1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Sümerler

  1. #1
    atoybil
    Guest

    Lightbulb Sümerler

    DOğU ANADOLU'NUN TüRKLüğü

    SüMERLER

    Batılı Jeologlara göre dünyamızda HAYAT, sularda 20 milyon yıl önce başlamış, antropologlara göre de İLK İNSAN 250.000 yıl önce canlılar arasındaki yerini almıştır. Arkeologlara göre İLK RESİM, HEYKEL ve OYMALAR 30.000 yıl öncelerine kadar uzanır. Din kitaplarındaki kıssaların yanı sıra, Batılı tarihçilere göre de İLK şEHİRLEşME zamanımızdan 11.000 yıl kadar öncedir. MEZOPOTAMYA'da (Güneydoğu ANADOLU'nun uzantısı ) M.ü. 9000; ve Konya-üatalhöyük'te M.ü. 8000 yıllarındadır.
    M.ü.5000 yıllarından itibaren MEZOPOTAMYA'yı meydana getiren DİCLE ve FIRAT nehirleri çevresinde (sonradan URAL ALTAYİK olarak adlandırılan) SüMERLER, ELAMLAR, HURRİLER; (SAMİ ) AKAD, ASUR, BABİL, MISIR; ve (yine sonradan bazılarınca Hint-Avrupai olarak adlandırılan) HİTİTLER yaşamışlar ve birbirleriyle sürekli sürtüşmüşlerdir. (8)

    Yine Batılı kaynaklara göre, ilk yazıyı M.ü.3300 yıllarında SüMERLER bulmuştur. üİVİ YAZISI diye adlandırılan bu yazının kökeni resim-yazı idi. Batıda MISIR'ı etkilemiş, ancak Mısır HİYEROLİF yazısı sonra kendi sistemi içinde gelişmiştir. Doğuda ise İran yoluyla HİNDİSTAN'a ulaşmıştır. İNDUS YAZISI hep o aşamada kalmıştır. Daha doğuda üİNLİLER ise çivi yazısından bir ölçüde etkilenmişler, ama sonra kendi sistemlerini kurmuşlardır.

    Kazım MİRşAN ise, ilk yazının duvar resimlerinde başladığını (15.000 yıl öncesi), ve bunların TüRK sembolleri olduğunu belirtir... Ve o sembollerin üivi yazısından Mısır hiyeroliflerine, üin yazısına ve Latin alfabesine taşındığını söyler.... Onun teorilerini detaylarına inerek ilerde vereceğiz.

    SüMERLER yazıyı bulan millet olmakla yetinmemişler, GILGAMIş DESTANI ile ilk şiir ve edebi yazı örneklerini de vermişlerdir. SüMERLER, MEZOPOTAMYA'nın güneyinde siteler, kanallar kurmuşlardır. Ulaştıkları medeniyet seviyesi ile hukuk, dil ve mimaride M.ü. 2000'lerde bölgeye gelen Samileri de etkilemişlerdir. Daha sonraları yöreye inen HİTİTLER de SüMERLER'den dolaylı olarak etkilenmişlerdir.

    Bütün bu bilgiler gösteriyor ki, "Ari Kürdistan" diye adlandırılmak istenen BüLGEDE, O TARİHLERDEKİ ARİ diye bilinen TEK HALK, belki HİTİTLER'DİR... Diğerleri ya SAMİ'dir, ya da TURANİ'dir. Eğer Kürtler "üri" ise, bölgede Kürtlere "atalık" edecek başka ari bir halk yoktur!..

    SüMERLER Turani'dir... Bunun pek çok ispatı vardır. Birincisi, kil tabletlerdeki yazıların hangi dile yakın olduğu konusunda yapılan çalışmalardır. Pek çok yabancı yazarın o dönemde bölgede Ari bir dil tesbit edememesi bir yana; yaptıkları çalışmalar SüMER ve ELAM dillerinin bugünkü TüRKüE'ye hayret uyandıracak kadar benzediğini göstermiştir. Prof. Hamit Zübeyir KOşAY'ın bu konudaki katkıları da büyüktür.

    şu halde Batılılara göre DüNYADA İLK DEVLET KURAN, İLK YAZIYI BULAN, İLK HUKUK KAİDELERİNİ TESBİT EDEN, TİCARETİ BAşLATAN, VE KANALLAR, TAPINAKLAR İLE İLK MİMARİ ESERLERİ VEREN SüMERLER'dir, ama SüMERLER TüRKLER'İN ATASIDIR.

    SüMERCE ve TüRKüE arasındaki benzerlikler, diller için tesadüfi benzerliğin çok ötesindedir... Burada asıl belirtilecek husus, tarih sahnesinde aralarında en az 1500 yıllık bir mesafe olmasına rağmen, bu iki dil arasında cümle yapısı bakımından olan benzerliktir. (Bakınız Prof. Dr. Emin Bilgiç, Atatürkğün Yüzüncü Yılına Armağan adlı kitapta bulunan "Sümerlerin Tarihleri, Dilleri ve Kültürleri" adlı makale)

    SüMER dilinin Sami diller grubuna dahil olmadığı bütün bilim adamları tarafından tasdik edilmektedir... Hinks, Langdon, Hein gibi bilim adamları, SüMERCEğnin Hint-Avrupai diller grubunda olduğunu öne sürmüşlerse de, delil gösterememişlerdir... Hatta Langdon "Sumerian Grammar, Paris, 1911" adlı eserinde fikrini değiştirmiştir.

