PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dağlar gibiydi...



bozok
10-18-2008, 12:48
Dağlar gibiydi...


Melih Aşık
MİLLİYET
18.10.2008



Dağlar gibi şairimizi, Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı kaybettik...

Zeynep Oral’la bir konuşmasında şöyle anlatmıştı şiir aşkını:

“Türkçem bana şiir söyler. Türkçeyi dinliyorum o kadar, ben bir şey katmıyorum, bana yalnızca Türkçemin söylediğini yazmak kalıyor... ”

“Şiir benim yakamı bırakmaz. Geceleri uyutmaz. Şiirsiz üşürüm. Ne giysem üzerime şiirsiz ısınamam.”

“Her şiirden sonra sana 100 sopa deseler varım. Öylesine severim şiir yazmayı. ”

“Yazarken /değdirir gibiyim/ Yüzümü/ Senin yüzüne”

Dağlarca’nın “Nasıl böyle dinç kalıyorsunuz?” sorusuna yanıtı:

“Ata’yı sevmek insanı diri tutuyor.”

Çocukları çok seviyor. Diyor ki:

“Beni ne kadar çok çocuk okursa o kadar çok yaşarım.”

“Her çocuğu anasından babasından çok severim. Çocuğun tadını bilirim. Kendim yaşlı bir çocuğum, belki ondan.”

Sevgiye sevdaya gelince... Der ki:

“Üç dört kez o iş geçti başımdan. Hep çok yıprandım. Bütün şarkıları dinlerken ağlamaklı oldum. En adi şarkıları bile gerçek bulmaya başladım.”

Aşkı da iyi tanır doğrusu:

“Gerçekleşen aşk düşleneni doldurmaz. Hep dışarıda kalır. Yarası gölgesinden çıkar. Aşk biraz da bu yüzden ölümle eşanlamlıdır. Mutlulukla biten aşka aşk denmez. Ona sevişme denir.”

Bir kez evlenmiş, anlaşamamış, ayrılmış.

“İkili Anlaşma Anıtı” şiirinden mahkemeye verilmiş. Dava sürerken elini kaldırıp söz istemiş. Demiş ki:

“İkili anlaşmalar gereğince Amerikan helalarını temizlemek Türkiye’ye aitse, ben altmış yaşıma rağmen bu helaların hepsini temizlemeye hazırım, ta ki Türk askeri bu helaları temizlemesin.”

Mutlu musunuz sorusuna yanıt:

“Kendi gövdemin coğrafyasında mutluyum, Toplumumun coğrafyasında değilim.”

Koca şair... Türkçenin şiir bayrağı.. Sen hep dalgalanacaksın...


...