admin
03-05-2007, 09:55
Türklerin genetik şifresi!
Kazakistan’da bulunan Türklerin genetik şifresinden bahsetmiştim. Konu müthiş ilgi uyandırdı: Ayrıntısını, Macit Gürbüz’ün Selenge Yayınları arasından çıkan “Kürtleşen Türkler” eserinden naklen veriyorum:
“Herkesin bildiği gibi bilimsel izah yollarından biri de genetiktir. Son 15 yılda bu konuda uluslararası çok önemli çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu çalışmalardan biri de 1991 yılında başlatılan ‘İnsan Genom Çeşitliliği Projesi’dir. Bu konuda yer olarak Orta Asya seçilmiştir! Spencer Wells’in yaptığı DNA analizlerinde, Y koromozomu ile geçen mutasyonlar incelenmiştir. Genetik bilimi, Y kromozomunun X kromozomu ile bilgi değiş tokuşunu uç kısımları ile yaptığını ispat etmiştir. Bu tespit, özelliklerin babadan oğla hiç bozulmadan sonsuza kadar geçmesi anlamına gelmektedir. Burada çok önemli bir bilimsel gerçeğe ulaşılmıştır. O da şudur: Bugün dünyada yaşamakta olan erkeklerin Y kromozomu, 50 bin yıl önce yaşamış ortak atanın Y kromozomu ile yüzde 99.99 oranında aynıdır. Aradaki küçük fark, insan türünün gezegen üzerindeki dağılımının kayıtlarını içeren işaretlerdir. İşte bu kısmın ortaya çıkarılmasını kolaylaştıran teknikler bulundu. P. Underhill ve P. Defner tarafından geliştirilen bu buluş, insan göçlerinin izini sürmekte büyük kolaylık sağladı. Mutasyonlar bir nesilden diğerine geçerken, genom üzerinde, teker teker birikim yapar.
Dolayısıyla herkesin paylaştığı bir mutasyon, herkesin ortak atasından kaynaklanmıştır. İşte bu herkesin paylaştığı ortak atadan kaynaklanan en önemli mutasyon olan M45 Kazakistan’da bulundu. Bu bilgileri H. Feyza Daldal değerli kitabı KünAy’da yazdı. Biz de oradan alıntı yaptık. (Daldal, H. Feyza, Uygarlığın Doğup Geliştiği Yer, Bereketli KünAy, Yeni Hayat Yayıncılık, İstanbul 2005.)
M45 ne anlama geliyor?
Bu mutasyonun bir merkez gövde olduğu,buradan çıkan dalların, sonraki çağlarda, Avrupa, Amerika ve Asya’nın dört yönüne yayıldığı anlaşıldı. Bu sonuç bize Avrupa ve Amerikalıların tek bir bölgeden, Orta Asya’dan, yani Kazakistan ve bütün Türkistan’dan dünyaya dağıldığını gösteriyor. Bu başlangıç ve dağılımın tarihleri, genetik bulgu olarak tespit edilmiş ve ispatlanmıştır. Bu sonuca göre akıllı insanın ortak ataları Orta Asya’da; Karadeniz’den Baykal Gölü’ne kadar uzanan bölgede 40 bin yıl yaşamış ve bu merkezden 30-10 bin yıl öncelerinden başlayan değişik zamanlarda, Avrupa, Amerika ve Asya’nın dört yönüne ve Avustralya’ya yayılmıştır. Bu sonuç, bugüne kadar bilinen bütün tezlerin iflası demektir. Bu sonuç, bizi bölmeye, parçalamaya çalışan Avrupa ve Amerika’nın stratejilerini yeniden gözden geçirme zorunluluğunun fotoğrafıdır.
***
Aynı çalışmanın bir başka bölümünde mikro uydu adı verilen bir DNA değişkeni ele alındı ve incelendi. ‘Mikro uydu değişkeni’nin, bir nesilden diğerine değişme şansı birkaç yüzde bir olduğu için, belirli bir kişinin profilini çıkarmakta kullanılıyordu. Yani mutasyonlar bize ana dalları gösteriyorsa, mikro uydular da uç dalları göstermektedir. 16 farklı mikro uydu incelenirken, bir tanesinin sürekli olarak ortaya çıktığı fark edildi.. Neredeyse tüm Orta Asya erkeklerinde görülen bu mikro uydu işaretinin çıkış noktasının Moğolistan olduğu ve bağlantı yaşının, en azından 1000-3000 yıl önce olduğu anlaşıldı. Bu durumda işaretin Cengiz Han’dan geldiğini düşündü herkes. Dünyaya da böyle aktarıldı.
Halbuki Moğolistan baştanbaşa erken Türkçe yazıtlarla doluydu. Cengiz Han’ın tarih sahnesine çıkmadan çok çok önceleri yazılmış olan bu yazıtlar sayesinde öğrendiğimiz tarih bize Buumın Kağan’ın (neslimin hakanı) ve onun neslinden gelen erken Türklerin, Cengiz Han’dan çok önce, Avrasya’da kurdukları cihanşumul kağanlıklarını anlatıyor. Böylece ‘neslimin hakanı’ Buumın Kağan adının taşıdığı anlamın haklılığı, genetik olarak ispatlanmış oluyor.”