    Ravlingson, Oppert, Delizsch, Hommel gibi bilim adamları ise, SüMERCEğnin İSKİT ya da TURAN dilleri topluluğuna ait olduğunu belirtirler. H. Z. Koşay ise hiç birinin gerçekleştiremediğini yapmış ve SüMERCE ile TüRKüE arasındaki benzerliği gösteren bir liste yayımlamıştır. Bu listeden bazı kelimeleri veriyoruz :


    SüMERCE ......... TüRKüE
    -------------------- ------------------
    ad (adda) ........ ata
    ilu ............ ulumak
    izi .............. ısı
    e ............. ev
    kıya .......... kıyı
    egi ........... ece (prenses)
    eş ............ eşmek
    ku ............. koymak
    ku (gümüş ) ... kuyumcu (gümüşle uğraşan)
    gişku ........... şişko
    dim (dik duran) ...... dimdik
    de ................ demek
    duru ................ durmak
    kuşu ................ koşmak
    güleş (gülen adam) .... güleş, gülenç
    ara (ir) (yürümek) ... aralaşmak, irilmek
    bur (delik) .... burgu (delik açan alet)
    bal ............ balta
    bar ................ parlamak
    udun (fırın) ... otun (ayrıca fırında yakılan: odun)
    us (akıl) .............. us
    ib ................. ip
    alım (kuvvetli,yüksek) ......... alımlı
    tukul (dost) ..... tohul
    tam (şafak vakti) ........... tan
    ulu (muhteşem, yüce) ..... ulu-uluğ
    Bugin (göl).... Buget (biriktirilmiş su, Anadolu)
    A-na ? ....... Ne ? (Anadolu'da hayret ifadesi: Aney!..)
    Bur ................ Bardak
    Buy, bun ............... Boyun
    Bu ............... Bulak (çeşme)
    Bab ................. Baba
    Azag (mukaddes)........ İzgi, edgü (Eski Türkçe)
    Gig (zayıf) .........İg, yig (hasta, Eski Türkçe)
    Ud (gün, zaman).......... İd, öd (zaman, Eski Türkçe)
    Zak (taraf) ............. Yak (yakın)
    Gup, kup (gitmek).......... Kopmak (koşup gitmek, Anadolu)
    Gim ? Kim ? ................ Kim ?
    Ama (ana) ........... Aba (Anadoluğda)
    Giş (odun) .......... Yiş (Orhun Türkçesi)
    Gar (ışık) ......... Yaruk (Eski Türkçe)
    Gen (kadın hizmetçi) ...... Kün (cariye,Orhunğdan)
    Tag ............... Değ(mek)
    Ug, uku (halk) ......... Uğuş (kavim)
    Vur, vir (şarkı söylemek) ....... Yırlamak, ırlamak
    Ur(u), ir (erkek) ......... Er, ir (Uygurca : uri)
    Gir (ateş ) ............ Kor
    Udun (ateş ) ........ Od, ot, odun (ateşte yanan)
    Dingir ........Tengri (Eski Türkçe), TANRI, (Kumanca : dingir)
    Dagal (geniş olmak) ........... Dağılmak

    şüMERCE bazı kelimeler S harfiyle varlığını YAKUTüA'da sürdürür. Ancak bizim şimdiki TüRKüE'de S-Y değişimine uğramış haliyle karşımıza çıkar:

    SüMERCE ......... TüRKüE
    ----------------------- ---------------------
    sir (ışık, nur) ...... yir, yaruk
    sir (şarkı söylemek) .... yırlamak

    Arkadan Osman Nedim Tuna bu konuda bir kitap neşretmiştir. Aşağıda onun kitabında yer alan kelimelerden bazılarını veriyoruz:

    (8)- Koşay, H .Zübeyir; Makaleler ve İncelemeler

    - Tuna, Osman Nedim, Sümer Ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dili'nin Yaşı Meselesi

    email: ttrkkan@excite.com

  2. #2

    Sümerler


  3. #3

    Babil Kassit Hükümdarlari

    Babil Kassit Hükümdarlari

    DOĞU ANADOLU'NUN TüRKLüĞü

    BABİL KASSİT HüKüMDüRLARI KUDAşMAN TURGO VE KUDAşMAN TURYAş
    BABİLğe hükmeden hükümdarlardan bazılarının adlarının sonunda TAş-DAş ekleri vardır. KUşLU hükümdarlarında ise bu ek YAş şeklindedir. KOMUKLARğda ise DAşI şeklinde görülmektedir. Bu ekin ETİLERğin (HATİLER) şimşek çaktıran Tanrısı TEşUPğtan geldiği, ve Güü SAHİBİ anlamı verdiği aşikardır. Bizdeki YURT-TAş kelimesi YURDUNDAN Güü ALAN, YANİ TüRK OLMAKTAN Güü ALAN anlamına gelir. ARKA-DAş ise ARKAMDA BULUNMASINDAN Güü ALDIĞIM Kİşİ demektir. KARIN-DAş (KARDEş ) ise aynı ANNEDEN DOĞMANIN VERDİĞİ Güüğ e işarettir.

    Yalnız BABİL hükümdarlarından KUDAşMAN TURYAşğda hem DAş, hem de YAş ekleri vardır. Bundan da zaman içinde kelimeye bir de BERABERLİK anlamı eklendiği görülür. Yani KUDAşMANğda İLüHi Güü, TURYAşğda da TURğLA BERABER anlamı vardır. TUR kelimesinin TüRK olduğunu da ekliyelim. Bu mana eki ile KARIN-DAş hem aynı KARINDA BERABER, hem de bundan Güü BULAN demektir.

    BABİL hükümdarlarından KUDAşMAN TURGOğnun adı da enteresandır. KUT-DAş-MAN TUR-GO diye hecelendirirsek,

    KUT: Hala kullandığımız KUTLU-KUTSAL kelimelerinin köküdür. DEVLET, BAHT, SAADET, MUTLULUK, TALİH anlamlarına gelir.

    DAş: Güü SAHİBİ, Güü ALAN, KUDRETLİ; aynı zamanda BERABER , BİR OLAN demektir.

    MAN: MEN-MAN şeklinde hala kullanılan BüYüKLüK, AZAMET, MAKBUL anlamı veren takıdır. KOCA-MAN (daha da büyük, iri) TüRK-MEN ( TüRKğüN BüYüĞü, MAKBULü) KODA-MAN (KUT-MANğdan, DEVLETLİ, KUDRETLİ Kİşİ ) kelimelerinde olduğu gibiğ

    üyleyse KUT-DAş-MAN kelimesi DEVLET BİRLİĞİNİN BüYüĞü, KUTSAL BİRLİĞİN BüYüĞü anlamına gelir ki, bir HüKüMDAR üNVüNI olduğu kolayca görülür. Tıpkı bizim OSMANLI padaşahlarına verilen SULTAN-I RUM, HALİFE-Yİ RUY-I ZEMİN ünvanları gibi!..

    TUR-GO ve TUR-YAş kelimelerinin ilk kısmı TüRK demektir. Zaten TüR-K kelimesi K çoğul ekiyle oluşmuştur. Bütün eski YAFETİK dillerde, MACARCAğda, FİN-OGUR dillerinde K çoğul ekidir. TURLAR yerine TURK denmiş, sonra bu kelime TüRK olarak ve tekil anlamında kullanılır olmuştur. FARSLAR biz TüRKLERğe TUR-AN der ki, o da TUR kelimesinin Farsça çoğul eki AN ile kullanılmasından ibarettir.

