PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tarikatçıyız, İhalelerde İnşaatçıyız



atoybil
03-08-2007, 21:12
Cemaatçiyiz, Tarikatçıyız, İhalelerde İnşaatçıyız ............Ali İhsan Gürcihan

Sayın Başkan,

çukurunuzda can veren evladımızı çoktan unutup şu an kimbilir hangi gösterişli davetlerinizden birinde bulunuyorsunuz? Ya da sosyal-kültürel etkinlikler adı altında kimbilir nerelerde şirin görünmeye çalışıyorsunuz! Kendi yaşantınız ve özellikle aile hayatınızdaki ölçülere uymamasına rağmen entel başkan gözükmek için belki de artistlerle veya sanatçılarla bir sanat faaliyetinde de bulunuyor olabilirsiniz. Bir yandan çağdaş başkan görüntüsü ile cumhuriyetçiler ve laiklerle veya öyle olduğunu zannedenlerle ilişkilerinizi devam ettirirken, diğer yandan hakim güçlere olan yakınlığınız ve sadakatiniz nedeni ile cemaat odaklı kişi ve kurumlara olan ilginizi ve yakın alakanızı başarı ile götürdüğünüzü yani bu iki farklı kesimi çatıştırmadan büyük bir beceri ile idare ettiğinizi iftihar ederek izliyoruz.

Çukura düşürüp öldürülen 5 yaşındaki kızımızın faili olarak, pazarlıklı bir durum da ihtimal dahilinde olsa; birini suçlayıp kafasını uçurmayı ve sorumluluktan kurtulmayı becerdiniz.

Nedense bu tür vukuatlı işlerde bir kerecik de olsa kendinizi sorumlu tutmazsınız.

Hani şu trafikle ilgili sıkıntılar gündeme gelince de yine hemen müteahhitleri suçlayıp sanki onları takip etmek sizin işiniz değilmiş gibi olaydan sıyrılmaya çalışmıştınız. Bu işlerden sorumluluk duymayı bırakın basının karşısına çıkıp suçlu ilan ettiğiniz kişi ve olay hakkında bizden daha fazla şikayetçi gözüküp, bu olumsuz şartlar içinde dahi puan toplamayı da hiçbir zaman ihmal etmezsiniz.

Madem şikayetçi olacağınız bir durum, bu işlerin tepe noktasındaki yönetici, siz değil misiniz?

Olay olduktan sonra şikayetçi olunacağına olay öncesinden tedbirlerin alınmasında bir eksiklik veya sizi engelleyen bir ortam mı bulunmaktadır? Faaliyetlerinizi planlama ve icrada sistemli bir teşkilat ve uygulama imkanına sahip değil misiniz?

Elbette sistemci bir yaklaşım yerine cemaatçi ve çıkarcı bir yaklaşımın gözetildiği hatta etkin olmaya çalıştığı bir ortamda; işin planlamasından, ihalesinden tutun teslimine kadar tüm süreçlerinde sistemi sağlıklı çalıştırmak, denetlemek ve köklü çözümler üretmek mümkün değildir.

İzlediklerimizden edindiğimiz kanaate göre; bazı yerlerde ihaleyi cemaatten biri alamadığı taktirde yapılacak iş küçük parçalara ayrılıp taşeronluk adı altında, pastadan pay alanların sayısı arttırılmaya çalışılmaktadır.

Tabi bu taşeronların yetkisi ya da ehliyeti fazla önemsenmeksizin özellikle cemaat mensubu ya da onlarla işbirliği yapan birisi olmasına dikkat edilmektedir.

İşte DİLARA cinayetinin sorumlusu “MVM Turizm ve Ticaret Şirketi”. Yasaklandığı söylenmesine rağmen tekrar ihale ile verildiği ve son iktidarla birlikte kurulduğu iddia edilen bu turizm şirketinin ne ilgisi var kanalizasyon ve inşaat işleri ile.

Şirket işin formalitesi, adı şirket olsun da ne olursa olsun. Yeter ki bizim cemaatten birileri bir şeyler elde etsin. Cemaat usulü iş yapınca da sistem kurulması, yapılanların denetim altına alınması ve aksaklıkların üzerine gidilmesi mümkün olmamaktadır.

ANKARA'ya bir türlü gidemeyen hükümet yetkililerinin arkasında sürekli dolaşmakla, gelecek beklentisi içinde onlarla aynı fotoğraf karesine girmekle görev yapılıyor zannedildiği sürece bina çökmesinden de, çukura düşmekten de kurtulmanın mümkün olmayacağı ortadadır.

Cemaatçi ve partizan yaklaşımın etkili olmaya çalıştığı bir ortamda keyfi yaklaşımların, bu görünen aksaklıklarla da sınırlı olmadığı zaman zaman ortaya çıkmaktadır. İmar planları üzerinde oynanan oyunları bir örnek olarak göstermek mümkündür. Yapılan imar değişiklikleri ile yaratılan çıkar ortamının cemaatçi kesimi nasıl zenginleştirdiği ve güçlendirdiği, aralarında devam eden kapalı devre iletişimden ve değişen yaşam şekillerinden çok açık anlaşılmaktadır.

Yeşil alanlar ve kamu için ayrılmış bazı alanlar kolayca imara açılabilirken, vatandaşın dedelerinden kalma İSTANBUL'un merkezinde her tarafı apartman ile çevrili 200-300 m²'lik imarı olan bir küçük bahçe ve eski bir evin, imar planını değiştirdik deyip yeşil alan statüsüne sokulması nasıl bir çifte standart uygulaması ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir

Bu tür faaliyetleri hukuki açıdan ispat imkanımız olamadığı için çaresiz kalmaktan başka bir şey de yapılamamaktadır. Ne yazık ki sizler gibi güçlü ve medyatik olmadığımız için internet köşeleri dışında kendimizi anlatacak ve hakkımızı arayacak bir ortam ve fırsatımız da bulunamamaktadır.

Bu tabloya bir bütün olarak baktığımızda, suçu ne çocukların düştüğü çukurla ne de onu öldüren taşeronla sınırlamak mümkün değildir.. Suç rant kapılarını zorlayan çıkarcı ve fırsatçı cemaat yaklaşımında ve onlarla işbirliği yapanlardadır. Daha da gerçekçisi ve acıklısı esas olarak suç toplumsal duyarlılık göstermeyen bizlerdedir.