Arslan Bulut
Kazakistan’da bulunan Türklerin genetik şifresinden bahsetmiştim. Konu müthiş ilgi uyandırdı: Ayrıntısını, Macit Gürbüz’ün Selenge Yayınları arasından çıkan “Kürtleşen Türkler” eserinden naklen veriyorum:
“Herkesin bildiği gibi bilimsel izah yollarından biri de genetiktir. Son 15 yılda bu konuda uluslararası çok önemli çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu çalışmalardan biri de 1991 yılında başlatılan ‘İnsan Genom Çeşitliliği Projesi’dir. Bu konuda yer olarak Orta Asya seçilmiştir! Spencer Wells’in yaptığı DNA analizlerinde, Y koromozomu ile geçen mutasyonlar incelenmiştir. Genetik bilimi, Y kromozomunun X kromozomu ile bilgi değiş tokuşunu uç kısımları ile yaptığını ispat etmiştir. Bu tespit, özelliklerin babadan oğla hiç bozulmadan sonsuza kadar geçmesi anlamına gelmektedir. Burada çok önemli bir bilimsel gerçeğe ulaşılmıştır. O da şudur: Bugün dünyada yaşamakta olan erkeklerin Y kromozomu, 50 bin yıl önce yaşamış ortak atanın Y kromozomu ile yüzde 99.99 oranında aynıdır. Aradaki küçük fark, insan türünün gezegen üzerindeki dağılımının kayıtlarını içeren işaretlerdir. İşte bu kısmın ortaya çıkarılmasını kolaylaştıran teknikler bulundu. P. Underhill ve P. Defner tarafından geliştirilen bu buluş, insan göçlerinin izini sürmekte büyük kolaylık sağladı. Mutasyonlar bir nesilden diğerine geçerken, genom üzerinde, teker teker birikim yapar.
Dolayısıyla herkesin paylaştığı bir mutasyon, herkesin ortak atasından kaynaklanmıştır. İşte bu herkesin paylaştığı ortak atadan kaynaklanan en önemli mutasyon olan M45 Kazakistan’da bulundu. Bu bilgileri H. Feyza Daldal değerli kitabı KünAy’da yazdı. Biz de oradan alıntı yaptık. (Daldal, H. Feyza, Uygarlığın Doğup Geliştiği Yer, Bereketli KünAy, Yeni Hayat Yayıncılık, İstanbul 2005.)
M45 ne anlama geliyor?
Bu mutasyonun bir merkez gövde olduğu,buradan çıkan dalların, sonraki çağlarda, Avrupa, Amerika ve Asya’nın dört yönüne yayıldığı anlaşıldı. Bu sonuç bize Avrupa ve Amerikalıların tek bir bölgeden, Orta Asya’dan, yani Kazakistan ve bütün Türkistan’dan dünyaya dağıldığını gösteriyor. Bu başlangıç ve dağılımın tarihleri, genetik bulgu olarak tespit edilmiş ve ispatlanmıştır. Bu sonuca göre akıllı insanın ortak ataları Orta Asya’da; Karadeniz’den Baykal Gölü’ne kadar uzanan bölgede 40 bin yıl yaşamış ve bu merkezden 30-10 bin yıl öncelerinden başlayan değişik zamanlarda, Avrupa, Amerika ve Asya’nın dört yönüne ve Avustralya’ya yayılmıştır. Bu sonuç, bugüne kadar bilinen bütün tezlerin iflası demektir. Bu sonuç, bizi bölmeye, parçalamaya çalışan Avrupa ve Amerika’nın stratejilerini yeniden gözden geçirme zorunluluğunun fotoğrafıdır.
***
Aynı çalışmanın bir başka bölümünde mikro uydu adı verilen bir DNA değişkeni ele alındı ve incelendi. ‘Mikro uydu değişkeni’nin, bir nesilden diğerine değişme şansı birkaç yüzde bir olduğu için, belirli bir kişinin profilini çıkarmakta kullanılıyordu. Yani mutasyonlar bize ana dalları gösteriyorsa, mikro uydular da uç dalları göstermektedir. 16 farklı mikro uydu incelenirken, bir tanesinin sürekli olarak ortaya çıktığı fark edildi.. Neredeyse tüm Orta Asya erkeklerinde görülen bu mikro uydu işaretinin çıkış noktasının Moğolistan olduğu ve bağlantı yaşının, en azından 1000-3000 yıl önce olduğu anlaşıldı. Bu durumda işaretin Cengiz Han’dan geldiğini düşündü herkes. Dünyaya da böyle aktarıldı.
Halbuki Moğolistan baştanbaşa erken Türkçe yazıtlarla doluydu. Cengiz Han’ın tarih sahnesine çıkmadan çok çok önceleri yazılmış olan bu yazıtlar sayesinde öğrendiğimiz tarih bize Buumın Kağan’ın (neslimin hakanı) ve onun neslinden gelen erken Türklerin, Cengiz Han’dan çok önce, Avrasya’da kurdukları cihanşumul kağanlıklarını anlatıyor. Böylece ‘neslimin hakanı’ Buumın Kağan adının taşıdığı anlamın haklılığı, genetik olarak ispatlanmış oluyor.”
Arslan Bulut