    şimdi de olduğu gibi o zaman da BOY adları, kişi adı olarak ta kullanılıyordu. Mesela OĞUZ kelimesi hem OĞUZ boyunu gösterir, hem o boyun ATAğsını, hem de zamanımızda kişi adı olarak kullanılır.

    şu halde TUR-GO veya K-G değişimi ile TUR-KO, ve de TUR-YAş hükümdarın esas adıdır. Hem kendisinin, hem de tebğasının önemli bir kısmının TüRK olduğunu gösterir.

    email: ttrkkan@excite.com

  4. #4

    Lightbulb Hazreti İbrahim Sümerli

    Hazreti Muhammed Türk'tür.

    Hazreti Muhammed soy olarak Türk'tür.

    IşIĞA DOĞRU

    Hazreti İbrahim Sümerli mi?

    06.02.2005
    NAMIK KEMAL ZEYBEK

    SüYLEDİĞİMİ yeniden söylemek istiyorum... En yüce insan olan Hazreti Muhammed, Hazreti İbrahim'in oğlu Hazreti İsmail'in soyundandır.

    Hazreti İbrahim, bir Sümerlidir...

    Sümerler Türk'tür...

    üyleyse, Hazreti Muhammed soy olarak Türk'tür.

    Bunu dedim ve diyorum ki, böylesine yüce bir insanın Türk soylu olmasından kendisini Türk sayan herkes kıvanç ve övünç duyar. Ben de kıvanıyorum ve övünüyorum.

    Peygamberimiz'in, İbrahim Peygamber'in soyundan olduğu konusunda tartışma yok... Sümerler'in Türklüğü'nü ise yazmıştım.

    Bu yazıda ise Hazreti İbrahim'in, Sümerli olup olmadığını incelemek istiyorum.
    Elimde Prof. Dr. Mümin Köksoy'un yazdığı Nuh Tufanı ve Sümerler'in Kökeni adlı eser var. Yeni Avrasya Yayınları'ndan çıktı. Meraklısı için telefon 0.312 4687248..

    Sümerler, ilk Türkler

    KüKSOY Hoca'ya göre, Sümer halkına üdem'den sonra da peygamberler gönderildi. Bunlardan en ünlüsü, Peygamber üdem'in 10. nesilden torunu olan ve Mü 2900'lü yıllarda yaşamış olan Nuh Peygamber'dir. Nuh'un tufandan sonraki hayatıyla İbrahim'e kadar olan çocukları ve torunları, Yukarı Mezopotamya'da yaşamışlardır. Nuh, Sümer ülkesinin şuruppak şehrinde doğmuştur. Best'a (1999) göre Nuh, Sümer şehir devletlerinden birisi olan şuruppak'ın kralıdır.
    Hz. Nuh'un torunları Hz. İbrahim'in önderliğinde adeta göçe zorlanmışlardır. Hz. İbrahim ve yakınları bir süre Harran'da kaldıktan sonra, Filistin'e göç etmiş ve orada İbrahim'in (İbrahimoğullarının) atası durumuna gelmiştir. Bu yönüyle Hz. İbrahim, dünyanın en etkin kültür taşıyıcısı sıfatıyla anılmaktadır.
    Sümerce konusunda araştırma yapan her ülkedeki bilim adamının birleşmiş oldukları en önemli husus, Sümerce'nin Ural-Altay Dil Grubu'na ait olduğu ve özellikle Türkçe ile çok yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğudur.

    Ayrıca bilim adamları, Sümerce ile Türkçe arasında bugüne kadar 1000 kadar ortak kelime tespit etmişlerdir. Her geçen gün elde edilen yeni veriler, Sümerler'in ve Türkler'in ilk Türkler (Proto Türkler) diyebileceğimiz ortak bir kökten gelmiş olabileceklerine dair yaygın görüşü destekler niteliktedir.

    M. İhsan Oğuz'dan

    KASTAMONULU büyük bilgin ve mürşit Muhammed İhsan Oğuz'un İslam'da Mübarek Günler ve Geceler adlı kitabından da bir bölümü birlikte okuyalım mı:

    - İsmail Aleyhisselam'ın bu iyi ve soylu eşinden nesli türeyip devam ederek, Peygamberimiz, yegane sığınağımız, Peygamberler'in sultanı ve efendisi Hazret-i Muhammed dünyaya geldi. Peygamberlerin sonuncusu olan şanlı Peygamberimiz, annesi yönünden saf Arap, (tarihin rivayetine göre İbrahim Aleyhisselam Türk olduğundan) babası yönünden de saf Türk neslinden gelmiş olurlar. Bundan dolayı bütün Araplar'ın ve Türkler'in, Peygamberimiz'le övünmeye ve şeref duymaya hakları vardır... (Allah'a hamdolsun.)

  5. #5

    Lightbulb Hazireti İbrahim Sümerli

    Hazireti İbrahim Sümerli, yani Türk, o halde Hz. İsmailin soyundan gelen Hz. Muhammed'de Türk ve Hz İsak'ın soyundan gelen bütün Peygamberler Yani Hz. İsa dahil Türk soyundandır.

  6. #6

    Lightbulb Türk dilinin en

    Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.ü. 3100-M.ü. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300'den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.ü. 2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 5000 yıl geriye gitmektedir.
    Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN

  7. #7

    Çn-tÇrk Uygarligi AraŞtirmalari Merkezİnden Haberİnİz Var Mi???

    üN-TüRK TARİHİ ARAşTIRMALARI MERKEZİ
    Adres: Park cd. Nu: 30 Kat: 6 34403 üağlayan / İstanbul
    Tel: 0212 240 65 55 / 0212 343 80 62
    Kemal Ermetin Cep Tel: 0532 502 50 02
    kemal_ermetin@yahoo.com

  8. #8

    SÇmer İliŞkisi Ve Tatarlar

    BüYüK ARAşTIRMACI KüZIM MİRşAN'IN TESBİTLERİ

    URARTU-SUBAR-SABİR-SüMER İLİşKİSİ VE TATARLAR
    BİR OY BİL KONFEDERASYONUğnun bir Uü DEVLETİ olan ISUB-URA BİLğin başkenti KAFKASYAğdaki üUR şehri idi. KAFKASLAR ve DOĞU ANADOLUğda egemendi. MEZOPOTAMYAğyı da kültürel etkisi altına almıştır. ISUB-URA ğyazıya geçmiş, kaydolmuşğ demektir. Bu devletin BİR OY BİL Konfederasyonuna kayıtlı, vasal devletlerden biri olduğunu gösterir.

