1. Sayfa - Toplam 185 Sayfa var 1231151101 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 1843

Konu: CIA Böyle Öğretti

  1. #1
    bozok
    Guest

    CIA Böyle Çğretti

    CIA Böyle üğretti : Dokuz Sivil Bir Subay On Eder

    Bülent Esinoğlu
    acikistihbarat.com
    23.01.2008


    Propaganda, karşı propaganda, psikolojik savaş, karşı psikolojik savaş sürüp gidiyor. Bakalım bu işin sonu nereye varacak.

    Dokuz sivilin yanına bir subay veya astsubay koydunuz mu iş tamamdır. Bu işin ordu ile de ilişkisini kurdunuz demektir.

    Eğer bu on kişinin içinde bir milliyetçi gazeteci veya aydın da varsa yemede yanında yat.

    Artık bu gurubu yargılamasını ve sorgulamasını yapmadan çete diye ilan edebilirsiniz.

    Tutuklanmalarını, basına yayın yasağı olmasına rağmen, verdiniz mi operasyon başlamış demektir.

    Bu noktaya geldiniz mi psikolojik savaşın kurgulanması tamamlanmıştır.

    Son iki üç yıldır bu sistem psikolojik savaşın ana şablonu olmuştur.



    Duruma bakarsanız, Fethullahcılar bir sıfır öndedir.

    ülke dört bir taraftan kuşatılmış, ulusal pazarlar yabancılara terk edilmiş, toprak satışları bütün hızı ile devam ediyor, etnik ve dini bölünmelere uygun bir ortam oluşmuş ise ülkenin bu gidişatından hoşnut olmayanlar olacaktır.

    Duyarlı insanlar bir araya gelerek çıkış aramaya başlarlar. Durumdan farklı vazifeler çıkaranlar olacaktır. Meşru imiş gibi duran iktidarlar meşruiyetini yitirince buna karşı mücadelelerin de meşru veya meşru olmayan yollardan yürüdüğünü tarihten biliyoruz.

    Buna benzer tutuklamaların olduğunda, tutuklu gazeteciye "ordu ile ilişkili olduğunu söyle seni bırakalım" gibi konular gazete sayfalarına yansımaktadır.

    Fethullahçı kadroların ordu ile savaşta oldukça başarılı olduklarını söylemek fazla abartılı olmaz.

    Danıştay cinayetinden bu yana, suçlu diye yakalananların daha sorgulamaları bile yapılmadan ordu ve ulusalcılar ile ilişkilendirilmesi sürüyor. Televizyon ve gazeteler yayın yasağı olmasına rağmen tek taraflı yayın yapmaktadırlar. Kimsede ne oluyor diye sormuyor. üünkü operasyondan elde edilecekler iktidarın kazanç hanesine yazılıyor.


    şemdinli'de başlayan savaş devam ediyor. şemdinli operasyonlarında asıl hedef Büyükanıt'ın genel kurmay başkanlığını engellemekti. Orada başarılı olamayanlar veziri düşüremedik bari atı alalım çabasındadır.


    5 Kasımdan sonra bu işlerde artışlar olmuştur. Amerikanın baskısı var. şunu hazırlıyorlar,

    "tamam sınır ötesi hareket diyordunuz, işte o da oldu. Artık af ve diğer açılımları da yapın. Zaman müsaittir. üabuk olun."

    İçerdeki Amerikan işbirlikçilerinin Amerikan taleplerini sanki demokratik açılım gibi takip etmeleri bundandır.

    AKP'nin tavırlarının sindirme ve korkutmaya doğru yol aldığını görüyoruz.

    Halka bir şey vermeyen iktidarlar belli bir süreden sonra baskı ve korku ile uluslarını yönetmeye kalkarlar.

    En çıkmaz yol da budur.

  2. #2
    bozok
    Guest
    AKP Grubundaki Operasyonu Kim Sorgulayacak?

    Arslan Bulut
    Yeniçağ Gazetesi
    23.01.2008


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in yazılı açıklamasına göre İstanbul'daki operasyonda 33 kişi gözaltına alındı.

    Gözaltına alınanlar arasında emekli tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, avukat Fuat Turgut, Türk-Ortadoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol ve gazeteci Güler Kömürcü de bulunuyor.

    Başsavcı, konu ile ilgili yayın yasağı bulunduğunu hatırlattığı halde, gözaltına alınan kişiler, televizyonlarda Hırant Dink cinayeti, Danıştay Baskını ve Malatya cinayetleriyle ilişkilendirildi!

    Fakat Başsavcı soruşturmanın ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen patlayıcılara ilgili olarak yürütüldüğünü açıkladı!

    Biz bu yazıyı iki üç defa değiştirmek durumunda kaldık. üünkü yayın yasağı, gazetenin ilk baskısından sonra açıklandı. Dolayısıyla soruşturmanın içeriği ile ilgili yorumlarımızı çıkarmak durumundaydık.

    Fakat bazı televizyonlar bu saatten sonra, "isimleri yayınlayamıyoruz" diye duyurularda bulundu.

    Oysa isimleri açıklayan, soruşturmayı sürdüren savcıdır. Ve açıklamanın adı, "basın açıklaması"dır.

    Buna rağmen televizyonlar, savcının açıklamasını bile yayınlanmaya çekindi!

    Bu durum, nasıl bir korkunun eseridir tahmin edersiniz!

    Basın, artık gölgesinden bile korkar duruma getirilmiştir ve bu durum vahimdir!

    * * *

    Televizyonlarda haber "60 gözaltı" diye patlatıldığı dakikalarda AKP grubunda genel başkan Tayyip Erdoğan, az sonra TBMM Genel Kurulu'na sunulacak olan Vakıflar Yasası için milletvekillerinden destek istiyordu!

    Her ne kadar konu bizim dışımızda medyada gündeme getirilmiş olmasa da milletvekillerinin tamamı konu hakkında bilgilendirilmişti.

    Mesela, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, Vakıflar Yasası ile ilgili olarak, milletvekillerine "yasayı onaylamayın" diye mektup göndermişti.

