bozok
09-21-2007, 09:28
Kapitalist İslamcıların yeni pazarı
Nadim MACİT
yenicag@yenicaggazetesi.com.tr
Yazı Tarihi: 21/09/2007
Kapitalist mantığa göre her şeyi satabilirsiniz, önemli olan bunu nasıl pazarlayacağınız ve ne kadar kazanacağınızdır.
Her şeyden önce pazara süreceğiniz ürün, talep yaratmalıdır. Ya da çoğu kez ürüne uygun talebi yaratmak daha akıllıca olur. Eğer dini değerler ve ibadetlerin pazar değeri varsa onlar da alınır ve satılır.
Oruç satılır, iftar satılır, hatim satılır, muska satılır, cennet satılır.
İster dini isterse kültürel içerikli olsun fark etmez. Yeter ki malın ve dini değerlerin paraya dönüştürülebilir niteliği ve özelliği olsun.
Peki, nasıl satılır?
İşte asıl pazarlama yeteneği burada ortaya çıkar.
İmar planında değişiklik mi istiyorsun? İftar ver.
Bir ihale almak mı istiyorsun? İftar ver.
Kamu arazisini ucuza kapmak mı istiyorsun? İftar ver.
İktidara yakın gözükmek mi istiyorsun? İftar ver.
İyi ama, bir iftara bu kadar para çok değil mi?
Eee. Dünya ve ahiret saadetini kazanmak bu kadar ucuz mu, bre gafil! Fiyatı alıcı değil satıcı belirler. Ya da piyasa. Bir bilsen, piyasanın aktörleri bu parayla ne hayırlı işler yapıyorlar!
Biliyorum diyorsunuz ki, Yüce Allah “Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir. Asla haksızlığa uğratılmazsınız” (Bakara 2/272) buyuruyor. Ve “Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” deniliyor. Peki, bu nasıl iş? Muhterem, bu dedikleriniz yeni dünya sistemine uygun değil. Dünya değişiyor, kurallar değişiyor. Artık paranın dini, imanı kalmadı. Değişimle baş edebilmek için önce bakış açını değiştireceksin.
Şimdi dini de, dini değerleri ve sembolleri de yeni dünya düzenine, yeni piyasa şartlarına uydurmak lazım. Sizin kıt aklınız bunu anlamaz. Öyleyse bu ayet, orada bir yerde durmalı ve üstü örtülmelidir. Böylesi miadını doldurmuş değer içerikli şeylerle keyfini bozma!
Evet, mantık üç aşağı beş yukarı böyle. Zaten küresel marketin satıcıları; Tüpraş’ı sattı, Erdemir’i sattı, Petkim’i sattı. Bu ülkenin ekonomik hayatına ciddi katkısı olan yüzlerce kurumu sattı. Yok yere Telekom’u sattı. Bunlar, satmanın amentüsünü yazmış adamlar. Kur’ân “sermaye içinizde yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmasın.” (Haşr 59/7) derken, bunlar, uluslar arası tekellerle oynaşıyorlar. Gizli mahfillerde, otel odalarında.
Neo-abdestli kapitalistlerin pazarında dini değerlerin alıcısı ve satıcısı çok olmalı. Değil ise, bu iş kolay. Önce iş-aş yerine yoksulluk üret. Sermayenin belirli ellerde dolaşmasını sağla ki, çok sadaka versinler. Böylece hem yoksulluğu hem de iftarı satarsın. Duble kâr. Neo-abdestli kapitaliste göre her şey ekonomidir, paradır, çıkardır ve güçtür. Bunun dışına düşen her şey araçtır. Binersin, inersin. Adı üstünde, araç.
Adamın işi; pazarlamak ve satmak.
Aman ha dikkat edin! Eğer, bu neo-abdestli kapitalistler paraya çevrilebilecek bir özelliğinizi görürlerse tuttukları gibi satarlar. Birden kendini; Bush, Merkel, Sargsyan, Rice, Oli Rehn, Talabani, Barzani, Öcalan, Benedict, Bartholomeos, ve ABD sakini postmodern mehdi gibi dünyanın en gözde alıcı ve satıcıların kucağında bulursun.
Ey Rabbim! Bizi, satıcıların şerrinden koru!
Neo-abdestli kapitalistlerin fitnesinden emin kıl!
İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme!
Hilkat âlemindeki nefesler sayısınca Amîn, bi hürmeti-l Fatiha.