    Bu üç Uü-DEVLETği yöneten kişinin ünvanı USUB URUş TURUK idi. Yani ğyazıya vurulmuş, kayıtlı, bağlı, BUĞğa tabiğ yöneticiğ Bu kişinin URUUA TURU yani ğaskere almağ yetkisi vardı. Bir devlet için çok önemli olan bu yetki, ASURLULAR tarafından URUATRİ olarak telaffuz edilmiş, bundan da URARTU kelimesi doğmuş, bir devlet adı olarak kabul edilmiştir. (M.ü. 1000ğler)

    üte yandan ISUB-URA kelimesinin önce SUBAR sonra da SABİR şekline dönüştüğü sanılmaktadır. R. GHIRSHMAN, SüMER öncesinde (M.ü. 4000) MEZOPOTAMYAğda SUBARLARğın yaşadığını kaydediyor. SüMERLERğin şimdiki TüRKLERğin atası, akrabası olduğunu biliyoruzğ Ancak SüMER yazısında 18 adet PROTO-TüRKüE tamga bulunması, onların çok daha eski TüRKLERğden geldiğini göstermektedir..

    Yukardaki resimde yer alan şekiller, dünyada bilinen ilk yazı sayılan SüMER üİVİ YAZIğsındaki, bu çok daha eski 18 PROTO-TüRK TAMGASIğdır.

    IDUK-AT (Orta Fırat) bölgesinde bulunan, M.ü. 5500 yıllarına ait ve ğTel Es Sawwan IIIğ seramikleri (Chefs dğoevr. Müsee Baghdat, Petit Palais, Paris, 1981) olarak bilinen arkeolojik eserler üzerindeki motifler OK, Uü, ONü, ED, üK ,OĞ gibi PROTO-TüRK TAMGALARI taşır. (Andre Parrot, Sumer, Gallimaud, Paris, 1960)

    DİCLE Nehriğnin ilk adı Aş-URğdur. TüRKüEğde ğAş vurulan yer, toprakları tarıma elverişliğ anlamına gelir. .. SüMER şehirleri olan UR, URUK ğkentğ anlamına gelir. Bütün dillerde olduğu gibi (Hamburg, Sen Petersburg, Yenişehir, Eskişehir, Taşkent, Medine) kalabalık yerleşim merkezlerine KENT demelerinden daha tabii bir şey olamazğ GİR-SU ise, ğYER-SU demektir.

    ASUR devletinde dahi (M.ü.2000) SUBARCA konuşuluyordu. ASUR başkentinin adı PROTO-TüRKüEğde ANT-UB UüUĞğdur, yani ğyüce antlaşma liderliğiğğ

    ISUB-URA halkı (SABİRLER) , kendileri gibi bir TüRK boyu olan İSKİTLERğe yenilince, KAFKASYAğya çekilmişler; Daha sonra KARADENİZğin kuzeyinde (UKRAYNA-KIRIM bölgesi) OK-UşUY adıyla bir devlet kurmuş olan İSKİTLER ile birleşerek DEşT-İ KIPüAK Konfederasyonunu oluşturmuşlardır. Arkadan CENGİZ HAN istilası gelmiş ve bölgede KIRIM HANLIĞI kurulmuş, bir süre sonra da OSMANLI DEVLETİğne bağlanmıştır. Bölgedeki İSKİT-MOĞOL-TüRK karışımı halka TATAR denmiştir.

    Yani UKRAYNA halkı çoğunlukla TüRK kökenlidir!.. Zaten ğRUSğu kazı, altından TATAR (TüRK) çıkarğ atasözü bütün eski SOVYETLER için bu hakikate işaret eder.

    TATAR kelimesi sonradan Ruslar ve Batılılar tarafından bütün TüRK boyları için ortak olarak kullanılmıştır. ANADOLUğda sadece KIRIM ve KAZAN TATARLARI bilinir. Aslında halen TİPTER, BüRü, KREşİN, GEYNE, NUKRAT, KASİM, MİşER, TOBUL, SAZ-YAK, TEVRİZ, TARA gibi gruplar vardır.

    Ancak kelime çok eskilere dayanır. PROTO-TüRKüEğyi MOĞOLİSTANğa, MANüURYAğya, üİNğe ve KOREğye taşıyanlar OK-ATA UR koludur. Bu kelimeler sonra kaynaşarak TATAR olmuştur. KOREğde halen yaşamakta olan AYNU halkının atası da TATAR TüRKLERİğdir.


    ***
    email: ttrkkan@excite.com

  9. #9
    öngre
    Guest
    Hz İbrahim milattan önce 1900-1850 civarında ur şehrinden kenan diyarına tanrının emriyle göç ediyor.Ancak o zaman ki babil veya komegono kralı nemrutla mücadelesini anlatmamıza gerek yok.Nemrut iktidari ve kanunlarıyla ün salmış Hammurabidir.Aynı dönemde yaşamışlar.Evet her peygamberin bir dünya bazında karşısında güçleri var.Hz ibrahim Hammurabi, Hz musa 2. ramses gibi.

  10. #10
    Güneş dil teorisi‘ne göre Türk-turani olan ve tarihin başlangıcı kabul edilen Mezopotamya kavmi.

