PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Din duygusu değiştirilirken



bozok
08-16-2008, 15:58
Din duygusu değiştirilirken


Rıza Zelyut
GÜNEŞ GAZETESİ
15 Ağustos 2008


--------------------------------------------------------------------------------


Büyük şehirlerden tutunuz da en ıssız yerdeki köye kadar toplumumuzda din duygusunun kuvvetli bir örtü gibi her yeri kapladığını görebiliyorsunuz. Bu duygu, Türk milletinin bin sene boyunca temsil ettiği geleneksel İslam düşüncesinden daha farklı...

Çok faydacı...

Pragmatik...

Bu yolda; dine kuvvetle bağlılık vurgulanırken; dinden gelecek güncel faydalara dikkat ediliyor. Din; hayatı maddi açıdan kolaylaştıracak bir araç haline getiriliyor.

Ne demek istediğimi şöyle açıklayayım:

Toplumda, AKP'ye yönelik şiddetli bir eleştiri var. Lakin bu şiddetli eleştiri hoşnutsuzluğa ve reddetmeye dönüşmüyor. Başka partilerle kıyasladıklarında; özellikle geçmişle bugünü kıyasladıklarında AKP'nin geniş alt katmanlar açısından ciddi sıkıntılara yol açtığı gözleniyor.

Köylü, işçi, esnaf ve hızla büyüyen işsizler ordusu...

Sıkıntıya karşın AKP'yi tutuyorlar... Bu tavırlarını da 'Ne yapalım, hiç değilse bunlar Müslüman!' sözüyle açıklıyorlar.

Yani; AKP'nin bunca eleştirilmesine karşın; giydiği İslam elbisesi onu koruyor.

Kitleler yoksullaştıkça AKP'lileşiyor diye yazmıştık, Bolu'yu anlatırken...
İşte günümüzde hızla yaygınlaşan İslam anlayışı böyle bir şey:

Yoksullaşmanın yarattığı bir ekonomik sığınma evi...

İnsanlarımız ne kadar dindar gözükürlerse AKP ile o kadar iyi bağ kuracaklarını düşünüyorlar. Bu bağ sonucunda da AKP tarafından destekleneceklerini umuyorlar. Bu parti örgütleri, bürokratları, vakıf ve dernekleri, belediyeleri kullanarak da kendisine yönelen insanları memnun ediyor. Böyle olunca da AKP, İslam merkezli ama maddi hayatı kolaylaştıran bir örgüt haline geliyor. İslam, burada, halk ile AKP'yi bağlayan bir ipe dönüşüyor.


DENEY ODASI

İslam dininin, yüksel ülkülerden kopartılıp maddi hayatın ihtiyacını karşılamakta bir araç haline getirilmesi; ABD'nin önceden planladığı bir gelişmedir. Zaten, ABD yöneticileri; Türkiye için, 'İslamla demokrasinin birlikte yaşayıp yaşamayacağının incelendiği bir deney alanı' demiyorlar mı?

Ülkemizde 85 yıldır var olan demokrasi; laik yapıda olduğu için; aslında İslam'ın özüne en uygun model olarak yaşadı, geldi. Bu demokrasi, ulusal nitelikli ve Batı sömürgeciliğine karşı... Bu hali ile de İslam dininin geleneksel konumlanışına da uygun. Sömürgecilik karşıtı İslam anlayışı; ABD'nin ve Avrupa'nın en çok korktukları İslam yoludur.

İşte bugün Türkiye'de bu geleneksel yolu battal eden bir çizgi dalga dalga yayılıyor. İslam adı altında yayılan bu dalga, ABD ve Avrupa karşısında pasif kalmayı, İslam dünyasını savunmayı çizgi dışı buluyor. Amerika'ya karşı olan Türk Müslümanlığı'nın yerini şimdi Washington'da imal edilen yeni bir İslam anlayışı alıyor: 'Sen alacağın oduna, kömüre, yiyeceğe bak. Camiye git, orucunu tut, gerisine karışma.'

Böylece, yönetim ne derse onu yapmaya hazır, kişisel ihtiyaç peşinde koşan ve bunun için baş eğen bir toplum yaratılıyor. Bu zihniyet ile Hazreti Muhammet'in zihniyeti arasında dağlar kadar fark var. Çünkü; İslam dini; toplumcu bir düzen kuran yeni ve ileri bir düzendir. Bu sistem, Hıristiyan dünyasına baş eğmez, teslim olmaz, ona sömürge olmayı kabul etmez. Bu çizgiyi de bin senedir en iyi biçimde bizim atalarımız yaşatmıştır. İşte bugün o geleneksel Türk Müslümanlığı ortadan kaldırılıp yerine Amerikan İslamı diyebileceğimiz bir model getiriliyor.

Bu modelde İslam kardeşliği yoktur; dilenci durumuna sokulan Müslümanlara sadaka vererek onu kul haline getirme vardır. Özellikle büyük şehirlerin kenarlarında bu modeli daha canlı biçimde görebilmekteyiz. Şimdi bu Anadolu'ya doğru yayılıyor.

Bu modelle savaşmanın yolu; siyasal partilerin İslam dini ile ilgili görüşlerini daha net hale getirmelerinden ve geleneksel Müslümanlığa sahip çıkmalarından geçiyor.

Çünkü Türk milletinin dine bağlılığı çok kuvvetlidir. Bu bağ, İslam dininin fetihçi yüzünün Türklerin fetihçi kimliği ile çok uyuşmasından kuvvet almaktadır. Atalara bağlılık biçiminde şekillenen, yer-su ruhlarına inanışı sürdüren Türk Müslümanlığı; hiçbir zaman gerici olmadı. Alevi-Sünni ayrışmasına karşın, bu iki kol Türk İslamı içinde birbirine yakın yürüdü. Türk kimliğini, kültürünü İslam içinde devam ettiren işte bu bin yıllık yolun üstü örtülünce karşımıza; Vehhabi görüntülü, çıkarcılığı din haline getirmiş kadrolar çıktılar. Bunlar da yoksullaştırılan kitleleri din adına Amerikan İslamına sokuyorlar.