maturidi
10-12-2006, 05:51
Vedat YENERER
Kim Daha Pislik?
Almanya'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın, Hollanda'nın, Danimarka'nın, İsveç'in, İtalya'nın, Yunanistan'ın, Bulgaristan'ın yıllardır Türkiye'ye karşı kaba tavırlarından artık herkese gına geldi. Bugüne kadarki yöneticiler onurlu bir ülke ve millet yaratmak yerine hortumcu ve vurguncu yaratmaktan , yağcılık yapmaktan, rüşvet yiyip ülkeyi satmaktan öteye gidemedi. Türkiye öyle bir noktaya getirildi ki hiçbir konuda istikrarlı bir tavır sergileyemiyor. Paspas gibi bir devletimiz var. Gelen geçen üstümüze basıyor. Son günlerde Fransa ve Hollanda'nın yaptığı düşmanlık nasıl kabul edilebilir. Hâlâ bunları sempatik göstermeye ve milleti kandırmaya çalışan kansızlar var bu memlekette. Üfürükten aydınlar da onlara utanmadan, yüzleri kızarmadan destek veriyor.
AKP'nın üstüne tuz biber ektiği yanlış, milli şuurdan uzak ve işbirlikçi politikaların sonunda gelinen noktaya bir bakın. 4-5 milyon Türk'ün yaşadığı Avrupa'da 500 bin Ermeni ve bir avuç sütü bozuk bölücü, yağcılık yaptığımız ülkelerin maddi manevi desteği ile Türkiye'nin tekerine her yerde çomak soktu, sokmaya devam ediyor. Türkiye'yi bugün yönetenler, geçmiştekiler gibi dış Türkleri harekete geçirme kabiliyetine sahip değildir. Bu zihniyetle, vatan topraklarını satıp pazarlamakla, Türk milleti harekete geçirilemez. Irak'ta Türkmene neredeyse "terörist" diyen bir yönetim, Irak'ta görevlendirdiği ve gizli toplantılara soktuğu son derece başarısız bir büyükelçiyi Paris'e atayarak ödüllendirmişti. Türkiye ve Türk milletini çıkarlarını ne kadar koruduğu ortada olan bu çok başarılı (!) monşer acaba Paris'te ne yapıyor? Türklerin düzenlediği kaliteli etkinliklere bile katılmayan bu Büyükelçi, biraz vatanın milletini seven biri olsa istifa eder ve Türkiye'ye döner. İddia ediyorum. Bu büyükelçinin Fransa'ya atanması boşu boşuna değildir. Bu karar eğer meclisten geçerse ve Türk büyükelçisi Türkiye'ye aynı gün çağırılmazsa bilin ki AKP ile Fransa bu konuda danışıklı bir dövüş sergiliyor. Bunun ne anlama geldiğini ben söylemeyeyim. Türkiye'ye dört bir yandan saldıran Sevr dayatmacılarına açık bir tavır konulması gerekirken, başbakan Tayip Erdoğan apar topar grubu toplayıp " Aman ha sakın tavır yapmayın. Biz pisliği pislikle değil, temiz su ile temizleyelim…." şeklinde akıllara durgunluk veren ne anlama geldiği belli olmayan bir açıklama yaptı. Fransa'nın koca bir yalanı devam ettirerek Türkiye'nin suratına tükürmekle eşit sayılabilecek yasayı meclisten geçirmesi halinde bile milletvekillerinin tepkisiz kalmasını istedi. Başbakan geçen gün de yasa geçerse "bizim de sürprizlerimiz olur" dedi. Ne sürprizi sayın Başbakan!.. Milletin onuru söz konusu, yine gizli saklı işler konuşuluyor. Tavır ne olacaksa bunu milletten niye saklıyorsunuz? Karşılıklı kılıçları neden çekmiyorsunuz. Bu neyin korkusu. Cezayir Soykırım yasasını TBMM'den geçirmenin neresi pislik? Fransız mallarına ambargo uygulanmasının neresi pislik? Yapılan 3 milyar dolarlık uçak alımı sözleşmelerinin iptal edilmesinin neresi pislik? Asıl ben bir gazeteci olarak bu ani ve tuhaf kararın arkasında pislik arıyorum. Acaba milyon dolarlara varan komisyonlar önden ödendi de bunun mi paniği yaşanıyor diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum?
Lozan Barış Anlaşmasını kudurmuş Sevr dayatmacılarına diplomasi ve siyaset dersi vererek imzalatan o onurlu, dürüst ve vatansever paşalarımızı bir kez daha saygıyla ve gururla anıyorum…
Kim Daha Pislik?