    Sümerler, M.Ö. 3500 – M.Ö. 2000 yılları arasında mezopotamya‘da yaşamışlardır. Bir çok medeniyetin karanlık kurucuları oldukları gibi bir çok ırkın soyunun dayandığını iddia etmeye çabaladığı topluluktur sümerler…
    Bugün Sümer medeniyetini Almanlardan ingilizlere, Farslardan Araplara kadar bir çok millet sahiplenmekte ve atalarının Sümerliler olduğunu ileri sürmektedirler.
    Bunun nedeni şüphesiz medeniyetin, tarihin, hukukun, bilimin, edebiyatın, tarım ve ekonominin Sümerlerle başlaması, daha doğrusu yazının mucidinin sümerliler olmasından kaynaklanan “ilk medeniyetin kurucularının sümerliler olduğu” sanrısıdır.


    yabancı sümerologlar, Türk Dili ile Sümer Dili‘nin akraba olduğunu başka bir bağıntıları olmalarını ileri sürmekte ve sümerlerin Türklüğünü kasten saklamaktadırlar.
    lakin ulu önder atatürk tarafından bizzat yaptırılan türk tarih tezi çalışmalarının bir ürünü olan güneş dil teorisi kasten yapılan tüm bu görmezlikleri birer birer çürütmüş, sümerler ile türklerin dil akrabalığından çok öte, kan akrabalığına dayanan bir yakınlıkta olan iki toplum olduğunu ortaya çıkartmıştır…
    alıntı
    insanlık Tarihinin insanlığın inanç edinmesiyle geçmişi M.Ö 13000 yıllarda sona eren buz çağı ve Altay inançları ile başlar.
    Daha sonra M.Ö 9000 yıllarında Altay dağlarından inen Sümerler güneye daha sıcak coğrafyaya yerleşmişlerdir. Türkmenistan’ın Aşkabat kenti yakınlarında Gök tanrı ANU adına ANAV kentini kurmuşlardır.
    ilk olarak insanlığın tarım yaptığı yer burasıdır. M.Ö 4500 yıllarda ANAV kentini bırakıp Mezopotomyanın verimli topraklarına göçmüştür.
    alıntı

    bu noktada bir parantez açalım ve orta asya anav-andornovo ve karasuk kültürleri kazı alanlarında rastlanan bulguların sovyetler birliği ve ardılı rusya tarafından insanlık ve tarih bilimi ile paylaşılmadığını, burada elde edilen bulguların bilerek ve istenerek gizlendiğini de belirtmek gerek…
    alıntı
    Sümerlerin Altaylarda buz çağının eski karanlığın gecelerin bezginliği ile güneşin ışığını Tanrının tezahürü kabul ve Tanrının gökte var olduğuna inanarak bir inanç geliştirdiler. Buna Giganu(Göktanrı) adını verdiler. Daha sonra geceleri güneşin ışıklarını yansıtan ayı 2. Tanrı olarak gördüler ve dişi inanç kavramı olarak Toprak Ana ile özdeşleştirdiler. işte tüm dil ve dillerin çıkmasının kaynağı güneş olmuştur. Daha sonra Hz. ibrahim(er-baim) Tanrının ne güneş, ne ay ne de başka bir cisim olmadığa inanarak Semavi Dinlerin doğmasına sebep olmuştur.
    Bunu iyi bilen Atatürk devrin en büyük projesi olan “Güneş Dil Teorisini” hazırlatmış, desteklemiş ve inanmıştır. Güneş Dil Teorisi Tüm dillerin Türkçeden geldiğini ispatlayan bilimsel çalışmadır.
    alıntı

    Sümerlerde 8 yıldız inancı olması Türklüğünün diğer bir kanıtıdır.
    8 yıldız ( Göktanrı, Oğuz kağan, ve 6 oğlunu simgeler) 8 yıldız inancı sadece Sümerlerde değil Hititlerde, Asurlarda, Akadlarda ve Maya ve Aztek uygarlıklarında da görülmektedir.
    Ayrıca hükümdarın Tanrı tarafından tahta çıkarılması inancı (kut anlayışı) Sümerlerde de olması bir tesadüf değildir.
    (bkz: kayı/@protest sanayici)

    Sümerlerle türklerin bir benzerliğimizde Edebiyat alanındadır.
    Sümerlerin Gılgamış Destanı ile Dede Korkut destanları birbirine benzemektedirler.

    alıntı
    iki destanda 12 parçadan meydana gelmekte, kahramanların başına ne gelirde uykudan gelmesi, Sümerlerde Guti kralı inkuşi ile Dede Korkut’taki Enkuş’un isim benzerliği bir tesadüf değildir.
    alıntı

    Zaten Orhun abidelerindeki Edebi Dil Türk Dilinin çok eskiye dayandığını göstermektedir.
    Sümer Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki benzerlikler:
    Gadun ———— Hatun
    Assinu ———– Asena
    Gig-Anu ———- Göktanrı (Gök ana)
    Tammuzi ——— Temmuz
    Domuzi ———- Domız
    Ginç ——— Genç
    Auşk ——– — Aşk
    Tar- kus-u ——– Talih kuşu
    Ungar ———- Uygar
    Altun ———– Altın
    Anu ———- Ana
    Tengiz———- Deniz
    Gozam-Ozam —— Ozan
    En-gur-ra ——— Ankara
    Tamga ——— Damga
    Me-en ———- Men-Ben
    Agıl ———– Akıl
    Bar ———– Var
    Er-Eş ———— Erkek-Kadın
    Rakibu ——- Rakip
    Aga ————— Ağa
    Balag-ba ——– Balaban
    Kes-da ———— Kesmek
    Bira ————- Bira
    Tagga ———— Takke
    Ge —————– Gel
    ilig ———- ilik
    Et —————– Et
    Mum ————- Mum
    Huma-kus-a ———– huma Kuşu
    Sin ————- Sin(e)
    Karra ———— Kara
    Batu ———– Batı
    Sar ———— Sar(ı)
    Heak———- Hak
    Mesu ———- Meşe
    Engin ———– Engin
    L-elvan-ı ————- Elvan
    Nun ———— Un
    Apa ———— Apa(ağabey)
    Ambar———– Ambar
    Gaazi ————- Gazi
    Gid-de ———— Git-gide
    Amelu ———— Amele
    Zindan ————- Zindan
    isum ———— Işık
    iş-ti ———— işitmek
    Uri ———— Arı
    Kaskadu ———– Kaskatı
    Arpu ———– Arpa
    U-ru ——— Uyruk
    U-ku ——— Uyku
    Murad ——– Murat
    Nusa ——– Neşe

