrail BOP’un planlayıcıları. Bu operasyonda ülkemizin fikri dahi alınmadı. Siz ve Dışişleri Bakanı, BOP’un, ülkemizi tarihten silecek stratejiler içerdiğini bildiğiniz halde, intikam duygusu ile hareket ediyorsunuz.
BAŞBAKAN: Paşam siz Genelkurmay Başkanı olacaksınız. Sizinle anlaşalım. BOP’a evet deyiniz. Ortadoğu’nun asıl sahipleri kararlı! Onlarla birlikte hareket edelim. Rockfeller’lar ve Rostcihd’ler bizi ihya ederler.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, ben buraya Genelkurmay Başkanlığı kulisi yapmaya gelmedim. Dünyanın önde gelenlerine kul olmak için de gelmedim. Ben buraya Silahlı Kuvvetler’in sorumluluk bilinci içinde geldim ve satılık değilim. Devletim, milletim ile birlikte hareket ettikçe kazanacaktır. Bu teklifiniz gerçekten iğrenç. ABD, İngiltere ve İsrail adına birilerine makam ve para teklif eder pozisyonunuz kabul edilemez.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, beni yanlış anladınız. Ben memleketimizin çıkarı için işbirliği yapalım önerisinde bulundum.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, yaptığımız bu görüşmeyi ayın Genelkurmay Başkanı’ma rapor etmek zorundayım. Sizler, gerçek Müslüman olamazsınız, sizler bu ‘Cumhuriyet’in vatandaşı olamazsınız! Bu haliniz apaçık bir ihanet,.milletin dini duygularını istismar ederek vatanımızı, diğer dinlerin bahçesi, diğer ülkelerin sömürgesi haline getirmek istiyorsunuz. Bu millet hainlerle geçmişte savaşmıştı, şimdi yeniden savaşma ve temizleme kararı almıştır. Silahlı Kuvvetleri’mizi din düşmanı, millet düşmanı gösterme çabaları hüsrana uğrayacaktır.
BAŞBAKAN: Paşam, bu sözlerin artık modası geçti. Ülke artık bizim kontrolümüzde, biz de birçok yerle anlaşmış durumdayız.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, ihanetiniz cezasız kalmayacaktır. Bu millet sahte dincilerden, sahte milliyetçilerden, sahte demokratlardan çok çekti; ama eninde sonunda hepsini cezalandırdı. Siz ve arkanızda bulunan güçler, bu ‘Cumhuriyet’i, Atalarımızın emanetini bu topraklardan kazıyamayacaksınız. Allah size ve partinize lanet eder, millet sizi lanetler. Bu görüşme giderek iğrençleşiyor. Görüyorum ki, Cumhuriyet’imizin tepesi, Başbakanlık mevkii işgal altında.ROCKFELLER’IN DEĞİL, DEVLETİN PAŞASIYIM
BAŞBAKAN: Sayın Paşa, hiçbir şeye gücünüz yetmeyecek. Ülke başka ellere geçti ve geçiyor. Her yere hakimiz. Size tavsiyem, siz de bize katılınız.İki baldırı çıplağa kulak asmayınız.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, ben bu ülke Silahlı Kuvvetleri’nin, bu milletin ve bu devletin bir askeriyim. Bu millete yürekten bağlı bir neferiyim. Devletimin bana verdiği her görevi yaparım. Sizler gibi ihanet içinde olmam, olamam. ‘Ş… olayı’ araştırılacak ve arka planı millete açıklanacaktır. “Çuval” rezaletinin arkasında sizin ve hükümetinizin bulunduğu kanıtlanacak ve açıklanacaktır.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, beni yanlış anladınız (Ayakta Paşa’nın çıkmasını
engellemeye çalışırken). Ben ve hükümetim ülkemiz için çalışıyoruz. Biz ‘Ş… olayı’nda, Savcı’yı cezalandıracağız. Bazı cemaatler, Silahlı Kuvvetler’in aleyhinde olabilir. Olayı, onların uzantıları araştırdı.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, Fethullah imanız bile iğrenç ve ispiyon kokuyor. Şunu sakın unutma Sayın Başbakan, Silahlı Kuvvetler’in en üst komuta kademesi F.G’nin arkasından gitmez. Ordu’da da bu milletin içinde de milyonlarca gerçek Müslüman var. Silahlı Kuvvetlerimiz ve bu millet, kendi dini önderlerini üretir ve onlar başka ülkelere ve başka dinlere sığınmazlar. Ordumuz, ‘F.G’nin ABD’ye kimler tarafından, hangi komplo ve tezgahlarla gönderildiğini de, günü geldiğinde hiçbir endişeye yer vermeyecek şekilde, ortaya koyacaktır. İktidarınız, siz ve partiniz, bu millet için gerçekten büyük bir faciasınız.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, vallahi beni yanlış anlıyorsunuz. (Paşa’nın yöneldiği
istikametin önünü keserek), ben AB için, yeni bir dönem için demokrat bir
görüntü vermenin önemine dikkat çektim. F.G.’yi (Fetullah Gülen) de ABD, ingiltere, İsrail ve Vatikan destekliyor; ama onunla işbirliği içinde değiliz. Sayın Paşam ben bireysel bir teklifte bulundum.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Bu tavırlar ve yalakalıklar bir Başbakan’a yakışmıyor. Bu iğrenç ortamdan çıkıyorum, toplantı bitmiştir.