    Ekici mektubunda,

    "ülkemizin geleceği açısından anayasa değişikliği hatta ondan daha önemli olan bu yasanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından hemen onaylanacağı açıktır.

    Zira bu düzenlemenin geçmişteki en büyük destekçisi ve mimarı bizatihi kendileridir.

    O halde, meselenin yüce yargıya intikaline gerek kalmadan, ülkemizin bir büyük felaketten kurtulmasının yegane çaresi sizlerin elinde demektir.

    Vakıflar Yasası Ayasofya'nın geleceğiyle yakından ilgilidir. Rum-Yunan lobisi, Ayasofya'nın kilise yapılması için bir milyon imza toplama kararı aldı. Bu yasa Sevr'den de ötedir"

    demişti.

    * * *

    Türban tartışmasının gündem saptırması olduğu kısa zamanda anlaşıldı.

    Televizyonlar gözaltı haberlerini abartırken Vakıflar Yasası'nı gündemine alan bile olmadı!

    Görüşü sorulan milletvekilleri, ekonominin dibe vurmaya başladığı bir zamanda gündemin siyasi söylem ve eylemlerle hızlı bir şekilde değiştirilmek istendiğini belirtti.

    * * *

    Hrant Dink cinayeti ve Malatya'daki cinayetlerle ilgili soruşturmada, tetikçilerin arkasında bulunan resmi görevlilerin soruşturulmasına izin verilmezken, kamuoyunun yakından tanıdığı kişilerin bu olaylarla anılarak basın tarafından kamuoyuna sunulması suçtur.

    Ve tazminat davalarına konu olacaktır. Fakat bu arada Vakıflar Yasası da Meclis'ten geçmiş olacaktır! Ondan sonra da Türkiye'ye geçmiş olsun!

    Vakıflar Yasa tasarısı, Türkiye'ye yönelik bir cinayettir! üünkü başta CIA olmak üzere bütün istihbarat servislerinin Türkiye'de vakıf adı altında örgütlenmesini serbest bırakıyor!

    İnanıyorum ki bu siyasi cinayet de bir gün yargı tarafından sorgulanacaktır!

  3. #3
    bozok
    Guest
    Utanmadınız mı?

    Muammer. Karabulut
    Tepkimiz.net
    21.01.2008



    Anadolu'da patrikhaneye bağlı bulunan metropolitler; İstanbul Kilisesinin ihaneti ve Türk Hristiyanları Yunanlılaştırma politikalarından dolayı, 21 (üarşamba) Eylül 1922 yılında aldığı bir karar ile İstanbul Rum Patrikhanesini tanımadıklarını ve "Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi"ni kurduklarını ilan ettiler.

    Adı geçen patrikhanenin ilk patriği de Türk oğlu Türk Pavli Karahisarlıoğlu - Papa Eftim (1884/1885 - 1968) oldu...

    Papa Eftim ve arkadaşları, Milli Mücadele yıllarının "az bilinen ordusu" olarak, Fener Rum Kilisesine ve Yunanistan'a karşı direniş gösterdiler.

    üyle ki, Türkiye Cumhuriyeti henüz ilan edilmeden, BMM'nin başına "Türkiye" gelmeden önce, 1 Mayıs 1921 yılında BMM'de "Müstakil Türk Ortodoks Kilisesi" kuruluşu tamamlandı.

    Böylelikle "Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi" Cumhuriyet'in temel kurumları arasında yer aldı.

    Aradan yıllar geçti. Cumhuriyet karşıtlığı ve var ettiği değerlere karşı durmak moda oldu. İşte o kurumlardan birisi olan ve günümüzde de "az bilinen" Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi dün basıldı-arandı.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu eylemi, bugün (23 Ocak 2008) Türkiye'ye gelecek olan Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis gelmeden bir gün önce gerçekleştirdi...

    Söylemek istediğim ne biliyor musunuz?

    Eğer dün Fener Rum Kilisesi aransa idi, bugün Türkiye'ye gelecek olan Kostas Karamanlis gelmekten vazgeçer, bir çok suç işleyen başpapaz Bartholomeos'un evi sabaha karşı aransaydı, Bush hemen Gül'ü arar ve Avrupa ayağa kalkardı.

    Fakat, aranan MİLLİ MüCADELE ile kurulmuş Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi olunca, Türkiye'deki bilinç yoksunluğumuzdan dolayı "hiç kimse Türkiye'de ne oluyor" demedi.

    Aynı bilinçsizlik sözde Türk Cumhuriyetlerinde de olduğundan, hiç bir Devlet Başkanı Ankara'yı aramadı.

    Sabahın ilk saatlerinde gözaltına alınan Sevgi Erenerol'un Papa Eftim'in torunu ve aynı evde kalan abisinin ise Türk Ortodoks Patrikhanesi Patriği Paşa ümit ERENEROL-Papa IV. Eftim olduğu ise kamuoyunun dikkatinden kaçtı.

    Türkiye'de yaşayan İNSANLAR hiç değilse bu ayrımı bir düşünün, işte o zaman nasıl bir oyun ile karşı karşıya kaldığınız anlayacaksınız.

    Dün basılan kilise ve aranan ev, Türkiye'de Fener Rum Kilisesi adına faaliyet gösteren ve onu ekümenik kilise haline dönüştürmek isteyen güçlerin marifetidir. Bundan daha büyük bir kanıt olamaz...

    Diğer tarafta ise ülkeyi idare edenlere seslenmek istiyorum; Türkiye Cumhuriyet'ini var eden değerler ile devlet yönetme anlayışınız ve arzuladığınız siyasi istemler ile çelişebilir.

    Laik Cumhuriyet'e karşı Bakanlar Kurulu kararı çıkartarak Nakşibendi şeyhi Ahmet Palazoğlu'nun cenazesini AKP'li bir bakanın katılımı ile de defnedebilirsiniz ama Yunan Başbakanı gelmeden bir gün önce "Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi" arama-basma hesapsızlığınız ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini idare edemezsiniz.