    Yukarıda görüldüğü gibi 6000 sene geçmesine rağmen bir çok Sümer Türkçesi günümüze kadar çok az değişiklikle ulaşmıştır. Bazı kelimeler kesinlikle Arapça olmayıp Sümer Türkçesinden Arapça’ya geçmiştir.
    Sümerler ve bazı devletlerin Türk olduğu saklanarak Türklerin 1071 Malazgirt savaşıyla Anadolu’ya geldiği ve istilacı olduğunu, hiçbir kültürü olmayan barbarlar olduğunu insanların kafalarına empoze etmeye çalışmışlar. tarihin başlangıcı olan türk kültürünü bilerek yok saymaya çalışmışlardır.
    Atatürk bu tip dezenformasyonları engellemek için Tarih kitaplarına Sümer Türklerini koydurmuş fakat ölümümden sonra inönü ve Menderes gibi devlet adamları Sümerleri sadece mezopotomyada kurulan başka bir medeniyetmiş gibi tarih kitaplarında yerini aldırmışlardır.
    Ziya Gökalp Türk Felsefesi( Tanrının Türkleri) adlı eseri oluşturmaya çalışırken buna dikkat çekmiş fakat ömrü yetmemiştir. Yine Türkçülüğün Fikir adamı, Ruh Adamı, Dava Adamı hüseyin nihal Atsız da Sümerlerin Tarih kitaplarından çıkarılmasına karşı gelmiş ve inönü ile ters düşmüştür.
    Daha eskiye gidersek Kaşgarlı Mahmut Divan-ı Lugat-ı Türk’te Türkçe’nin Arapça’dan üstün olduğunu belirtirken Sümer Türkçesinden faydalanmıştır ve Arapçanın Türkçeden ibaret olduğunu savunmuştur.

    Sümer efsaneleri ve Türkler;
    ORTA ASYA TÜRK EFSANELERiNDE SÜMER EFSANELERiNDEN iZLER:
    alıntı
    ilk olarak Promete’nin insanlara yazıyı, matematiği, astronomiyi, tıbbı, hayvanları evcilleştirmeyi, gemi yapmayı, kâhinliği öğrettiği efsanesi nedeniyle, batı dünyasında, bütün kültürlerin Yunanlılardan kaynaklandığı inancı yüzyıllar boyu süregelmiştir.
    Diğer taraftan, Tevrat da bir kısmı tanrı tarafından yazdırılmış, bir kısmı israilliler tarafından yaratılmış ilk dinsel ve edebî kitap olarak kabul edilmişti. Geçen yüzyıl içinde, Mezopotamya’da yapılan kazılardaki buluntular, çıkan binlerce yazılı belgenin çözülüp okunması ile her iki inanç da kökünden sarsıldı.
    Çünkü Promete’den an az 2000 yıl önce Sumerliler bunların hepsini bulmuşlar, yapmışlar ve kullanmışlardı. Diğer taraftan Tevrat’taki birçok konuların Sumerlilerden kaynaklandığı, metinler okundukça meydana çıkmış ve çıkmaktadır.
    alıntı

    Bilindiği gibi Sumerlilerin en önemli bulgularından biri, dillerine göre bir yazı icat etmeleri, onu geliştirmeleri ve kil üzerine yazarak zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamaları olmuştur.
    Bulunan belgeler arasında büyük değeri olanlar edebî yazıtlardır. Bunlar daha çok Sumerlilerin tanrıları ve dinleri ile ilgili konuları kapsamaktadır.
    Sumerlilerin dinleri ve edebî yapıtları gerek kendileri zamanında yaşayan, gerek daha sonra gelen Ortadoğu milletlerini etkisi altına alarak izleri, bir taraftan Yunanlılar yoluyla Batı dünyasına, diğer taraftan Tevrat ve Kuran’a kadar ulaşmıştır.

    Sumerlilerden Tevrat’a geçen konular üzerinde Batıda bazı yayınlar yapılmışsa da bu hususta ülkemizde bir yayın yoktur. aynı şekilde kuran’ın sümerlerden etkilendiği yönünde de çok az yayın vardır. bu gerek insanların dini sorgulamaktan çekinmesine, gerekse politik kaygılara bağlanabilir…
    oysa biz alenen yazıyoruz ki, tüm semavi dinlerin alıntı yaptığı, aşırımlar yaptığı din sümer dini, sümer dini’nin etkilendiği din ise orta asya gök tengri inancıdır.
    (bkz: varaka bin nevfel/@protest sanayici)

    Sumerlilerin dillerinin Türkçeye benzediği ve dağlık yerden göç ettikleri kanısı gittikçe yaygınlaşmaktadır.
    Bahaattin Ögel, Türk Mitolojisi temelinin uzay ve dünya ile ilgili inanış ve anlayış olduğunu yazmış. Sumer mitolojisinde de bu durum böyledir.
    Sumerliler yaradılış ve evrenle ilgili düşüncelerini toplu bir halde yazmamışlar. Ancak bunlar, destanların baş kısımlarında veya ortalarında kısım kısım anlatılmış. Aynı geleneği Türk destanlarında da buluyoruz.

    Sumer yaradılış efsanesine göre,
    alıntı
    önce her taraf derin ve geniş bir su ile kaplıydı. Bunun adı Tanrıça Nammu. Bu tanrıça sudan bir dağ çıkarıyor. Oğlu Hava Tanrısı Enlil onu ikiye ayırıyor, üstü gök, altı yer oluyor. Göğü, Gök Tanrısı An, yeri de Yer Tanrıçası Ninki ile Hava Tanrısı Enlil alıyor.
    Buna göre önce evreni meydana getiren suda olan Ana Tanrıça ile Hava Tanrısı’dır. Gök ve Yer birer tanrı değil onların sahibidirler.
    alıntı

    Türk efsanelerinde çok çeşitli yaradılış motifi vardır.
    Buna rağmen ana motif birbirlerine benziyor.
    ilk olarak evren büyük bir sudan oluşuyor. Tanrı Ülgen, bazısında insan olan kişi, bazısında şeytan olan Erlik ile bu suların üzerinde uçuyor. Birinde denizden bir taş çıkarak Ülgen’e konacak bir yer oluyor. Başka birinde Erlik, diğerinde kişi, bir diğerinde ise yaban ördeği suyun içinden toprağı çıkararak yeri meydana getiriyor.