DEVLET ADAMI
Nitekim…!
Bu sözlerin ardından, Kara Kuvvetleri Komutanı odayı hızla terk eder.
Başbakan, bu sırada çok sinirlidir.
Oyuna getirildiğini düşünmektedir.
Hemen bazı isimleri arayıp, talimat yağdırmaya başlar:
“Birini bulun, Paşa’yı teskin etsin arkadaş, çok büyük yanlış yaptık. Kim
dediyse Kara Kuvvetleri Komutanı her türlü teklife açık diye, bizi o yanılttı. Onu çabuk bana bulun, ismini verin!”
Ardından etrafa emir ve talimat yağdırmaya devam eder.
Başbakan, önüne geleni azarlar.
İşte böyle!..
Evet, şimdi herkese soruyorum:
“Arkamda ‘Milyar Dolarlık Adamlar’ var” diyen Başbakan hangi ülkenin
Başbakanı!
“Sayın Başbakan, siz ‘Rockfeller’in Başbakanı’ olmuşsunuz” diyen Paşa,
hangi ülkenin Paşa’sı!
Var mı bilen!..
Var mı gören!..
Var mı duyan!..
Var ise bilen, bilmeyenlere anlatsın!
Ve…
Son olarak…
Osmanlı’nın çöküş günlerinde, “Kaht-ı rical” diye bir deyim sıkça kullanılır olmuştu.
Özellikle de ‘Tanzimat’tan sonra!..
Günümüz Türkçesi’nde “devlet adamı yokluğu” manasına gelen bir deyimdir
bu!
Tarihte Osmanlı’yı yıkmanın tek şartının, ilimden, dirayetli devlet
adamlarından mahrum bırakmak olduğuna inanan İngilizler, ki bu iş için iki
asır uğraştılar, fen ve din ilimlerinin okutulduğu medreselerin yozlaşması
için var güçleriyle çalışarak, 19. asrın sonu ve 20. asrın başlarında, bu
amaçlarına ulaştılar.
Onların bu azimli çabaları sayesinde Osmanlı yıkıldı, parçalanabildi.
“Kaht-ı rical” yüzünden, Osmanlı bir ağaç gibi ayakta öldü.
Zira, yukarıya aldığım diyaloglar gösteriyor ki, bu topraklarda tarih
tekerrür etmeyecek.
Devlet adamları, Türk Devleti’nin yöneticileri olduklarını hatırlamaya
başladıklarına göre, demek ki, çok yakında sırtımdaki “kaftan”ı hak
sahiplerine iade edeceğim.
Hülasa, bir millet uyanıyor, bir devlet silkiniyor!
Küllerinden yeniden doğuyor.
Devletin yöneticileri, Türk Devleti’nin yöneticileri olduklarını
yeniden hatırlıyorlar...
ENTERNET GRUP
STRATEJİ BÖLÜM BAŞKANI
TÜRK BAŞBAKANIMI? YOKSA YAHUDİLERİN UŞAĞIMI?
MİLYAR DOLARLIK RADİKAL YAHUDİLER’İN BAŞBAKANI YA DA .. SAYIN BAŞBAKAN, ‘ROCKFELLER’IN BAŞBAKANI’ OLMUŞSUNUZ” DİYEN PAŞA,HANGİ PAŞAMIZ ?!
Yüzük taşı konumundaki bir ülkenin “Başbakan”ı ile “Kara Kuvvetleri Komutanı” sohbet halindedirler.