    Ancak kesinlikle yok edebilirsiniz!...

  4. #4
    bozok
    Guest
    Duyan, Bilen Var mı?

    Fatma Sibel Yüksek
    www.acikistihbarat.com
    24.01.2008


    Diyarbakır bombacısı olarak yakalanan on beş yaşındaki çocuğun arkasında bir terör örgütü tespit edilmiş mi?

    Bilmiyoruz?

    Devletin paraları ile yurtdışında bir takım bölücü konferanslara katılıp "Türkiye bölünecek" diyen 'milletvekili' kılıklı mağara ......... hakkında herhangi bir soruşturma var mı?

    Yok?

    Sınırötesi operasyonu dünya kamuoyunda "Kürtlere kırım uygulanıyor" şeklinde lanse etmeye hazırlanan, bu amaçla büyük bir kampanya başlatmış olan ve "dağda çadır kuracağını" açıklayan ayrılıkçılara "Siz siyasi parti misiniz, terör örgütü müsünüz?"

    diye soran var mı? Yok?

    DTP'li 'milletvekili' Pervin Buldan'ın devlet tarafından tahsis edilmiş resmi aracında uyuşturucu ve silah bulundu?

    Netice ne oldu, milletvekilliğinin düşürülmesi için herhangi bir girişim falan var mı? Yok?

    Meclis'te gözümüzün önünde Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlılık yemini edip de her gün bu yemine aykırı eylem ve söylem icra edenlere "N'oluyor?" diyen var mı?

    Yok?

    üzellikle Türk bayrağı asılı evlerin önündeki arabaları yakan çapulculardan kaçı yakalandı, kaçı tutuklandı, arkalarından terör örgütü çıktı mı? Bilmiyoruz?.

    "Diyarbakır'ın adı Amed olarak değiştirilsin" diyerek açıkça bölücülük yapan entel hakkında harekete geçen bir resmi makam gördünüz mü? Göremezsiniz?.

    Mustafa Kemal'in manevi huzuruna başında kapşon, elinde simitle çıkan soytarıyı bir tek Dışişleri yetkilisi uyarma ihtiyacı hissetmiş mi?

    Yok?.

    E benim de söyleyecek bir şeyim yok?Her şey ortada.

    Olup bitenleri bir avuç insanın yazıp çizmesinden ve sürekli bedel ödemelerinden hiç hicap duymayanların yolu açık olsun?

    Adı hala Türkiye Cumhuriyeti olan bu ülkede "Türküm" demek bir cesaret meselesi haline gelene kadar susanlar?.

    Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilirken kadeh kaldırırsınız artık (Cola Turka kadehi?)

    Tabii sıra size gelmemişse?.

  5. #5
    bozok
    Guest
    Devir teslim şakşakçıları


    24 Ocak 2008, Perşembe
    www.sol.org.tr


    AKP'nin son hamlesi kontrgerillanın Fethullahçı ağırlıklı bir yeniden yapılanmaya tabi tutulduğunu düşündürürken, AKP bu "operasyon"la aynı zamanda arkasındaki liberal rüzgarı büyütmeye çalışıyor. AKP'ci solun kuvvetli alkışı bu çabanın karşılığını bulduğunu gösteriyor.




    soL AKP'nin Ergenekon adı verilen kontrgerilla örgütlenmesinin uzantısı çeteye yönelik operasyonu hükümetin liberal rüzgarına sağdan ve soldan üfleyenler tarafından büyük bir tezahüratla karşılandı. AKP basını olarak adlandırılabilecek Yeni şafak, Zaman, Star, Sabah gibi gazeteler "derin devlet"in sonunu ilan ederken Birgün gibi gazeteler de operasyonu büyük bir sevinçle karşıladı. Kendisi Kadıköy'de aklı Washington'da Taraf gazetesi ise "okumayı bilene" operasyon öncesinde başladığı servisini "Kızılelma hoşaf oldu" başlığıyla taçlandırdı.

    "Devlet, derin devlete karşı"

    Sabah, operasyonu "Devlet, derin devlete karşı" başlığıyla duyurdu. Nazlı Ilıcak, Ergun Babahan, Erdal şafak ve Emre Aköz doğrudan operasyonu değerlendiren yazılar kaleme aldı. İçlerinde en coşkulusunun Aköz olduğu dikkat çekti. Sabah'ın Cumhurbaşkanı Gül'ün üankaya sofrasına misafir olduktan sonra iyice "tadından yenmez" hale gelen yazarı Emre Aköz, Ergenekoncuları üstün tarih bilgisiyle "Yeni İttihatçılar" olarak niteledi: "...tarihsel kökenleri, bizzat Atatürk'ün mücadele ettiği 'İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne dayanıyor. O nedenle bunlara 'Yeni İttihatçı' adını veriyoruz. Yeni İttihatçılar adam öldürüyor/öldürtüyor, bomba atıyor/attırıyor, provokasyon yapıyor, psikolojik harekat yürütüyorlar." Ilıcak ve şafak da Cumhuriyet ve İttihat Terakki (Teşkilatı Mahsusa) referanslarına başvurdu.

    Zaman, Yeni şafak ve Star'da da operayonun "derinliği"ne dikkat çekildi.

    Birgün'e "güzel" koktu

    AKP basını olarak adlandırılabilecek gazetelerin ve yazarların değerlendirmelerinde adımın "cüreti" vurgulanırken kapsamı ve sınırları konusunda yine de ihtiyatlı bir tutum sergilendi. Bu doğrultuda en ölçüsüz ve coşkulu değerlendirme Birgün gazetesinden geldi. "Ortalık güzel koktu" manşetiyle çıkan gazetede "Dün Türkiye'de aniden bir temiz hava akımı oluştu. Yakın tarihin kirli ilişkilerinin çok sayıda 'tanıdık çocuğu' aynı anda art arda gözaltına alındı. Tanıdık çocuklar'dan Veli Küçük de içeride..." içeride ifadelerine yer verildi.