    Bir başka anlatıma göre ise
    alıntı
    su içindeki Tanrıça Akana veya Ak-ene, Ülgen’e yeri ve göğü nasıl yaratacağını söylüyor. Ülgen de yere ve göğe “ol” diyor, onlar da oluyorlar (bahaettin Ogel).
    alıntı

    Ülgen’in yer ve göğe “olun” demesi ve evreni 6 günde yaratarak yedinci gün dinlenmesi Tevrat ve Kuran’daki Allahın “ol” diyerek yeri göğü 6 günde yaratması ve yedinci günü dinlenmesi motifi ile paraleldir.
    Sumer’de insanın yaradılışı:
    alıntı
    Sumer’de tanrılar çoğalmaya başlayınca kendi işlerini yapıp yetiştiremediklerinden yakınıyor ve bütün tanrıların yaratıcısı Tanrıça Nammu’ya gelerek işlerini yapacak kimseler yaratması için yalvarıyorlar. O da oğlu Bilgelik Tanrısı Enki’yi derin uykusundan uyandırarak tanrıların işlerini görecekleri yaratmasını söylüyor. Enki de annesine derin sudan çamur almasını, ona tanrıların görüntüsünde şekil vermesini, ona bu işte yer tanrıçası ile doğum tanrısının yardım edece*ğini söylüyor. Enki, “Ey anneciğim! Yeni doğanın kaderini söyle”, diyor, sonunda o bir insan oluyor.
    alıntı

    Türk efsanelerinde insanın yaradılışı:
    alıntı
    Bunların birinde tanrı Ülgen deniz yüzünde toprak parçası görüyor. Bu toprağa “insan olsun” diyor, o insan oluyor. Adı Erlik. Bu tanrı ile kendini bir tutmaya kalkınca, tanrı etleri çamurdan, kemikleri kamıştan 7 insan daha yaratıyor. Türk Memlük efsanesinde, bir mağaraya dolan çamurlardan, yağmur ve sıcak etkisiyle 9 ay sonra ilk erkek meydana geliyor. Buna “Ay Atam” demişler, tekrar mağaraya dolan çamurlarla 9 ay sonra da bir kadın dünyaya gelmiş. Buna da “Ayva-akyüzlü” demişler.
    alıntı

    Başka bir efsanede tanrı insan şeklinde 7 erkek ve 4 kadın yapmış. Diğer bir Altay efsanesine göre tanrı Ülgen insanın etlerini topraktan, kemiklerini taştan yapıyor. Kadını da erkeğin kaburgasından. Kadının, Tevrat’a göre Adem’in kaburgasından yaratılması, Adem ile Havva’nın cennetten kovulması motifi hakkında bahaettin Ögel kitabının 475. sahifesinde bazı yorumlar yapmışsa da yine bu hikâyenin kaynağı Sumerlilere dayanmaktadır.
    alıntı
    Sumerler’de Dilmun adında saf temiz tanrıların yaşadığı bir ülke var. Hastalık, ölüm bilinmeyen yaşam ülkesi. Fakat orada su yok. Su Tanrısı, Güneş Tanrısına, yerden su çıkararak orasını tatlı su ile doldurmasını söylüyor. Güneş Tanrısı istenileni yapıyor. Böylece Dilmun meyva bahçeleri, tarlaları ve çayırları ile tanrıların cennet bahçesi oluşuyor. Bu bahçede Yer Tanrıçası 8 şifa bitkisi yetiştiriyor. Bunlar meyvelenince Bilgelik Tanrısı Enki hepsinden tadıyor. Yenmesi yasak olan bu meyveleri yiyen Tanrıya, Tanrıça çok kızıyor ve onu ölümle lânetleyerek ortadan yok oluyor. Diğer tanrılar büyük güçlüklerle Yer tanrıçasını bularak tanrıyı iyi etmesi için yakarıyorlar. Tanrıça, Tanrının 8 bitkiye karşı hasta olan 8 organı için birer şifa tanrısı yaratıyor. Bunlardan 5 tanesi Tanrıça. Hasta olan organlardan biri kaburga. Onu iyi eden tanrıçanın adı, “Kaburganın Hanımı” anlamına gelen Nin.ti’dir. Bu kelimede Nin hanım, -ti kaburgadır. -ti’nin diğer anlamı “yaşam” dır. Bu hikâye Tevrat’a geçerken kaburgadan bir kadın yaratılmış ve -ti kelimesinin ikinci anlamı alınarak “kaburganın Hanımı” yerine ibranicede “Hayat Veren Hanım” anlamına gelen “Havva” adı verilmiştir.
    alıntı

    Özbeklere göre insanın ilk atası “Kil Han” imiş. bahaettin Ögel, bunun iran’da ki “Kil Şah’ın” bir devamı olduğunu söylüyor. Tevrat’taki “Adam”ın anlamının da kırmızı toprak olması çok ilginç…
    kil—->adam—>kırmızı toprak…

    Görüldüğü üzre gerek tek tanrılı dinlerde, gerek Türk efsanelerinde, Sumer’de olduğu gibi, evren sudan, insan topraktan meydana gelmiştir.
    Türklerin Yeraltı Dünyası hakkındaki inanışları da Sumerlilerin inanışına benzemektedir.
    Sumerlilere göre Yeraltı Dünyasında ölüler nehir yoluyla götürülüyor. Nehrin sonunda Yeraltı Tanrıçası Ereşkigal’ın 7 kapıdan geçilen sarayı bulunuyor. Oraya gitmek isteyenler için bazı yasaklar var. Aynı motif Türk efsanesinde de bulunuyor. bahaettin Ögel Kuran’daki Cennetin Irmağı(şol cennetin ırmakları akar allah deyu deyu) olarak yorumlamak istemişse de bunun Sumer’deki Yeraltı Nehri olduğu kuşkusuz. Aynı nehir Tevrat’ta, Şeol, Yunan’da Hades olarak bulunmaktadır.

    alıntı
    Sumer metinlerinde gök gürültüsü bulutlarını simgeleyen “imdugud” adlı kutsal bir kuş var. Bu kuş kaderleri veriyor, sözüne karşı gelinmiyor ve yardımlar yapıyor. O’nun kanatları açılınca bütün göğü kaplıyor.Bu kuş Akadlılarda “Anzu” adını alarak birinci yüzyıla kadar çiviyazılı metinlerde varlığını korumuştur. Bazen kartal olarak da algılanan bu kuş ve yılanla ilgi bazı hikâyeler var Sumer metinlerinde.
    alıntı