Bir saat 50 dakika süren zirveden, Başbakanlık koridorlarına yansıyan diyalogları mealaen yansıtıyorum:
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan “iddianame” kapsamında elde
ettiğimiz istihbarat, ordumuza karşı hükümetinizin ve partinizin bir komplo içinde olduğunu gösteriyor.... Bana ve ordumuza karşı tavrınızı ve YAŞ’a yönelik dış destekli oluşumu ve tezgahı kabul etmemizi ve sessiz kalmamızı bekleyemezsiniz. Eğer bugüne kadar ordu olarak, sorumlu paşalar birçok tepkiyi Anayasal platformda şahsınıza ve makamınıza iletmişsek ülkemizde bir kaosa malzeme edilmekten çekinmemizdendir... “Ordu konuştu, ekonomi çöktü” dedirtmemek için kamuoyuna karşı açık konuşmadık. Ama hükümetinizin ve partinizin dış destekli ‘ordu’ya yönelik hamlelerine çok fazla seyirci kalamayız.
ROCKFELLER’IN BAŞBAKANI BAŞBAKAN: Sayın Paşam, korkmayınız, “Asker konuştu” diye ülkede ekonomik kriz çıkmaz. Dünyanın önde gelen finans kuruluşlarıyla anlaştık. ‘İddianame’ de size ve ‘Ordu’ya yönelik araştırılması gereken ne varsa araştırılacak. Ülke artık askerin kontrolünde bir ülke değil, millet idaresinin hakim olduğu bir ülke olacaktır. Ülkede bir Paşa da konuşsa, ekonomide bir şey olmaz. Rockfeller gibi dünyanın en zengin, en güçlü grupları ile birlikte hareket ediyoruz.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, bu üslup köklü mazisi olan bir milletin ‘Başbakan’ına ait olamaz. Dünyanın önde gelen finans kuruluşları ile ‘Ordu’nun Anayasal sorumluluklarını yerine getirmesini engellemek için mi anlaştınız? Sayın Başbakan, vatanımıza karşı bir komplonun içindesiniz! Son olarak ‘Ş...’de askerimize karşı girişilen linç hareketinin arkasında partinizi iktidara taşıyan dış güçlerin istihbarat servisleri var. Sayın Başbakan, iddianame araştırılırsa ‘Ordu’muz aklanır, ben aklanırım ama sizler bu işin altında kalırsınız. Sayın Genelkurmay Başkanım, soruşturmaya gerek görmeyerek beni değil, ülkemiz hükümetinin onurunu ve haysiyetini korudu. Şayet, o provokasyon kokan hadise iyice soruşturulursa, o işin ardından siz, sizin müsteşarınızve sizi destekleyen dış güçlerin çıktığı görülecektir. Hükümetinizin, şehidi kanları ile sulanmış, bir milleti temsil ettiğini unutuyorsunuz. Sayın Başbakan, siz bu devletin Başbakanı değil, ‘Rockfeller’in Başbakanı’ olmuşsunuz!.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, istihbaratınız yanlış. ‘Ş…’deki hadisenin arkasında ordunun içindeki “Savaş Lordları” var.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: O “Savaş Lordları”nı, sizin partinizi iktidara taşıyanların içinde aramak gerekir. Asıl, sizin ve partinizin arkasında “Savaş Lordları” var. Bazı müttefiklerimiz, partinizi ve sizi “Truva Atı” olarak kullanıyorlar. Siz ‘T… Cumhuriyeti Hükümeti’nin Başbakanı değilsiniz, “Savaş Lordları”nın Başbakanı’sınız! Çuval olayı’nı da, Silahlı Kuvvetleri’mizi cezalandırmak için sizi iktidara getiren ABD içindeki güçlerle birlikte tezgahladınız. ‘Ş… hadisesi’ni de sizi iktidarda tutmaya çalışan Siyonistler ve İngilizler birlikte kurguladı. Siz bu millete değil, Siyonistere güvenen bir korkaksınız! Merak etmeyin, devletimiz, bu durumu eninde sonunda ortaya çıkaracaktır.