    Taraf "taraf"

    Operasyon öncesinde gelmekte olandan haberdar olduğu anlaşılan, Pazartesi eski milletvekili Mehmet Elkatmış'la "çeteler" konulu bir mülakatının, operasyon günü de Ahmet Altan'ın "Ah şu çeteler olmasa hükümetin siyaset alanı nasıl genişleyecek" dediği yazısının yer aldığı gazete dün operasyonun kamuoyuna dönük mesajını veren "Kızılelma hoşaf oldu" başlığıyla çıktı. Yasemin üongar'ın kaleme aldığı "haber-analiz"de Susurluk gibi bir "milat" olarak nitelenen operasyondan askerlerle anlaşılmış olması ve ABD icazetinin altı özellikle çizildi.


    Paralize olanlar

    AKP şakşakçılarının yanısıra ne olduğunu anlayana kadar paralize olanlar ve RTüK tarafından konan yayın yasağına dört elle sarılanlar da vardı. Televizyonları ve gazeteleri ile Doğan grubu başta olmak üzere. Operasyonun açıklandığı saatlerde birkaç saat üç maymunu oynamanın tercih edildiği gözlendi.

  6. #6
    bozok
    Guest
    Roma'yı da bunlar yaktı, Kennedy'yi de bunlar öldürdü!


    Vedat Yenerer
    İnternetajans
    24.01.2008


    Hrant Dink'i; olaylara neden olacak, ortalığı ayağa kaldıracak kadar değerli kılan nedenler nedir?

    Türkiye?nin yetiştirdiği değerli vatan evlatları hunharca katledildiğinde ve sonrasında neden bu kadar kapsamlı gösteriler düzenlenip, şehit evlatlarımız anılmaz? Onların katlinde Hrant'ların, Belge'lerin ne kadar pay sahibi oldukları neden araştırılmaz?

    Korkunun sonucu yarım ağız kınama yapan papaz efendiler dışında hangi Ermeni kuruluşu ya da insanı, vahşice katledilen insanlarımız için kıllarını kıpırdatmıştır?

    Kocasının ardından ağıtlar yakan acılı eşi, onlarca insanımız Ermeni terörüne kurban giderken, biraz olsun acı hissetmiş midir? Bütün bu ifadelerden Hrant'ın katline haklılık getirmek gibi bir arayış içerisinde olduğum sonucu çıkartılmasın. Bütün cinayetleri kınıyorum ve insani açıdan esef duyanlara katılıyorum. Benim vurgulamak istediğim, vatan için yüreklerini ortaya koyan ve şehit edilen onlarca diplomat, yazar, gazeteci, asker ve polislerimize aynı ilginin ve özenin gösterilmeyişi ve duyarsızlığımızın her geçen gün artmasına karşı bir isyandan ibarettir. Vatanımız ve milletimiz için Hrant'lar ne yapmıştır? Aziz şehitlerimiz neler yapmıştır? Karşılaştırma yapmaya çalışmak bile mümkün değil. O zaman biraz daha dikkatli olmamız, ölçüyü kaçırmamamız gerekli değil mi?

    ünceki gün çok sayıda vatansever sadece AKP yönetimini işbirlikçi olarak niteledikleri için, gerekçesi hakkında doyurucu bir açıklama yapılmaksızın gözaltına alındılar. Bu operasyonun ABD Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'un, başbakanı program dışı olarak Pazartesi gecesi ziyaret etmesi ve 40 dakika görüşmesinin ertesinde, erkenden başlaması çok dikkat çekicidir.

    Gözaltına alınanların tamamının antiemperyalist olması da bir başka gerçektir. Din sahtekarları ve bölücülerin Tv kanallarında konuşmasına yasaklama gelmezken, bu gözaltıların haber olması, tartışılması alel acele yasaklanıyor. ABD ve AKP karşıtı herkes her an gözaltına alınabilir. Türk Ortodoks kilisesini de aramışlar. Hiçbir şey bulamadılar. Nedense Türkiye'nin altını oymaya çalışan Fener Rum Patrikhanesini asla aramazlar. Barzani cirit atıyor, dinci cemaatler vatanın altını oyuyor, işbirlikçiler vatanı satıyor ama hiç kimseye çete muamelesi yapılmıyor. Bir trafik cezası bile yememiş olanlar sadece milliyetçi oldukları ve işbirlikçileri deşifre ettikleri için katil ve terörist oldukları iddiasıyla, gözaltına alınabiliyor. Yakında Diyarbakır'daki patlamanın, Dağlıca baskınının sorumluları olarak da bu insanlar gösterilirse şaşırmayın. Hatta, New York'ta yıkılan ikiz kulelerin de.

    Bir gazeteci olarak soruyorum...

    1. Tutuklamalar neden Hrant Dink'in anma töreni ile aynı tarihe denk getirilmiştir? Verilmek istenen mesaj veya sağlanmak istenilen faydalar nedir?

    2. Etnik ve dini terör örgütleri ve çeteler menfi faaliyetlerini başta Ankara olmak üzere tüm illerimizde rahatça sürdürürken ve bunlara dahi bu nevi bir uygulamaya gidilmezken, bu operasyona neden gerek duyulmuştur?

    3. Basit bir memuriyete girişte bile noksanları olmasına rağmen, kişilerle ilgili inceleme gereği duyan mekanizmamız, devletin en üst ve sorumlu makamlarını işgal eden zatı muhteremlerle ilgili olarak neden işletilmez?

    4. Siyaset, tarikat, ticaret ilişkilerini ve yolsuzlukları araştırmak kimin görevidir? Bunların bir yazarımız tarafından mı ele alınması gerekir? Sorumlu makamlar ellerindeki bilgileri kullanmaktan neden korkarlar?

    5. Eroin ticareti ile zenginleşen, illegal faaliyetleri yanı sıra legal alanlara da girerek kara paralarını aklayanların üzerine neden gidilmez? Lüks ve pahalı tatil yörelerimizdeki çoğu turistik yerin sahipleri sürekli fakir olarak lanse edilen güneydoğu kökenli insanlarımızsa, bu nasıl fakirliktir? Yine bazı siyasilerimiz ile onlara yakın işadamlarının servetlerindeki ani astronomik yükselişler nasıl izah edilebilir, nereden buldun yasası neden işletilmez?