    Bunlardan birinde Aşk Tanıçası inanna, Tanrılar Bahçesinde dalsız budaksız bir ağaç yetiştiriyor. Ağacın tepesine Imdugud Kuşu, ortasında “Lilit” (bkz: lilith) isimli bir cin ve köküne de bir yılan yuva yapmış. Bu yüzden tahtasından yapmak istediğini yaptırmak için ağacı kestiremiyor. Gılgameş imdadına yetişip onları kaçırıyor ve ağacı keserek Tanrıça’ya veriyor.
    ikinci hikâyede ise; Kral Etana’nın çocuğu olmuyor. Çocuk yaptıran bitki gökte yer alıyor ama göğe çıkma imkânı bulunmuyor. bunun üzerine O, bir gün bir çukura düşmüş kartal yavrularını bir yılanın yemesinden kurtarıyor. Kuş buna çok seviniyor. Buna karşılık olarak, kralın otu alabilmesi için kanatlarının üzerine bindirerek göğe çıkarmaya başlıyor. Kuş her yükselişte aşağıda ne gördüğünü sorması üzerine kral evvelâ geniş bir alan olduğunu, gittikçe onun küçüldüğünü, en sonunda da birşey göremediğini, korktuğu için hemen indirmesini söylüyor.
    Üçüncü hikâyede ise; Kahraman Lugalbanda, Zabu ülkesinden kendi şehri olan Uruk’a dönmesi için, imdugud kuşunun dostluğunu kazanmak istiyor. Kuş yuvasında bulunmadığı zaman yavrularına yağ, bal, ekmek veriyor ve onlara bakıyor. Kuş yavrularına böyle güzel bakana candan dost olmaya, ona yardım etmeye karar veriyor ve Lugalbanda’nın şehrine rahatlıkla dönmesini sağlıyor.
    Bu üç hikâyedeki kuş ve yılan motifi orta Asya efsanelerinde çeşitli şekilde bulmaktadır. örneğin, Telüt Türkleri arasında Merküt soyundan bir boya göre sağ kanadını güneş, sol kanadını ay kaplayan kutsal bir gök kuşu vardır. Sibirya ve Orta Asya şamanları kartalı tanrı elçisi olarak görmüşler, Altaylıların Kögütey destanında kahraman Karabatur, atlarını çalan “Kaankerede” adındaki kuşu ararken onun iki yavrusunu ejderden kurtarıyor. Kuş da Karabutura atlarını geri veriyor. Yolda düşmanları tarafından öldürülen kahramanı, kuş hayat suyu vererek canlandırıyor.
    görüldüğü üzre bu altay hikayesi, sümer hikayesiyle neredeyse birebir aynı…bu anlatımı kırgız’ların ertöşük destanında ve uygur türkleri’nin bilge buka anlatımında da görmek mümkün.
    Zend Avesta‘dan gelmiş olabileceği söylenen bu masalsı kuşa iranlılar simurg, Araplar da Zümrüd-ü Anka demektedir. Türklerdeki Hüma kuşu, peygamberin hadislerinde Cennet Kuşu olarak bildirilen kuştur.
    cennette yer alan bu kuş, zaman zaman 7 kat göğe çıkıp tanrıya gidip gelmekte ve dolayısıyla tarih öncesi destanlara ve hikayelere konu olmaktadır…
    Çeşitli adlar almış ve efsanelere karışmış bu tanrısal kuş hikâyesinin i.Ö. en az 3000 yıllarında Sumerlilerde başlamıştır.
    Hüma kuşunun da aynı kaynaktan geldiği kuşkusuzdur…


    Görüldüğü gibi, Sumerlilerin imdugud kuşu, Akatlılarda Anzu, Araplarda Anka, Zümrüd-ü Anka, iran’da Simurg, Hindlilerde Garuda, Türklerde Hüma, adları altında çeşitli efsanelere konu olarak sürmüştür. Amerika yerlileri arasına kadar uzanan bu kuş motifi de Sumerlere ve hatta sümerler’den çok daha önceki öntürk kültürlerine dayandığı şüphesizdir…
    sümer kültürü ile türk kültürü arasındaki bir başka benzerlik ise kahramanlarıdır…Sumerlerde kahramanlar tanrılarla bağlantılı, insanüstü güçlere sahip kişiler olup ilk kahramanlıkları genelde ülkeye zararlı olan büyük güçteki hayvanı öldürmektir. Aynı motifi Türk kahramanlarında da görmekteyiz…
    Sumerler’de “7” temel sayı olarak görülüyor. 7 dağ aşmak, 7 kapı geçmek, 7 kat gök, 7 tanrısal ışık, 7 ağaç, gibi. Türklerde temel sayı “9” olmasına karşın 7 sayısı da bulunuyor. 7 iklim, 7 yıl, 7 gün, 7 gök kısrağı gibi…
    yine aynı şekilde, Türk Kaganı, tanrı tarafından çeşitli güçler verilerek insanları idare etmek üzere tahta oturtulmuştur. Sumerler’de tanrılar şehir beylerini kendileri seçerek ve güçler vererek kendileri yerine ülkeyi idare ettirmektedir…
    Türklerde dağlar tanrıya yakın sayıldığından kutsal olmuşlar. Sumerlerde de dağlar tanrılarla insanlar arasında bağlantı kurdukları düşüncesiyle kutsal sayılmış. Onun için dağ olmayan Mezopotamya’da Sumerliler tanrı evlerini yapay tepeler üzerine yapmışlar ve yüksek binalarla devasa yapılar bina etmişlerdir.(ziggurat)

    Sumerliler kendilerini “Karabaşlı” olarak adlandırırdı… Divan-ı Lûgat-it Türk, cilt III, s. 222’de, Türkler arasında erkek ve kadın kölelere “Karabaş” deyimi kullanıldığı yazılıdır. Manas destanında ise Manas ziyafete yalnız çağrıldığında yalnız başına bir yiğitiz anlamıda, “Karabaşlı Kişiyiz” demiştir.
    görüldüğü gibi sümer kültürü ile türk-öntürk kültürü ve mitleri arasında neredeyse birebir benzerlikler bulunmaktadır. tüm bu benzerliklere dil benzerliğini ve dil ailesinin aynı olmasını da eklediğimizde ve sümerler’in öntürklerin yaşadığı topraklardan mezopotamya’ya geldiğinin kabul gördüğünü eklediğimizde sümerler’in türk soylu bir kavim olduğu gün gibi aşikardır.
    (bkz: ön türkler/@protest sanayici)

    her zaman dediğimiz gibi;
    tarih türklerde başlar…dolayısıyla sümerler’de…

1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  
 
bitkisel tedavi
   
Bitkisel Tedavi | Dogal Tedavi | Gazete Haberleri | Sikayet Yolla | Tüketici Haklari | Aloe Vera | Nas?l Zayiflarim | Diyet Liste | Bitkisel Tedavi