BAŞBAKAN: Ülke, bizim kontrolümüzde. Silahlı Kuvvetler de benim kontrolümde. Kimi istersem onu paşa yaparım. Kimi istersem onu Genelkurmay Başkanı yaparım. Biz ABD ile anlaştık. Irak’a da, İran’a da, Suriye’ye de birlikte operasyon düzenleyeceğiz. BOP’ta ABD bizi de ortak olarak görüyor. Sayın Paşa, ülke artık Silahlı Kuvvetler’in elinde değil.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, bu ifadeleriniz, sizi ve heyetinizi Yüce Divan’a götürür. “İhanet-i vataniye”den yargılanırsınız. Siz, partiniz ve hükümetiniz açık bir ihanet içindesiniz. ABD, İngiltere ve İsrail BOP’un planlayıcıları. Bu operasyonda ülkemizin fikri dahi alınmadı. Siz ve Dışişleri Bakanı, BOP’un, ülkemizi tarihten silecek stratejiler içerdiğini bildiğiniz halde, intikam duygusu ile hareket ediyorsunuz.
BAŞBAKAN: Paşam siz Genelkurmay Başkanı olacaksınız. Sizinle anlaşalım. BOP’a evet deyiniz. Ortadoğu’nun asıl sahipleri kararlı! Onlarla birlikte hareket edelim. Rockfeller’lar ve Rostcihd’ler bizi ihya ederler.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, ben buraya Genelkurmay Başkanlığı kulisi yapmaya gelmedim. Dünyanın önde gelenlerine kul olmak için de gelmedim. Ben buraya Silahlı Kuvvetler’in sorumluluk bilinci içinde geldim ve satılık değilim. Devletim, milletim ile birlikte hareket ettikçe kazanacaktır. Bu teklifiniz gerçekten iğrenç. ABD, İngiltere ve İsrail adına birilerine makam ve para teklif eder pozisyonunuz kabul edilemez.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, beni yanlış anladınız. Ben memleketimizin çıkarı için işbirliği yapalım önerisinde bulundum.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, yaptığımız bu görüşmeyi ayın Genelkurmay Başkanı’ma rapor etmek zorundayım. Sizler, gerçek Müslüman olamazsınız, sizler bu ‘Cumhuriyet’in vatandaşı olamazsınız! Bu haliniz apaçık bir ihanet,.milletin dini duygularını istismar ederek vatanımızı, diğer dinlerin bahçesi, diğer ülkelerin sömürgesi haline getirmek istiyorsunuz. Bu millet hainlerle geçmişte savaşmıştı, şimdi yeniden savaşma ve temizleme kararı almıştır. Silahlı Kuvvetleri’mizi din düşmanı, millet düşmanı gösterme çabaları hüsrana uğrayacaktır.
BAŞBAKAN: Paşam, bu sözlerin artık modası geçti. Ülke artık bizim kontrolümüzde, biz de birçok yerle anlaşmış durumdayız.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, ihanetiniz cezasız kalmayacaktır. Bu millet sahte dincilerden, sahte milliyetçilerden, sahte demokratlardan çok çekti; ama eninde sonunda hepsini cezalandırdı. Siz ve arkanızda bulunan güçler, bu ‘Cumhuriyet’i, Atalarımızın emanetini bu topraklardan kazıyamayacaksınız. Allah size ve partinize lanet eder, millet sizi lanetler. Bu görüşme giderek iğrençleşiyor. Görüyorum ki, Cumhuriyet’imizin tepesi, Başbakanlık mevkii işgal altında.ROCKFELLER’IN DEĞİL, DEVLETİN PAŞASIYIM
BAŞBAKAN: Sayın Paşa, hiçbir şeye gücünüz yetmeyecek. Ülke başka ellere geçti ve geçiyor. Her yere hakimiz. Size tavsiyem, siz de bize katılınız.İki baldırı çıplağa kulak asmayınız.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, ben bu ülke Silahlı Kuvvetleri’nin, bu milletin ve bu devletin bir askeriyim. Bu millete yürekten bağlı bir neferiyim. Devletimin bana verdiği her görevi yaparım. Sizler gibi ihanet içinde olmam, olamam. ‘Ş… olayı’ araştırılacak ve arka planı millete açıklanacaktır. “Çuval” rezaletinin arkasında sizin ve hükümetinizin bulunduğu kanıtlanacak ve açıklanacaktır.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, beni yanlış anladınız (Ayakta Paşa’nın çıkmasını
engellemeye çalışırken). Ben ve hükümetim ülkemiz için çalışıyoruz. Biz ‘Ş… olayı’nda, Savcı’yı cezalandıracağız. Bazı cemaatler, Silahlı Kuvvetler’in aleyhinde olabilir. Olayı, onların uzantıları araştırdı.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Sayın Başbakan, Fethullah imanız bile iğrenç ve ispiyon kokuyor. Şunu sakın unutma Sayın Başbakan, Silahlı Kuvvetler’in en üst komuta kademesi F.G’nin arkasından gitmez. Ordu’da da bu milletin içinde de milyonlarca gerçek Müslüman var. Silahlı Kuvvetlerimiz ve bu millet, kendi dini önderlerini üretir ve onlar başka ülkelere ve başka dinlere sığınmazlar. Ordumuz, ‘F.G’nin ABD’ye kimler tarafından, hangi komplo ve tezgahlarla gönderildiğini de, günü geldiğinde hiçbir endişeye yer vermeyecek şekilde, ortaya koyacaktır. İktidarınız, siz ve partiniz, bu millet için gerçekten büyük bir faciasınız.