    6. Demokrasi çoğunluğun değil, doğruların rejimidir. Bunu algılamaktan aciz, halkla alay eden, Cumhuriyetin temel değerlerine en ufak saygısı olmayan din sahtekarlarına kanan bir çoğunluk varsa, illa onların dediği yapılacak diye bir kural mı vardır?

  7. #7
    bozok
    Guest
    Kuvvayı Milliyeciler ve Sabah Basın-Yayın Grubu

    Dr. M. Galip BAYSAN
    TARİHTEN YAPRAKLAR
    24 Ocak 2008



    Ak Partisi mensupları Cumhuriyet ve rejim hakkındaki gerçek düşüncelerini yavaş yavaş uygulamaya geçirmeye başladılar. Sosyal yaşamdaki kısıtlamalar ve değişiklikler kimseyi rahatsız etmemeye çalışılarak, ama ısrarlı bir şekilde işleme konuluyor.


    Size sadece bu günkü basit görünen ancak inanılmaz derecede Laik düzen ve Laik anlayışı sarsan bir iki olgu üzerinde durmak istiyoruz. şimdilik ortada Türban, Anayasa değişikliği ve üeteler var. Gelecek günlerde karşımıza nelerin çıkabileceğini artık tahmin edebiliyor ve bekliyoruz.

    Bilindiği gibi Türk toplumu gerek kültürel yapısı ve gerekse maddi imkansızlıkları nedeni ile "eğlendirici sosyal aktivitelere" katılmada özürlü olan bir toplumdur. Bu nedenle de en önemli eğlencemiz ve dış dünyaya açılma kapımız hep TV ler oluyor. En çok izlediğimiz programlar bilinen vurdusuz- kırdısız diziler ve yarışma programları oluyor. TV yayınlarından da özellikle önce devletin kontrolüne geçirilip sonra da "tek kişilik bir ihale" ile iktidar yakını ellere geçirilen, başta ATV olmak üzere Sabah Grubunun yayınları önde gidiyor.

    Bu yayın grubunun amiral gemisi olan Sabah Gazetesi Devletin kontrolüne geçtiği andan itibaren büyük değişikliklere uğradı. Biz okuyucuları en çok ilgilendiren gazetelerin mevcut basın tekelini kıran, özgür ve çağdaş yazarların egemen olduğu modern, tarafsız ve gerçekçi bir yayın organı olması idi. Bu nedenle her sabah bu gazete ile buluşmak ve köşe yazıları dahil baştan aşağıya okumak büyük keyif oluyordu. Ancak Devlet kontrolüne girdiği andan itibaren yazılarda ve görüşlerde büyük değişiklikler oldu. Yazıların kalite ve seviyesi çok düştü. Adeta iktidarın her yaptığını alkışlayan ve itiraz eden herkesi çamura bulamayı bir görev bilen, bunun için saldıran, adeta halkı aydınlatma ve bilgilendirme görevleri yerine belirli amaçların peşinde olan, bilinen bazı Ak Partisine paralel görüşleri kabul ettirmek için uğraş veren, militan bir yayın organı haline geldi. Bu konuda dikkatleri fazlası ile çeken, yeni isimlerden ikisi Nazlı Ilıcak ve Emre Aköz isimli köşe yazarları oldu.

    Nazlı Ilıcağın kim olduğunu ve ne zaman hangi amaçlara hizmet ettiği ve edeceği herkes tarafından çok iyi biliniyor. Ondan bahsetmeyi dahi gereksiz buluyorum. Ancak ikinci isim Emre Aköz bence gerek görüşleri ve gerekse üslubundaki kabalık ve sertlikle bu hanıma rahmet okutacak bir seviyede görünüyor. Tam bir Atatürk ve İnkılap düşmanı, çok hırslı ve saldırgan bir gerici gibi davranıyor. Konuyu daha iyi açıklayabilmek için size 23.Ocak 2008 üarşamba günkü yazısından küçük bir bölüm sunmak istiyorum. O zaman ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

    Bu yazıda yurt içinde mevcut bilinmeyen çetelerden bahsederken bu gizli yasa dışı örgütleri bir kalem atlatması ile " Kuvayı Milliyeciler" olarak tanımlıyor ve bakın nasıl devam ediyor:


    "Kuvvacılar adını verdiğimiz bir örgütlenme var ülkemizde. Bunlara kısaca çete diyoruz ama Mahir Kaynak'ın altını çizdiği gibi bunlar düpedüz eli silahlı bir siyasi hareket. Bunların bir ayağı devlet kurumlarında, emniyette, Jandarmada, sivil bürokraside ve hatta askeriye içinde adamları bulunuyor. Kuvvacı çetelerin görünen yüzü ise kimi derneklerde ( galiba Atatürkçü Düşünce Derneklerini kastediyor), ve medyada ortaya çıkıyor. üniversitelerde de uzantıları bulunuyor. Parti ve lider arayışı içindeler. Asıl eksiklikleri bunlar.

    Bu kişiler "ulusalcı-milliyetçi" adını verebileceğimiz bir ideolojiyi savundukları; "bağımsızlıktan", "anti-emperyalizmden" filan dem vurdukları için ..ilk bakışta Türkiye'nin selametini, refahını, mutluluğunu düşündükleri imajını veriyorlar. Halbuki asıl amaçlarını şöyle özetlemek mümkün:

    ? Avrupa Birliğine karşılar, çünkü AB'nin gerektirdiği "şeffaflık","hukuk devleti","demokratikleşme" gibi standartlar bunların çıkarına aykırı.

    ? Kürt sorununun çözülmesini istemiyorlar. üünkü bunlar saldırgan ve yayılmacı tipler. Kürt sorununu bahane ederek Kuzey Irak'ı istila etmek istiyorlar.