Nadim MACİT
yenicag@yenicaggazetesi.com.tr
Yazı Tarihi: 21/09/2007
Kapitalist mantığa göre her şeyi satabilirsiniz, önemli olan bunu nasıl pazarlayacağınız ve ne kadar kazanacağınızdır.
Her şeyden önce pazara süreceğiniz ürün, talep yaratmalıdır. Ya da çoğu kez ürüne uygun talebi yaratmak daha akıllıca olur. Eğer dini değerler ve ibadetlerin pazar değeri varsa onlar da alınır ve satılır.
Oruç satılır, iftar satılır, hatim satılır, muska satılır, cennet satılır.
İster dini isterse kültürel içerikli olsun fark etmez. Yeter ki malın ve dini değerlerin paraya dönüştürülebilir niteliği ve özelliği olsun.
Peki, nasıl satılır?
İşte asıl pazarlama yeteneği burada ortaya çıkar.
İmar planında değişiklik mi istiyorsun? İftar ver.
Bir ihale almak mı istiyorsun? İftar ver.
Kamu arazisini ucuza kapmak mı istiyorsun? İftar ver.
İktidara yakın gözükmek mi istiyorsun? İftar ver.
İyi ama, bir iftara bu kadar para çok değil mi?
Eee. Dünya ve ahiret saadetini kazanmak bu kadar ucuz mu, bre gafil! Fiyatı alıcı değil satıcı belirler. Ya da piyasa. Bir bilsen, piyasanın aktörleri bu parayla ne hayırlı işler yapıyorlar!
Biliyorum diyorsunuz ki, Yüce Allah “Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir. Asla haksızlığa uğratılmazsınız” (Bakara 2/272) buyuruyor. Ve “Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” deniliyor. Peki, bu nasıl iş? Muhterem, bu dedikleriniz yeni dünya sistemine uygun değil. Dünya değişiyor, kurallar değişiyor. Artık paranın dini, imanı kalmadı. Değişimle baş edebilmek için önce bakış açını değiştireceksin.
Şimdi dini de, dini değerleri ve sembolleri de yeni dünya düzenine, yeni piyasa şartlarına uydurmak lazım. Sizin kıt aklınız bunu anlamaz. Öyleyse bu ayet, orada bir yerde durmalı ve üstü örtülmelidir. Böylesi miadını doldurmuş değer içerikli şeylerle keyfini bozma!
Evet, mantık üç aşağı beş yukarı böyle. Zaten küresel marketin satıcıları; Tüpraş’ı sattı, Erdemir’i sattı, Petkim’i sattı. Bu ülkenin ekonomik hayatına ciddi katkısı olan yüzlerce kurumu sattı. Yok yere Telekom’u sattı. Bunlar, satmanın amentüsünü yazmış adamlar. Kur’ân “sermaye içinizde yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmasın.” (Haşr 59/7) derken, bunlar, uluslar arası tekellerle oynaşıyorlar. Gizli mahfillerde, otel odalarında.
Neo-abdestli kapitalistlerin pazarında dini değerlerin alıcısı ve satıcısı çok olmalı. Değil ise, bu iş kolay. Önce iş-aş yerine yoksulluk üret. Sermayenin belirli ellerde dolaşmasını sağla ki, çok sadaka versinler. Böylece hem yoksulluğu hem de iftarı satarsın. Duble kâr. Neo-abdestli kapitaliste göre her şey ekonomidir, paradır, çıkardır ve güçtür. Bunun dışına düşen her şey araçtır. Binersin, inersin. Adı üstünde, araç.
Adamın işi; pazarlamak ve satmak.
Aman ha dikkat edin! Eğer, bu neo-abdestli kapitalistler paraya çevrilebilecek bir özelliğinizi görürlerse tuttukları gibi satarlar. Birden kendini; Bush, Merkel, Sargsyan, Rice, Oli Rehn, Talabani, Barzani, Öcalan, Benedict, Bartholomeos, ve ABD sakini postmodern mehdi gibi dünyanın en gözde alıcı ve satıcıların kucağında bulursun.
Ey Rabbim! Bizi, satıcıların şerrinden koru!
Neo-abdestli kapitalistlerin fitnesinden emin kıl!
İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme!
Hilkat âlemindeki nefesler sayısınca Amîn, bi hürmeti-l Fatiha.