Almanya'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın, Hollanda'nın, Danimarka'nın, İsveç'in, İtalya'nın, Yunanistan'ın, Bulgaristan'ın yıllardır Türkiye'ye karşı kaba tavırlarından artık herkese gına geldi. Bugüne kadarki yöneticiler onurlu bir ülke ve millet yaratmak yerine hortumcu ve vurguncu yaratmaktan , yağcılık yapmaktan, rüşvet yiyip ülkeyi satmaktan öteye gidemedi. Türkiye öyle bir noktaya getirildi ki hiçbir konuda istikrarlı bir tavır sergileyemiyor. Paspas gibi bir devletimiz var. Gelen geçen üstümüze basıyor. Son günlerde Fransa ve Hollanda'nın yaptığı düşmanlık nasıl kabul edilebilir. Hâlâ bunları sempatik göstermeye ve milleti kandırmaya çalışan kansızlar var bu memlekette. Üfürükten aydınlar da onlara utanmadan, yüzleri kızarmadan destek veriyor.
AKP'nın üstüne tuz biber ektiği yanlış, milli şuurdan uzak ve işbirlikçi politikaların sonunda gelinen noktaya bir bakın. 4-5 milyon Türk'ün yaşadığı Avrupa'da 500 bin Ermeni ve bir avuç sütü bozuk bölücü, yağcılık yaptığımız ülkelerin maddi manevi desteği ile Türkiye'nin tekerine her yerde çomak soktu, sokmaya devam ediyor. Türkiye'yi bugün yönetenler, geçmiştekiler gibi dış Türkleri harekete geçirme kabiliyetine sahip değildir. Bu zihniyetle, vatan topraklarını satıp pazarlamakla, Türk milleti harekete geçirilemez. Irak'ta Türkmene neredeyse "terörist" diyen bir yönetim, Irak'ta görevlendirdiği ve gizli toplantılara soktuğu son derece başarısız bir büyükelçiyi Paris'e atayarak ödüllendirmişti. Türkiye ve Türk milletini çıkarlarını ne kadar koruduğu ortada olan bu çok başarılı (!) monşer acaba Paris'te ne yapıyor? Türklerin düzenlediği kaliteli etkinliklere bile katılmayan bu Büyükelçi, biraz vatanın milletini seven biri olsa istifa eder ve Türkiye'ye döner. İddia ediyorum. Bu büyükelçinin Fransa'ya atanması boşu boşuna değildir. Bu karar eğer meclisten geçerse ve Türk büyükelçisi Türkiye'ye aynı gün çağırılmazsa bilin ki AKP ile Fransa bu konuda danışıklı bir dövüş sergiliyor. Bunun ne anlama geldiğini ben söylemeyeyim. Türkiye'ye dört bir yandan saldıran Sevr dayatmacılarına açık bir tavır konulması gerekirken, başbakan Tayip Erdoğan apar topar grubu toplayıp " Aman ha sakın tavır yapmayın. Biz pisliği pislikle değil, temiz su ile temizleyelim…." şeklinde akıllara durgunluk veren ne anlama geldiği belli olmayan bir açıklama yaptı. Fransa'nın koca bir yalanı devam ettirerek Türkiye'nin suratına tükürmekle eşit sayılabilecek yasayı meclisten geçirmesi halinde bile milletvekillerinin tepkisiz kalmasını istedi. Başbakan geçen gün de yasa geçerse "bizim de sürprizlerimiz olur" dedi. Ne sürprizi sayın Başbakan!.. Milletin onuru söz konusu, yine gizli saklı işler konuşuluyor. Tavır ne olacaksa bunu milletten niye saklıyorsunuz? Karşılıklı kılıçları neden çekmiyorsunuz. Bu neyin korkusu. Cezayir Soykırım yasasını TBMM'den geçirmenin neresi pislik? Fransız mallarına ambargo uygulanmasının neresi pislik? Yapılan 3 milyar dolarlık uçak alımı sözleşmelerinin iptal edilmesinin neresi pislik? Asıl ben bir gazeteci olarak bu ani ve tuhaf kararın arkasında pislik arıyorum. Acaba milyon dolarlara varan komisyonlar önden ödendi de bunun mi paniği yaşanıyor diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum?
Lozan Barış Anlaşmasını kudurmuş Sevr dayatmacılarına diplomasi ve siyaset dersi vererek imzalatan o onurlu, dürüst ve vatansever paşalarımızı bir kez daha saygıyla ve gururla anıyorum…