    ? Hükümete karşılar, beğensek de beğenmesek de halkın oyu ile iktidara gelmiş olan hükümeti devirmek istiyor, bunun için Orduyu kışkırtıyorlar.

    ? Otoriter bir rejimi arzuluyorlar. Demokrasiye karşılar. İşleri bürokratik elit tarafından yürütülmesini hedefliyorlar. Bunun için de piyasa ekonomisinin demir yumrukla yönetildiği Rusya ve üin'den ilham alıyorlar."

    Köşe yazarı yazısına bu grubun yaptığı eylemleri; Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması, 301 nci maddenin istismarı, Danıştay saldırısının organize edilmesi, Cumhuriyet Mitinglerinin tertiplenmesi, her fırsatta "Darbe" çağrısı yapmak, Türk- Kürt çatışmasını körüklemek, Hrant Dink ve Malatya katliamlarını planlayıp yürütmek olarak sıralıyor. Hedeflerine varmak için de silah ve mühimmat depoladıklarını, bazı TV kanalları, gazeteciler ve akademisyenlerle kendilerine uygun ortam yaratmağa çalıştıklarını, internet üzerinden ideolojik ve siyasal "sembolik" saldırılar, kampanyalar düzenlediklerini belirtiyor.

    Kısacası bu kişinin çizdiği tablo bizleri anlatıyor. Yani Atatürk ilke ve inkılaplarına gönül vermiş olan, Ak Partisinin boyunlara takmağa çalıştığı o ilkel, gerici, insanlarımızı özgür ve eşit vatandaşlar statüsünden çıkarıp kulluk statüsüne sokacak olan boyunduruğu reddeden, her türlü maddi avantajı iteleyip sadece ve sadece ulusunun mutluluk ve geleceğini düşünen insanları kastediyor. Ne çok kötü işler yapmışız da haberimiz olmamış. Bizim haberimizin olmadığı bu işler çok derin bilgi! Ve görüş sahibi! Bir köşe yazarı tarafından keşfedilmiş ve kamuya açıklanmış.

    Burada hemen şunu söylemek isterim ki günümüz şartları ve Ak Partisi İktidarı dönemi içinde, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu "Kuvayı Milliye Grubu" olarak anılan bir grubun üyesi olarak anılmak bana ve çocuklarıma ancak büyük bir onur verecektir. Eğer beni de aralarına kabul ederlerse "Kuvayı Milliye" anlayışına, ruhuna sahip insanlarla birlikte olmak, yasa içi kurallarla haksızlıklar, yolsuzluklar ve gerici akımlarla mücadele etmek her zaman için idealimiz olacaktır. Böyle özveriyle çalışan insanlar için ne ihtilal çağrısı, ne terör ne de ülkemizdeki yaşam ve mutlulukları bizlere emanet edilmiş olan gayrimüslimlerin canına kastetme, ne yabancı ve AB düşmanlığı, ne de öyle iddia edildiği gibi Kürt asıllı kardeşlerimize karşı düşmanca duygular besleme bizim anlayışımıza uymaz. üzellikle Demokrasi, kadın hak ve özgürlükleri, eşitlik, dürüstlük, doğruluk gibi kavramlara kimse bizler kadar sahip çıkamaz.

    Bilmediğiniz bir konuya açıklık getirmek isteriz. Mevcut iktidarın halk tarafından seçildiğini biliyoruz, ancak biz İstanbul basını, Saray ve destekçileri ile ulemanın büyük muhalefetine rağmen Mustafa Kemal Atatürk ve bir avuç arkadaşının Demokratik Türk devletini ne büyük zorluklarla kurulduğunu da biliyoruz. Sizlerin el birliğiyle yapmaya çalıştığınız Demokratik bir Cumhuriyeti- Teokratik bir cumhuriyete dönüştürme hareketlerinize tabii ki karşıyız. Böyle bir geriye dönüşün gelecekte Türk toplumunu tıpkı geçmişte olduğu gibi büyük sıkıntılara sokacağını görüyor ve yasal hakkımızı kullanarak önlemeye çalışıyoruz.

    Son bir konu da muhalefetle ilgili olacak. Demokrasilerde tıpkı iktidarlar gibi muhalefet de halkın oyu ile seçilir. üağdaş demokrasilerde muhalefetin sesini kısma gibi bir olay düşünülemez. Tam tersine görüşlerini açıklamak için her türlü imkan sağlanırken, sizler TRT dahil bütün yayın organlarını baskı altında tutmak, adeta muhalefeti boğmak istiyorsunuz. O zaman muhalifler seslerini duyurmak için çok değişik imkanlardan yararlanmayı düşüneceklerdir. Bilgisayar sistemleri bunlardan biridir. Böyle sitelerin varlığına alışmanızı, hatta teşvik ve destek sağlamanızı tavsiye ederim.

    Bunun yanında okuyucularımıza bundan böyle bu gazeteyi ve bu yazarları da dikkatle izlemelerini tavsiye ederim. Göreceklerdir ki saldırıcılık Kuvvacıların değil, asıl onların yapısında var. Belli ki bunun için Sabahta ılımlılar, efendi yazarlar birer birer tasfiye edildiler ve yerlerine özellikle iktidar yanlısı mesajlar verecek elemanlar getirildi. Son olarak ben yine de o güzelim Sabah gazetesinin bu hale gelmesine üzüldüğümü söylemek isterim. TV yayınları ile ilgili görüşleri bir sonraki yazımızın konusu yapmak istiyoruz.

  8. #8
    bozok
    Guest
    Kafa karıştıran operasyon!

    Sebahattin üNKİBAR
    Yeniçağ Gazetesi
    23 Ocak 2008


    Haberi biliyorsunuz. Aralarında Emekli General Veli Küçük, Avukat Kemal Kerinçsiz, Gazeteci Güler Kömürcü ve Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol'un da bulunduğu onlarca kişi polis tarafından gözaltına alındı.