BAŞBAKAN: Sayın Paşam, vallahi beni yanlış anlıyorsunuz. (Paşa’nın yöneldiği
istikametin önünü keserek), ben AB için, yeni bir dönem için demokrat bir
görüntü vermenin önemine dikkat çektim. F.G.’yi (Fetullah Gülen) de ABD, ingiltere, İsrail ve Vatikan destekliyor; ama onunla işbirliği içinde değiliz. Sayın Paşam ben bireysel bir teklifte bulundum.
KARA KUVVETLERİ KOMUTANI: Bu tavırlar ve yalakalıklar bir Başbakan’a yakışmıyor. Bu iğrenç ortamdan çıkıyorum, toplantı bitmiştir.
DEVLET ADAMI
Nitekim…!
Bu sözlerin ardından, Kara Kuvvetleri Komutanı odayı hızla terk eder.
Başbakan, bu sırada çok sinirlidir.
Oyuna getirildiğini düşünmektedir.
Hemen bazı isimleri arayıp, talimat yağdırmaya başlar:
“Birini bulun, Paşa’yı teskin etsin arkadaş, çok büyük yanlış yaptık. Kim
dediyse Kara Kuvvetleri Komutanı her türlü teklife açık diye, bizi o yanılttı. Onu çabuk bana bulun, ismini verin!”
Ardından etrafa emir ve talimat yağdırmaya devam eder.
Başbakan, önüne geleni azarlar.
İşte böyle!..
Evet, şimdi herkese soruyorum:
“Arkamda ‘Milyar Dolarlık Adamlar’ var” diyen Başbakan hangi ülkenin
Başbakanı!
“Sayın Başbakan, siz ‘Rockfeller’in Başbakanı’ olmuşsunuz” diyen Paşa,
hangi ülkenin Paşa’sı!
Var mı bilen!..
Var mı gören!..
Var mı duyan!..
Var ise bilen, bilmeyenlere anlatsın!
Ve…
Son olarak…
Osmanlı’nın çöküş günlerinde, “Kaht-ı rical” diye bir deyim sıkça kullanılır olmuştu.
Özellikle de ‘Tanzimat’tan sonra!..
Günümüz Türkçesi’nde “devlet adamı yokluğu” manasına gelen bir deyimdir
bu!
Tarihte Osmanlı’yı yıkmanın tek şartının, ilimden, dirayetli devlet
adamlarından mahrum bırakmak olduğuna inanan İngilizler, ki bu iş için iki
asır uğraştılar, fen ve din ilimlerinin okutulduğu medreselerin yozlaşması
için var güçleriyle çalışarak, 19. asrın sonu ve 20. asrın başlarında, bu
amaçlarına ulaştılar.
Onların bu azimli çabaları sayesinde Osmanlı yıkıldı, parçalanabildi.
“Kaht-ı rical” yüzünden, Osmanlı bir ağaç gibi ayakta öldü.
Zira, yukarıya aldığım diyaloglar gösteriyor ki, bu topraklarda tarih
tekerrür etmeyecek.
Devlet adamları, Türk Devleti’nin yöneticileri olduklarını hatırlamaya
başladıklarına göre, demek ki, çok yakında sırtımdaki “kaftan”ı hak
sahiplerine iade edeceğim.
Hülasa, bir millet uyanıyor, bir devlet silkiniyor!
Küllerinden yeniden doğuyor.
Devletin yöneticileri, Türk Devleti’nin yöneticileri olduklarını
yeniden hatırlıyorlar...
ENTERNET GRUP
STRATEJİ BÖLÜM BAŞKANI