    Medya'daki spekülasyonlara göre bu isimler şu iddialar için sorgulanıyormuş:

    1) Hrant Dink cinayeti.
    2) Danıştay'a yapılan saldırı.
    3) Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması.
    4) İki kilise rahibine yapılan saldırı.

    Söylenene göre gözaltına alınan isimler teknik takiple izlenmiş ve sonunda düğmeye basılmış.

    Kuşkusuz devam eden bir soruşturma ile ilgili olarak hem bilgisizliğimiz hem de hukuk gereği olarak bir şey yazabilecek durumda değiliz.

    Eğer iddia edildiği gibi bir suç varsa elbette suçu işleyen bunun cezasını çekecektir.

    Ancak hadisenin, yani operasyonun kamuoyuna sunulması şov biçiminde olmuştur.

    Gözaltına alınan bu isimler henüz soruşturma safhasındadırlar.

    Muhtemeldir ki bunların bir kısmını polis, bir kısmını da yargı serbest bırakacaktır.

    Hal böyle iken bu insanları bu biçimde afişe etmek neden?

    Soruşturma ya da araştırmaya gerek mi var?

    şov ya da gösteri yapmaksızın alırsın ifadelerini olur biter.

    Sorarım size, bunların içinde serbest kalacak olanların imajı bundan yara almayacak mı?

    İnsanların onur ve haysiyetleri ile bu şekilde nasıl oynarsınız?

    Peki Avrupa Birliği'nde var mı böyle bir uyguluma?

    Yoksa Avrupa Birliği kriterlerini siz sadece kendi çıkar ya da kutsallarınız için mi istiyorsunuz?

    Operasyonun Hrant Dink cinayetinin sene-i devriyesine ve AKP ile ikinci cumhuriyetçi medya güruhunun, malum Dink cinayetinin arkasında kimler var feveranının hemen sonrasına denk gelmesi ilginç değil mi?

    Yoksa yoksa bu operasyon onlar için mi yapıldı ya da bu isimler o malum güruhu tatmin için mi afişe ediliyor?

    İyi de bu ülkede iktidara teslim olmuş polisler olduğu gibi, gücünü hukuktan alan hakimler de var.

    Soruyorum Avukat Kemal Kerinçsiz niçin derdest ediliyor?

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı; ücalan'a "Sayın" şehitlerimize de "Kelle" dediği için üç kuruşluk tazminata mahkûm ettirdiği diye mi?

    Diyeceksiniz ki dur hele belki bir suçu var.

    Bekliyoruz. Suçu varsa cezasını elbette çekecek ama suçu tespit edecek olan da polis değil, yargıdır. Oysa polisin uygulaması peşin olarak suçlu ilanı gibidir..

    Biz gıyabında tanırız, ama Veli Küçük gibi şerefli bir Generale eğer şov uğruna böyle bir uygulama yapılıyorsa, işte o zaman bu ülkede artık her şey şirazesinden çıkmış demektir.

    Var olan görüntü, AKP'nin şımarmanın ötesinde fütursuzluğu arşa çıkardığının çizgilerini taşıyor.

    Hatırlayın, benzer şeyleri döneminde DP de yapmıştı.

    Ne dersiniz tarih tekerrür mü ediyor?

  9. #9
    bozok
    Guest
    Ergenekon'a gücünüz yetmez


    Rıza Zelyut
    Güneş Gazetesi
    25.01.2008




    Gazetelere bir bakın...

    Zil takmış oynuyorlar.

    'Ergenekon Operasyonu' adı altında derin devlet çökertilmiş imiş...İstanbul'da 33 kişi, terör örgütü kurdukları iddiasıyla gözaltına alındı ya; bu yaygara ondan.

    İşi derin devlete bağlamaya çalışanlar; derin devletin ne olduğunu bilmeyecek kadar cahiller... Derin devlet; her devletteki resmi bir yapılanmadır; bu kadarını yazalım; yeter.
    Türkiye'de milliyetçi olmak suç haline getirildi. Türk demek, bayraktan söz etmek sizin cani gibi gösterilmenize yol açıyor. Hrant Dink'i vuran çocuğun eline de Türk bayrağı sırf bu yüzden verildi. Türk kimliğini karalamak için. Son operasyonun içyüzünü bilmiyorum ama milliyetçi muhalefeti susturmak eğiliminin bir gösterisi gibi geliyor bana. Gözaltına alınan emekli general Veli Küçük üzerinden silahlı kuvvetleri; Avukat Kemal Kerinçsiz üzerinden de milliyetçilerin haklarını savunanları kötülüyorlar.

    Fethullahçı gazetelere bir bakın; nasıl da mutluluk çığlığı atıyorlar. Fethullah Gülen, dünyayı sömüren Batılı holdinglerin Davos toplantısında övülürken, içeride de holdingçi medya ile Fethullahçı basın aynı biçimde davranıyor.

    Fakat kimse gerçek darbeci Kenan Evren'den hesap sormaya kalkışmıyor. Bütün çaba işi tarihimizin sembolü Ergenekon'a bağlayarak milletimizi karalamak yönündedir.

    TüRKLüĞüN SEMBOLü

    Ergenekon; tarihe Türk adıyla geçen büyük milletin ortaya çıktığı bir vadi olarak kabul edilir.

    Son kitabım olan 'YABANCI KAYNAKLARA GüRE TüRK KİMLİĞİ' büyük ölçüde bu olayları anlatıyor.

    Ergenekon, 'dik yamaç' anlamına geliyor. Söylenceye göre; Türkler burada bir dişi kurttan türemişler ve demir dağı eriterek dağlar içinden yeryüzüne yayılmışlardır.

    Türklerin yaradılış efsanesinin doğduğu çevre olan Ergenekon, gerçek bir coğrafi alandır.

    Bugün; Rusya, Moğolistan, üin ve Kazakistan'ın sınırlarının birleştiği dağlık bölge; Ergenekon'un bulunduğu yerdir.
    Bu bölgenin doğusu-batısı, kuzeyi-güneyi binlerce sene Türklerin egemenliğinde kalmıştır. 1 milyonluk Türk, 55 milyonluk üin'in ordularını tepelemiş; Ergenekon'u vermemiştir.

    Ergenekon Türk milletinin varoluşunun simgesidir. Bu simgeyi; beş on kişinin kurduğu söylenen örgütle eş göstermek; tarihimize yapılmış en büyük saygısızlıklardan birisidir.
    Yine; bu saldırın bir parçası da gözaltındakileri, 'Kızıl Elma' ideolojisi ile bir gösterme yalanı ve karalamasıdır.

    Kızıl Elma, Türk milletinin dünyaya egemen olma güdüsünü ve düşüncesini ifade eden bir ideolojik kavramdır. Kızıl Elma ideolojisi, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesini yaratan ideolojidir. Bu ideoloji, Batı Roma'yı bile ele geçirme hareketi olarak örgütlenmiş ve Türk orduları bu yüzden İtalya'ya kadar ulaşmışlardır.

    İşte o sıralarda Avrupalı; Türk'ü kötü gösteren bir propaganda çalışması başlatmış; kilisenin önderliğindeki bu çalışma ile Avrupa halkı Türklere karşı direnmesini öğrenmiştir.
    Türk'ün Kızıl Elma'sına Avrupalı Megali İdea (Büyük Yunanistan) ile karşılık vermiş; bunu da Yunanistan eliyle hayata geçirmiştir. Bunun amacı; Yunanistan milliyetçilerini kullanarak Bizans İmparatorluğu'nu yeniden yaratmak ve elbette ki Türkleri Anadolu'dan atmaktır. Geçen gün Türkiye'ye gelen Yunanistan Başbakanı Kostas'ın isteklerine bir bakın. Megali İdea'nın temel şartlarını dayattığını göreceksiniz. Buna şu Fethullalhçı ve yeni liberal çıkarcı aydınlardan tek eleştiri geldi mi? Gelmez, gelmez...

    Kızıl Elma'ya karşı çıkanlar, Türklerin İstanbul'u fethetmesini hala kabul etmeyen Avrupalılar ile bunların içimizdeki uzantısı hain grubudur.

    Ne yazık ki bu grubun bir ayağını tarikatçiler, bir ayağını da liberal demokrat denen kesim oluşturuyor.

    Ve gazeteleri, televizyonları da büyük ölçüde bunlar yönlendiriyorlar.

    Bunların yalanlarını ve yanlışlarını da biz ortaya çıkartıyoruz.
    Allah izin verirse; çıkartmaya da devam edeceğiz...

  10. #10
    bozok
    Guest
    üçü bir arada...


    Yılmaz üZDİL
    yozdil@hurriyet.com.tr
    25 Ocak 2008



    - Merkezden atmacaya...

    - Dinliyorum.

    - N'apıyor şu anda?

    - Ayran içiyor amirim...

    - Tost da yiyor mu?

    - Peynirli.

    - Susurlukçu demek ki, basın evini!

    Ben hayatımda bu kadar dandik derin devlet görmedim arkadaş...

    Suikast yapacaklar, generalleri var, el bombaları var, tabancaları yok!

    Glock arıyorlarmış...

    - Neyimiz var stokta?

    - 1 tank, 3 jet, 2 denizaltı.

    - Tabanca yok mu?

    - Maalesef...

    - E olmadı ki.

    - 2'nci el obüs ayarlayabiliriz belki.

    *

    Maliye Bakanı da, mikrofonu unutup, "güzel güzel konuşan" YüK Başkanı için "isterse konuşmasın" demiş...

    Normali, istifa.

    Japon olsa, harakiri.

    Okurlar soruyor haliyle...

    "Kukla durumuna düşen YüK Başkanı hálá oturacak mı orada?"

    Oturmasın da n'aapsın şekerim?

    "İsterse konuşmasın"ı olduğu gibi, "sıkıysa istifa etsin"i de var bu işin!

    Otur dediler, oturdu.

    Kalk demeden, nasıl kalksın?

    *

    Bu arada...

    "Acaba şeriata mı kayıyor" denilen Türkiye, tam da "soykırım"la suçlanırken, Sudan'a "şeriat" getiren, "soykırımcı" sıfatına sahip misafirini ağırladı.

    Nefis zamanlama!

    Tutup, Atatürk'e götürdüler...

    "Kalk da gör, bak senin ülkene kimler geliyor artık" yazsın diye.

    Ama yazamadı.

    Parmağı hasta.

    Yardımcısına yazdırdı.

    O da kafada kapüşonla yazdı.

    Sanırım o da hasta.

    üşütmüş muhtemelen.

    Okurlar bu duruma da isyan ediyor tabii, "böyle rezalet olur mu" diye...

    Hakikaten olmaz.

    Cumhurbaşkanımız, zahmet edip Anıtkabir'e gelmeyen Suudi Kralı'nın oteline kadar gidip, nasıl devlet şeref madalyası taktıysa... Anıtkabir özel defterini de dürüp, koltuğunun altına sıkıştırarak, bunun oteline de götürmeliydi bence...

    Ayıp oldu adama.

1. Sayfa - Toplam 185 Sayfa var 1231151101 ... SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. CIA Böyle Öğretti (2)
    By bozok in forum Gündem
    Cevaplar: 2075
    Son Mesaj: 10-17-2011, 10:20 PM
  2. Var mı böyle bir terbiyesizlik?
    By bozok in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-09-2010, 05:08 PM
  3. Sürüleşmek böyle bir şey
    By bozok in forum Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-14-2009, 12:18 PM
  4. Yok böyle bir kurtarış!..
    By bozok in forum Spor
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-18-2009, 05:05 PM
  5. Yıkanmayı, Türkler öğretti
    By anau in forum Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-29-2008, 05:47 AM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajinizi Degistirme Yetkiniz Yok
  •  
 
bitkisel tedavi
   
Bitkisel Tedavi | Dogal Tedavi | Gazete Haberleri | Sikayet Yolla | Tüketici Haklari | Aloe Vera | Nas?l Zayiflarim | Diyet Liste | Bitkisel Tedavi